Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Demir Kapı, Kör Pencere…!
İNSANLARIN, siyasi partilerin, devletlerin ve yönetimlerin yaşamları hiçbir zaman düz bir çizgi izlememiştir.
Dağların ve vadilerin iniş ve çıkışları, insanların ve örgütlenmelerin yaşamına benzer. Düm düz, bir yolun sonu, bakmışsınız bir yokuştur. Her inişin de bir çıkışı vardır. Hayatta aynen böyledir. Bakmışsınız zirvedesiniz, bir an gelmiş rakımınız sıfır olmuş. Asılmışsınız, kesilmişsiniz, idam edilmişsiniz, işkencelerden geçirilmişsiniz ve cezaevlerinde çürütülmüşsünüzdür. Ama öyle bir zaman gelir ki, çekilen bunca acılardan ve ödenen bedellerden sonra “Yepyeni bir hayat filizlenir, dağların doruklarından.” Kaskatı yürekler yumuşar, gözlerde küçük pınarlar oluşur. Kanlı ceza evleri müze olur, vatan haini olarak gördüklerinizin, heykelleri dikilir. Seneler geçse de, onları her zaman anar ve unutmadığımızı, unutmayacağımızı duyururuz. Unutulmayanlar, her dönem de haklı olanlardır.
“Kanlı cezaevi, Ulucanlar müze oldu. Buradan, kimler geldi kimler geçti? Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Erdal Eren ve Necdet Adalı’nın idam edildiği kanlı cezaevi. Ayrıca “Hayata Dönüş” adı verilen operasyonda 12 tutuklunun öldürüldüğü cezaevi. Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit’in, Yılmaz Güney’in ve Leyla Zana’nın ve daha bir çok tanınmış ismin tutulduğu cezaevi. Altındağ Belediyesi tarafından müzeye dönüştürülen cezaevinin, tecrit odalarına 22 mahkumun bal mumundan yapılan heykeli yerleştirilmiş. Cezaevi avlusundaki dilek ağacının dallarına bir dönem tutuklu kalan, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet Ran, Yılmaz Güney, Necdet Adalı, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin inan, B. Ecevit, Fakir Baykurt, Hüseyin Cahit Yalçın, Muhsin Yazıcıoğlu ve Osman Yüksel Serdengeçti gibi bir çok ismin fotoğrafları asılmış. Yılmaz Güney’in kravatı,Bülent Ecevit’in şapkası ve kravatı, Deniz Gezmiş’in kendi el yazısıyla Roma Hukuku ders notları,sigarası ve üzerinden çıkan paraları, Yusuf Aslan’ın kaşkolu, Hüseyin İnan’ın idamının ardından üzerinden kesilerek çıkarılan fanilası, Mehmet Pehlivanoğlu’nun kardeşine yazdığı mektup, Muhsin Yazıcıoğlu’nun namaz takkesi,seccadesi,süveteri gibi eşyalar da koğuşlarda sergilenmiş. Ayrıca Denizlerin asıldığı “darağacı da” müzede yer almış.
Birinci şubelere yolu düşenler iyi bilirler, Ulucanlar cezaevinde yaşananları. Gözün bağlı, nereye gidip geldiğini bilemezsin. Beton ve eski üskü cul üstünde sorgunu beklersin. Demir kapı kör bir pencereden ışık süzmesini izlersin. Koğuşların en üstünde kocaman bir vantilatör durur, bunun ne işe yaradığını işkenceler başlayınca anlarsın. Yan odadan çığlıklar gelmeye başlar, biraz dinlersin sonra vantilatör başlar horuldamaya sıranı beklersin. Vantilatör susunca, işkencelerde susar.
Ulucanlar cezaevi Müzesi Proje Genel Koordinatörü Deniz Yavuz,” Müzemiz açılış için gün sayıyor. Süreç uzun ve yorucuydu. Mahkûmlarla ve aileleriyle görüştük. Onları ikna ettik. Başta bize itimat etmiyorlardı. Eski defterleri açmayın kapatın,” diyorlardı. Aileler eşyaları bize güvenerek müzemize bağışladı. Çok ciddi bir projeydi. Ankara için çok büyük bir kazanım oldu Ulucanlar Cezaevi müzesi,” dedi. Yurttaşlardan gelen istek üzerine özel bir bölüm oluşturdukları söyleyen Yavuz, “Tecritlerin (tek kişilik koğuşlar) üst bölümünde, gelen talep üzerine cezaevi koşullarının daha iyi anlaşılabilmesi adına bir tecrit odası oluşturduk. Burada ortamı görmek isteyen kişiler, cüzi bir ücret ödeyerek 15 dakika veya bir saat kalacak. Üzerlerindeki saat, telefon alınacak. Cezaevi ortamını yaşayacaklar. Kelepçelenecekler, gardiyan eşliğinde hücreye konacaklar. Süreleri dolmadan çıkarılmayacaklar. Ayrıca müzenin koridorlarındaki hoparlörlerden işkenceleri yansıtan çığlık sesleri duyulacak. Tutsaklıkla özgürlük arasındaki farkı anlayacaklar” dedi. Düşünenlerin ellerine ve akılların sağlık. Ne güzel değil mi? Darısı Madımak’ın başına. Nazlanmadan Madımağı da müze yapalım. Darbecilerden ve işkencecilerden hesap soralım.
İyi bir gelecek, bedel ödenmeden gelmiyor. Güzel günler, elerimizde…



del.icio.us
Digg
Yorum gönder