Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
HADİ ÖDE!
Almış eline kâğıdını-kalemini, istatistikî bir araştırma yapıyor.
Bizim İlçe Müdürlüğünde görevli Fikret Bey: “Müdür Bey size de sorayım. Bir çiftçi 50 dekara ne ekerse geçimini sağlar; kara geçer” dedi. Aldı beni bir düşünce; hadi ver bu soruya cevap da senin babayiğitliğini göreyim. 50 dekara ne ekerse geçimini sağlar, kara geçer? Soru bu… Oldukça basit bir soru.
Tam silajlık mısır biçimlerini kontrol etmek için arabaya binmek üzereyken sorulan bir soruydu. Hiç beklemediğim bir zamanda; hiç beklemediğim bir soruydu. Bir an durdum gerçekten ne ekerse geçimini sağlar ve kara geçebilirdi çiftçi. Bir an önce kurtulmak istiyordum. Araba çalışır durumda Erol bekliyordu. İşi şakaya vurdum. Davul tozu ekip, minare gölgesi biçecek dedim.
Tabii bu işin şaka yönü, bir de sorunun şokunu atlatmak ve zaman kazanmak için kullanılan bir geçiş cümlesiydi. Artık kurtulamazdım. Zamansız ve yersiz bir soruydu ama çok ciddi bir soruydu. Ben kendisine diğer arkadaşlarımın da bulunduğu bir ortamda – dedim ya tam göreve çıkmak üzereydim. Bizim çay ocağının dış kapısı önünde sormuştu- Fikret Bey istersen bu soruyu tam tersten alalım dedim. Öncelikle bu çiftçi kaç kişilik bir aile? Bunların içerisinde çalışan var mı? Aylık zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak para ihtiyaçları nedir? Dedim. Bir defa bu ailenin aylık para ihtiyacını bilmeliyiz ki öncelikle bu ihtiyacı karşılatalım. Sonra da üzerine biraz kazandırarak kara geçirelim. Bir defa biz bu ihtiyacı bilmiyoruz. Dedim ve ayrıldım.
Daha sonra soruya cevap bulurum diye sanki Fikret karşımdaymış gibi kendi kendime konuşmaya başladım. Çünkü her çiftçi ailesinin zorunlu ihtiyaçları çok farklıdır. Örneğin cep telefonu zorunlu ihtiyaçtır. Hadi öde. Elektrik, su zorunlu ihtiyaçtır. Hadi öde. Yaşamak ve tarlada çalışmak için yemen lazım. Zorunlu ihtiyaçtır. Hadi öde. İlçeye ve şehre gitmen gerekiyor. Yürüyemezsin dolmuş, otobüs parası gerekiyor zorunlu ihtiyaçtır. Hadi öde. Çıplak gezecek halin yok ya, elbise alman lazım zorunlu ihtiyaçtır. Hadi öde. Hadi öde. Hadi öde… Ödemek bir türlü bitmez ki canına yandığım.
Çoğu çiftçide yok ya hadi olduğunu var saydık. Anasını sattığımın 50 dönümlük arazinin sürümü için para lazım. Hadi öde. Ekimi için para lazım. Hadi öde. Ekilen bitkiye göre çapa gerekebilir. Hadi öde. Sulama suyu için para gerekli. Hadi öde. İlaçlamak için para lazım. Hadi öde. Hasat için para lazım. Hadi öde. Ürünü sattın parasını alacaksın… HADİ O DA NE…
Yahu kardeşim biraz akıllı ol, uslu ol. Hiç bu zamanda, insanların burnundan soluduğu bir sırada böyle bir soru sorulur mu? 50 dönümlük bir yere çiftçi ne ekerse geçimini sağlar ve kara geçermiş miş de miş… Bak; bak bizimkinin lüksüne bak. Böyle bir soruyu nereden çıkardıysa. Hem geçimini sağlatıyor. Hem de kara geçiriyor. Hem de çiftçiyi. Kardeşim sen kafayı mı üşüttün yoksa bize sorup, bize de mi kafayı üşüttüreceksin. Bu kafa zaten kendimizi -devletin aylık maaş desteğiyle- zar zor geçindiriyor. Allah Allah !
Ben ne bileyim. Benim hesabım öyle değil ki. Ben ne ekerim, ne de biçerim. Ben bir kere ekmişim sonra hep biçiyorum. Ölene kadar da biçeceğim. Hatta öldükten sonra da benden sonrakiler biçecekler. Biç biçebildiğin kadar. Biçmekle bitmez ki.
Ben aylık hesabımı bilgisayarda programlamışım. Yıllardır her ay da nerede bir eksiklik var, neresini ne şekilde düzeltirim diye de yeniliyorum. Zaman içerisinde bilgisayar programcılarını bile kıskandıracak bir program olmuş. Aylık harcamalar diye bir dosya açmışım. Orada bir exel dosyası yapmışım. Bir tarafa gelirler hanesini, diğer tarafa giderler hanesini koymuşum. Ben ayın on beşi diyince yalnızca bu hanelerin karşılıklarına gelirler ve giderler rakamlarımı yazıyorum. On onbeş dakika, bilemedin yarım saatte aylık hesaplamalarım, harcamalarım ve param bitiyor. Sonra bekliyorum ikinci ayın 15’ ini o kadar. İşim çok basit. Ben hesaplamıyorum. Bilgisayar kendisi hesaplayıp, kırmızı hanede de -kırmızıya boyadığım hanede- sarı büyük rakamlarla gözüme sokarcasına sonucu bana gösteriyor -aslında bunun böyle olmasını ben istedim-. Genellikle de eksi rakam gösterir kerata.
Çok şükür biz de dört kişilik bir aileyiz. Şimdilik yıllarca olduğu gibi yalnız ben çalışıyorum. Gelirler hanesine maaşımı, ev kirasını bir de zaman zaman gelen diğer birkaç kuruşu ekiliyorum. Al sana gelir hanesi. Ondan sonra geçiyorum giderler hanesine ana başlıklar altında toplamışım. Bir defa yazmışım çok fazla değişmiyor. Ana guruplar halinde topladığım için. 20 kalem kadar var. Bunların da karşılıklarını rakamlarla dolduruyorum. Giderlerimin birçoğunu da –elektrik, telefon, su, kredi kartı borcu vb- vermişim otomatik ödeme için bankaya kredi kartımdan kesiliyor. Ben para harcamanın keyfini bile artık yaşayamaz olmuşum. Bir yandan geliyor, bir yandan gidiyor. Ben de keyfime bakıyorum. Haa bu arada bir şeyi sana söyleyeyim bak. Ancak gelirlerim lüks harcamalarıma yetmiyor. Bundan dolayı biraz muzdaripim.
Atalarımız ne kadar da güzel özetlemişler hayatı. Tok açın halinden ne anlar. Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar. Gördün mü bak el elin eşeğini ıslıkla arıyor. Vallahi kusura bakmayın. Sorulan soruya gerçekten cevap arıyordum. Ama kendi sorunlarımdan ve nasıl ödeyeceğim telaşından soru beni yazarken- gerçekten de öyle oldu- kendi sorunlarıma döndürdü, götürdü. Bu nasıl böyle oldu bende bilmiyorum. Ama yazının akışı böyle gitti. Ben ne yapabilirim. Size söz sorunun yanıtını kendime göre bir sonraki yazılarımda vermeye çalışacağım. Kalın sağlıcakla…
Muhittin CENGİZ
Ziraat Yüksek Mühendisi



del.icio.us
Digg
Yorum gönder