Anasayfa | Bayraklı | ENGELLİLERE ENGEL

ENGELLİLERE ENGEL

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

e yazık ki bu uyanık siyasetçi tipine halk inanmış. Onların boş vaatlerinin ardına takılarak kendilerini umutsuzluğun denizinde bulmuşlardır. Ülkemizde yaşayan 9 milyonu aşkın engelli

 

 

 

 

 

 

 

 

3 Aralık Dünya Engelliler Günü.

Takvimler, aylar, yıllar böyle söylüyor.

            Engellilere yeter mi? Bilinmez ama bir gün de olsa bütün dünya engellilerin sorunlarını, yaşamlarını görüşüp tartışıyor olacak. Engelli dostlarımızın yaşamlarını kolaylaştırabilecek şartlar araştırılıp çözümler üretilecek.

            Dünya’da bu böyle olurken bizde durum nasıl dersiniz?

            Bizdeki sorunlar engelliler için hiç de iç açıcı değil. Engelli kardeşlerimizin sorunları üst üste yığılmış, katmer katmer acılar yükü olmuş.

            Engelli kardeşlerimizin ne yazık ki sorunları ne fark edilebilmiş ne de fark edilen sorunlara çözümler üretilebilmiş. Bütün yük anne, baba ve kardeşlerin ellerinde, yüreklerinde düğümlenip kalmış.

            Evde başlayan çaresizlik sokakta büyüyüp devletin kapısında çileye dönüşmüş.

            Ülkeyi yönetenler her işte olduğu gibi engelli kardeşlerimizin sorunları karşısında da bol bol nutuk çekip insanları kandırmayı iş edinmişler.

            Ne yazık ki bu uyanık siyasetçi tipine halk inanmış. Onların boş vaatlerinin ardına takılarak kendilerini umutsuzluğun denizinde bulmuşlardır. Ülkemizde yaşayan 9 milyonu aşkın engelli yurttaşımız siyasetçinin yaratmış olduğu bu umutsuzluğun çaresizliğini devletin kapısında çare olarak arar hale gelmiştir.

            Engelliler için çaresizliğin çözümü çare olarak devlete kalmış.

Peki devlet bu çaresiz dostlarımız karşısında hangi çareleri üretmiş, sorunların çözümü için neler yapmış?

            Devletin tek yaptığı iş engelli yurttaşlarımıza yeni engellerden başka bir şey olmamış. Engelli kardeşlerimizi diğer yurttaşlarımız konumuna koyarak onları kurumların kapısında oradan oraya sınavdan sınava sürüklemiş. Kurum sınavlarındaki incitmeler ve işkenceler yetmezmiş gibi KPSS denilen içinde tuhaflıklar, gariplikler dönen sınavlara da 35 TL karşılığında sokuvermiş. Üstelik bu sınavları yaparken her ilde belirli okullarda bütün engellileri bir araya getirerek onları birbirleriyle yarıştırmış. Bütün bunları yaparken de engellilere baraj koymayı unutmamış.

            En son incitme ve işkence sınavı 28 Kasım 2010 tarihinde yapılmış. Adına KPSS dediği bu sınavda bütün engelli kardeşlerimizi bin bir soruyla karşı karşıya bırakmış.

            Haksız, adaletsiz, eşit olmayan koşullarda bütün engelli kardeşlerimiz önlerine konulan sınavı ve barajı aşabilmek için umuda değil kalemlerine sarılmış.

            Kimileri engelli arabaları üzerinde önlerine tutuşturulan masalarda soruları çözmeye çalışırken, kimilerinin de elleri kalem tutmadığı için yazılar ters düşmüş. Kimileri konuşmada zorluk çekerken, duymayan duyularıyla konuşmayan dillerini şaşkınlıkla ısırmış. Bütün bunlar sınav denilen salonda yüreğin yalnızlığında acı çekerken dışarıda bekleyen anneler, babalar, kardeşler onlardan daha beterini yaşamış. Birbirine benzeyen insanlar çocuklarının geleceklerini, endişelerini paylaşmış.

            Endişeler, korkular, çaresizlikler, önlerine konulan engeller engelli kardeşlerimizin yaşamlarının üzerine düşen bir karabasan olmuş.

            Bu karabasanı anneler, babalar, kardeşler şu sözcüklerle dinlendiriyorlar.

‘Biz ölünce bizim çocuklarımıza kim sahip çıkacak? Çocuklarımızın geleceği yok, sigortası yok, çocuklarımızın işi yok, engelliler adına mecliste yapılan edilenlerden haberimiz yok. Bizler yardım istemiyoruz. Devletten çocuklarımıza iş istiyoruz. Çocuklarımızın işi olsa da olmasa da sağlık güvencesinden yararlansınlar istiyoruz. Bu nedenle engellileri ve çocuklarımızı koruyan devleti arıyoruz.’derken her sınavın sonunda stresin çocuklarını farklı duygulara sürüklediğini psikolojik ve ruhsal sorunlar yaşadıklarını da söylemekten kendilerini alamıyorlar.

            Anne ve babaların serzenişleri böylesine sürüp giderken engelliler için sınav denen garabetin neden konulduğunu anlamak gerçekten olanaksız.

            İnsanlar hem engelli olacaklar, hem de birbirleriyle yarışacaklar. Engelli kardeşlerimizin önüne sınav denilen o garabet engeli konulacak, haydi bunu aş deyip birbirleriyle yarıştırılacak.

            Bu nasıl zihniyettir, bu nasıl bir görüştür, bu nasıl bir düşüncedir. Anlayan varsa ses versin.

            Devletin görevi insanları mutlu edip önlerindeki engelleri aşmak değil midir?

            Devletin varlık nedeni insanların her türlü güvenliğini sağlamak değil midir?

            Devlet kendisine sosyal anlamını yüklemiş ise bu devletin 9 milyon engelli için sosyal devlet olabilirliğini göstermez mi?

            Bu nasıl bir devlet anlayışıdır ki 50.000 kişilik engelli kadromuz var diye böbürlenilir. Engelliye umut olarak uzatılır ve derhal engellinin önünden geri çekilir. Bu safsatayı sürdürenler devlet ya da hükümet olabilir mi?

            İşte bütün bu sorular çerçevesinde 3 Aralık Dünya Engelliler Günü ülkemizde ve bütün dünyada kutlanmış olacak. Hiç değilse bugün de hep birlikte hep beraber 9 milyon engellimize bir şeyler yapabilmenin özlemini hep birlikte söylemeliyiz.

            Bugün bu dostlarımız engelli olabilir, bütün bu istemler onlar için olabilir, yarın bizlerin de en tepeden en aşağıya kadar hepimizin engelli olmayacağını kim söyleyebilir? Kim bu işin güvencesini verebilir?

            Devlet devletliliğini yapmalıdır. Engelli yurttaşlarımıza eğitimlerine göre iş vermeyi sosyal devletinin anlayışından saymalıdır.

            Sınav engelliler için bir haksızlıktır, adaletsizliktir, eşitsizliktir. Engelli dostlarımız yaşam karşısındaki sınavını başarıyla vermektedir. Devletin dostlarımız için sınav diye bir lüksü olmamalıdır. Engellilerin önüne konulan sınav engeli insan haklarına aykırıdır, bir insanlık suçudur.

            3 Aralık bütün dünyada ve ülkemde engelliler günü olarak kutlanacaksa engellilerin önüne konulan engel derhal kaldırılmalıdır.

            Bütün dostlarımızın, can kardeşlerimizin 3 Aralık Engelliler Günü’nü kutlar, onlara adaletin, hukukun, insan haklarının hüküm sürdüğü bir devleti özlediğimizi bütün dünyaya ve ülkemizi yönetenlere haykırırız.

            Aşkın, ışığın, aydınlığın hüküm sürdüğü bir ülke özlemiyle hepinize saygılar sunarım.      Gününüz kutlu olsun.

                                  

 

                                                                                                Aşur EYLEN

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2