Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Krizde Türkiye
Ama yine de krize çok iyi dayandık
Merhaba değerli efemdergisi okuyucuları. Yaklaşık 1 yıl süren bir aradan sonra yazılarımızla ekonominin ve piyasaların nabzını tutmaya devam edeceğiz. Yazılarımıza ara verdiğimiz bu 1 yıllık süre içinde şu anda bize normal gelen ama aslında eski normlara göre oldukça sıradışı olan gelişmeler oldu. Bu süreçte finansal piyasalarda dibi gördük ve yukarı döndük. Reel ekonomide ise hala bir dip arayışı yaşanmakta. İşgücü piyasasında ise özellikle ülkemiz açısından dip arayışı bir süre daha devam edecek.
“Teğet geçti” demişti ya sayın Başbakan hiç de öyle olmadığını hep birlikte gördük. Bilakis krizi iliklerimize kadar hissettik. Son açıklanan rakamlarla birlikte Milli Gelir rakamları kıyaslandığında dünyanın en çok küçülen üçüncü ekonomisine sahipken, işsizlik rakamları tek hanelerden yüzde 15’ler seviyelerini gördükten sonra, çok sağlıklı bir ölçüt olmasa da borsamız 58 binlerden 20 binli seviyeleri görmüşken krizin teğet değil merkezimizden geçtiği yorumu abartılı olmasa gerek.
Ama yine de krize çok iyi dayandık.
Bu perhize bu lahana turşusu da ne şimdi diyorsunuz. Krize hiç bir bankamızı kurban vermedik, finans sektörümüz çok sağlam durdu. Finansal sistemin sağlam olması kriz sonrasında daha hızlı toparlanmamıza yardımcı olacağı için diğer ülkelere göre oldukça şanslıyız aslında. “Diğer” ülkelerden kastımızın ABD, İngiltere, İspanya gibi gelişmiş ülkeler olduğunu ve bu ülkelerde her gece kayan yıldızlar gibi bankaların battığını söylediğimizde, bankalarımızın nasıl sağlam durduklarını gayet net bir biçimde ortaya koymuş oluyoruz.
Peki bankalarımız bunu nasıl başardı?
Bu aslında çok da abartılacak ya da başarı olarak nitelendirilebilecek bir olgu değil. Bankacılık sektörünün bu sağlam duruşu biraz genel ekonominin aleyhine olan fırsatçılık, biraz da Türkiye de tutsat (mortgage) piyasasının çok yeni ve dar oluşuna bağlı. Bir önceki sebebimiz doğru yorumlandığında, bu sebep global krizin Türkiye’yi neden ve ne kadar etkilediğini tek başına açıklamada yeterli olacaktır.
Fırsatçılık, 1994 ve 2001 krizlerinden (ve özellikle 1999’daki Demirbank tecrübesinden) ağzı yanan bankalarımızın, olabildiğince nakitte kalmak için; özel sektöre yatırım için, üretim için verilen ya da bireylere kişisel tüketim için verilen kredi musluklarını kapatmasıdır. Aslında bu gayet doğal bir reflekstir ve de olması gerekendir. Fırsatçılık o dur ki, krediler genel ekonominin, iş yapanların, KOBİlerin aleyhine gereğinden fazla kısılmıştır. Bankalarımız ellerindeki nakit fazlasını istihdam yaratan, alım yapan ekonomik aktiviteyi artıracak ama batma tehlikesi bulunan KOBİ işletmecisi Mehmet Bey yerine, zaten yüzde 22 gibi fahiş bir faiz veren ve de batma tehlikesi bulunmayan devlete borç vermek yani Hazine kağıtlarını almak için kullandılar. Ve böylece tüm dünya bankaları zarar yazarken bizim bankalar faizlerin de hızlı şekilde düşmesiyle karlarını önceki seneye göre neredeyse yarım kat daha artırmışlardır. Böylece KOBİ sahibi Mehmet bey iflasını açıklamış, iflasıyla birlikte 10 alacaklı firma alacaklarını alamadığı için zarara düşerken, Mehmet bey tarafından istihdam edilen ve ekonomiye katkı sağlayan belki 100 işçi de işsiz kalmış, harcama yapamamış ve kriz daha da derinleşmiştir.
Bankalarımızın hesap etmediği ya da etmek istemediği ise, karları hazine faizlerinin düştüğü bu kısa dönem için katlanmıştır belki ama, yüzde 22’lerden yüzde 11’lere gelen faizlerle birlikte, yani faizler dibe vurduğunda yüzde 11’le devlete borç vermektense yüzde 20’yle kredi verebileceği Mehmet beyin KOBİ’sinin artık piyasada olmadığı, yani bu hızlı kar artışının sürdürülebilir olmadığı gerçeğidir. Yani tercih ettikleri yol zahiren ya da kısa vadede yararlı olsa da; batınen kendileri için de genel piyasa için de zararlı olandır, bankaların günü kurtarması krizi biraz daha derinleştirmesidir.
Sonuç olarak kriz bizi teğet geçmedi, çok sarsıldık. Ama bankalarımızın ve finans sektörümüzün krize karşı izlediği politika bu sarsıntıyı çok daha şiddetli hissetmemize neden oldu. Herşeye rağmen, diğer ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’nin biraz daha şanslı olduğunu da göz ardı etmeyelim.



del.icio.us
Digg
Yorum gönder