Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
NEDEN YUMURTA?
ŞU sıralarda hangi televizyonu açsan, hangi programa baksan, hangi radyoyu dinlesen bir yumurta atma tartışmasıdır gidiyor. İnsanların beyninde yankılanmaya başladı. Bunlar ne yapmak istiyorlar?
Her şey bana yumurtayı hatırlatıyor. Bir genç görünce yumurta aklıma geliyor. Bir kafa görünce yumurta aklıma geliyor. Bir parti flaması görünce aklıma yumurta geliyor. Ocağın üstünde tava görünce yumurtayı hatırlıyorum. Her tarafta yumurta…
Olaylar bu kadar yoğun yaşanınca bazen insanın rüyasına bile giriyor. Son sıralarda çok tartışılmış olmalı ki bu yumurta olayı benim rüyama da girdi. Detaylarını tam hatırlamıyorum, ama aklımda kaldığınca size de anlatayım.
Bir konuyu anlatmak için kalabalık bir salona giriyorum. Bir gürültü, bir gürültü kulakları sağır edecek neredeyse. Kürsüye doğru yaklaşırken bir de ne göreyim kafama nişan alınmış yumurtalar atılıyor. Salondaki bir kısım genç beni yumurta yağmuruna tuttu. Ben diyeyim elli siz deyin yüz elli, saymakla bitmiyor. Yanımdaki arkadaşlar şemsiyelerini açtılar da atılan yumurtaların bir kısmından kurtuldum. Bu arada birkaç tanesi isabet etmiş üzerimi kirletmişti. Hele bir tanesi tam kafamın ortasına isabet etmiş, sarısıyla birlikte yüzüme doğru akmıştı.
Rüya bu ya; kargaşa bitti o yumurta atanlardan en hararetli olanlardan bir tanesini yakaladım. Oğlum bu ne haldir. Beni neden bu hale soktunuz. Ayıp değil mi? Neden böyle yapıyorsunuz? Bu size yakışır mı!…nın yanında ağzıma geleni söyledim. O da bana: “Amca; sen elimizdeki pankartı görmedin mi?” “Yumurta Festivaline Hoş Geldiniz” diye yazıyordu. Biz seninle anlaşmıştık. Neden kavlini bozuyorsun. Sen de oraya gelirken biliyordun. Başlangıçta yumurta festivali yapılacaktı. Hani nevruzlarda gelenek olarak yapılıyor ya yumurtaları tokuşturacaktık. Bakalım kimin yumurtası kırılacak diye. Ama sen; ben yumurta taşımam, kafam var dedin. Biz de olur dedik. Yumurtalarımızı tokuşturmak istedik. Ama sen bize verdiğin sözü tutmadın. Tam oyuna başlamıştık ki yanındaki adamların şemsiyelerini açtılar, bazı arkadaşlarım oyunu oynayamadılar. Yani tokuşturmak istedikleri yumurta karşılık bulmadı. Bildiğin halde oyunbozanlık yaptın, bizi kandırdın, mızıkçılık yaptın. Şemsiye açtırdın. Yumurtalarımızın bir kısmı boşa gitti.
Oysaki sevinmen lazım, sonuçta hepimizin yumurtası kırıldı. Oyunu sen kazandın. Biz ne yaptık ki! Anlaştığımız şekilde bir oyun oynadık. Bunu büyütecek ne var. Sonra sen bu oyunu çok büyüttün siyasi bir boyut kattın, zavallı yumurtayı bir nümayiş simgesi yaptın.
Aklıma gelmişken onu da söyleyeyim. Hani o yumurtaların ataları var ya, hani o tavuklar, belki onların da ahı tuttu. O zavallıları da kuş gribi; bilmem ne dedin canlı canlı çukura gömdün veya gaz bidonlarında boğdun. Televizyonlarda gördük. Bilmem ama yumurtanın bir nevi flama olmasının nedenlerinden biri de onların atalarına yaptığın bu eziyetler olsa gerek. Oysaki o zaman bir tel örgü veya kafes içerisinde onları muhafaza ettirebilir, yaşamlarını sağlıklı ve çevreye de zarar vermeden devam ettirebilirdin. Bunun böyle olabileceğini önceleri söyledin ama çözümde bu yöntemi hiç kullanmadın. Nerede köy tavuğu gördüysen orada toplatıp imha ettirdin. Biz de tokuşturduğumuz yumurtaları zaten köylülerden almıştık. Hep aynısınız dedim. Geçen gün de yine sizi Orta Doğu Teknik Üniversitesi bahçesinde nümayiş yaparken gördüm televizyonlarda. Polisler o kadar gaz bombası attı da zor başa çıktı sizinle, sonunda işi eğlenceye aldınız da birdirbir, uzuneşek oynadınız. O neydi öyle birbirinizin üzerinden atlayıp, polislerin kalkanına çarpıp temsilen yere düşüyordunuz. O gidiyor sonra bir başkanız geliyor bu sefer de o kalkana çarpıp düşüyor. Ne gülünçtü. Hepimiz çok güldük. Polisler dahi güldüler.
Amca; dediğin gibi biz hepimiz birbirimize benziyoruz su damlaları gibi birimizi birimizden ayıramazsın. O yaptığımız; dalganın engele çarpmasını temsil ediyordu. Bu dalga bir gün önündeki engeli yıpratarak aşacak ve hedefine ulaşacak. Polislerin gülmesine gelince; amacımız yalnız polisleri güldürmek de değil, tüm Türk toplumunu yüzünü güldürmektir. Bunu anlamadın mı?
Oğlum biz kendimizi yalnız size tanıtamadık herhalde, siz bizden hiç korkmuyor musunuz?
Amca biz sizden niye korkalım ki! Biz fabrika sahibi miyiz? Biz gazete patronu muyuz? Biz dolgun maaş verdiğiniz insanlardan mıyız? Biz emrinizde çalışanlardan mıyız? Biz … Biz… Biz… Bize bu güne kadar ne verdiniz, bizi ne sahibi yaptınız ki; biz de o varlığımızı korumak için bir bela korkalım. Söyle Allah aşkına bizim sizden korkmamız için en küçük bir sebep var mı? Kaybedecek neyimiz var ki!
Bizi dinlemeniz, ne dediğimizi anlamanız bu kadar mı zor. Bizim sizden istediğimiz bizi dinlemenizdir. Başka bir şey istemiyoruz ki.
Peki, ne olacak bu gidişin sonu? Dedim.
O da dönüp yüzüme hafif gülümseyerek baktı. “Bakalım yumurta mı tavuktan çıkacak, tavuk mu yumurtadan; bekleyip göreceğiz” dedi.
Başucumdaki kurduğum telefonun kalk zili çaldı. Uyandım. Yeni bir gün başlamıştı. Hadi hayırlısı dedim.



del.icio.us
Digg
Yorum gönder