Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Delilerin Aklına İhtiyacımız Var
Önemli olan, insanın kendi kendini saçlarından kavrayıp ayağa kaldırması, kendini bir eldiven gibi ters yüz edip evrene yepyeni gözlerle bakmasıdır
Nasıl mı? Baskı, entrika, soygun ve cinayet ortamında düş kurmak zordur. Hayat sanattan, sanat da hayattan medet umar; bazen bir görüntü veya dize, bazen tek bir sözcük, renk, ses, hareket ayakta kalmanın yollarını açar, gönül telini titretir, nefes almamızı sağlar. Sol cenahta tiyatronun gözde olduğu günler geçmişte kaldı, artık yatıp kalkıp sinema konuşuyoruz. Oysa bir epik tiyatro vardı!.. Politikanın damardan yapıldığı, genellikle güç, şiddet karşısında aydın sorumluluğunu işleyen oyunların cephesi.
Geçtiğimiz ay, İstanbul Şehir Tiyatroları Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde, Jean Paul Marat'nın takibi ve öldürülüşünün Charanton Akıl Hastanesi oyuncuları tarafından Marquis de Sade yönetiminde temsilini konu alan Peter Weiss'ın yazdığı, Ragıp Yavuz'un yönettiği müzikli oyunu seyrettim. İmkansızı talep etmenin tadını hatırlattı.
Oyunun bir yerinde Marat, “Önemli olan, insanın kendi kendini saçlarından kavrayıp ayağa kaldırması, kendini bir eldiven gibi ters yüz edip evrene yepyeni gözlerle bakmasıdır,” diyor. Yönetmen Ragıp Yavuz, insanın ister istemez 'nasıl' diye soracağını, ancak P.Weiss'ın yanıt vermediğini söylüyor. Oyun, hazır ve net cevap arayanlar için değil, soruları çoğaltanlar, sorgulayanlar, farklı anlamlar arayanlar için sahnelenmiş.
Tarihte olup biten, yaşanan her gerçeğin, muhtelif algılanma biçimleri, çeşitli söylemleri, anlatıları ve onların arasında asla kesinleştirilemeyen ilişkiler yatar. Unutulan, unutulmayan, üstü örtülen, ya da mücadele sürecinde geride kalan olaylar, kişiler zaman zaman gündeme gelir, bazen bir iç çekişle hayıflanarak, övgüler düzüp standart ritüellere hapsedilerek hatırlanır, bazen de yeniden anlamaya çalışılarak bilincin güçlenmesine yardımcı olacak biçimlerde tekrar canlandırılır.
PETER WEİSS
Politik tiyatronun bir alt başlığı olarak ele alınabilecek belgesel tiyatronun öncülerinden ve teorisyenlerinden biri olan P.Weiss kaynağını tarihsel gerçeklikten alan, o gerçekliği aşarak yeniden üreten oyunlar yazar. Biz onu Saloz'un Mavalı ile tanımıştık. Can Yücel'in çevirisi ile sahneye taşınan P.Weiss'ın sözcükleri 60'lı yılların sonlarında can çekişen Portekiz sömürgeciliğini anlatıyordu. Oyun hakkında, 1973 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı 2 Nolu Askeri Mahkemesinde dava açılmış, görülen dava sonucunda, eserdeki Portekiz sömürgelerinde geçen olayların, memleketimizle ilgisi sabit görülmediğinden beraatına karar verilmişti.
Marat-Sade ise P.Weiss'in en ünlü tiyatro eseri. 1964'te Berlin Schiller Theater'de ilk kez sahnelendiğinde Weiss'ın Brecht'den sonra en önemli yazar olarak değerlendirilmesini sağlamıştı.
Peter Weiss, yüzeysellikten uzak gerçek bir solcu, savunduğu fikirlerden taviz vermeyen bir ressam, film yönetmeni, tiyatrocu, edebiyatçı ve düşünür. Eserleri ise hem belgesel hem değil; olaylar ve fikirler arası bir kurmaca, sosyalizm açısından ufuk açıcı, çok katmanlı devasa metinler. Nerede karşılaşırsanız karşılaşın hemen tanıyor, temel yapıya sinen direnişi hissediyor, içine girmekte zorlanıyor, yeni bir okuma-seyretme terbiyesi ediniyorsunuz.
P.Weiss, 'başyapıtım' dediği Direnmenin Estetiği'nde Brecht'i ve onunla ilişkisini de anlatır, sonra bu bölümü “bir arkadaşa veda için,” yazdığını açıklarken “tam arkadaşım değil de öğretmenim olan birisi,” diye ekler. Tiyatronun büyüsünü, gücünü ondan öğrenmiştir. Bol bol tarih okurlar. Yazarken her belge önemlidir. Sahnedeki sesleri, ışıkları ilk kez hayal ettiği o günleri Direnmenin Estetiği'nde okuyabilirsiniz.
Brecht, maruz kalınan felakete -2.Dünya savaşı- bir açıklama getirmekte zorluk çekerken bilgi edinebilecekleri modelleri içinde barındırır gibi görünen olayların peşine düşmüştür. Onlar, tarih tekerrürden ibaretmiş demekle yetinmeden eskiyi, geçmişi eşelerler. Mesele, aynı hatalara düşmemektir.
Güçlülerin tarihi, yani resmi tarihin dışına çıkıp geçmişe bakışı dallandırıp budaklandıran, herkesin kafasındaki imgeleri alt üst eden bir yaklaşımla soru işaretlerini çoğaltırlar. Geriye bakışın içerdiği, daha sonraki bilgilerin damgasını taşıyan ağırlığın, yeniyi keşfetmede, asıl durumlara ne ölçüde uygun düştüğünü tartışırlar.
Onlar için devrimci anın sürekliliğini sahneden yansıtmak önemliydi. Sahne perspektifiyle oynayarak kıyafetlere, renklere, ışığa, her türlü ayrıntıya önem verdiler. Bazen gri bir yeleğin ya da polisin elindeki copun göze çarpması istendi, bazen kalabalığın dağınık duruşu. Tek hedef hakikati yaymaktı.
Siyasal amaçlı tiyatronun 20'li 30'lu yıllara has olduğunu iddia edip miadını doldurduğunu söyleyenler çıkabilir. Tiyatro, özünde bir yanılsamadır. Brecht tarafından 'bilim çağının tiyatrosu' olarak tanımlanıp önemsenen epik tiyatro, kapitalizm ve sınıflı toplum eleştirisi yapar; oyunlar bir devrimin gerekliliğini çoğu kez doğrudan işaret etmese bile, var olan sistemin olumsuzlanması yoluyla, seyircisini alternatifler üzerine düşünmeye çağırma iddiasındadır. Brecht’e göre, görünenin ardındakileri, esas meseleyi göstermek, burjuva gerçekçiliğiyle ve bütünlüklü bir tiyatro algısıyla mümkün değildir. Tam tersine bu algıyı kıracak, seyirciyi determinist neden-sonuç ilişkisinin cenderesinden kurtaracak ve böylece yanılsamayı kıracak bir tiyatroya ihtiyaç olduğunu savunur. Seyirci aktif olmalıdır. Oyuncular seyircilerin arasına dalar. Standart oturma düzeni alt üst edilirken eskinin 'kutu sahne' yapısı bozulmuştur.
Salt oyunculuk tekniği anlamında değil, sahne estetiği ve düşünsel eleştirellik açılarından da Brecht tiyatrosu, büyük bir değişim, dönüşümdür. Farklı bir yeni yaratılmıştır. Bu yeninin 'tıpkı basım' örnekleri, ortodoks uygulamaları kaçınılmazdı, ancak ruhuna aykırıydı ve o yüzden de miadını dolduran onlar oldu. Galiba yeni bir eşikteyiz.
20. yüzyılın başındaki yenilik hareketlerinin varlık nedenlerini ve bağlamlarını yitirmelerinden sonra modern sonrası dönemi belirleyen ölçüler, farklı arayışların kesişme noktalarında yatıyor. Sinemada belgesel sinema ağırlığını koyarken, tiyatroda da aynı şey yaşanıyor. Sanatın anlamının yeniden sorgulanmasında, sanat ile hayatın karşılıklı ilişkisinin tekrar gözden geçirilmesinde, daha önce yaşanmış veya yaşanmakta olan tüm hakikatler bize yol gösteriyor.
KOLTUĞA GÖMÜLÜP SEYREDEMEZSİNİZ
Oyun; Marquies de Sade'ın Fransız devrimini ve Jean Paul Marat'ın öldürülüşünü konu alan bir oyun yazması ve bu oyunu kendisinin de içinde bulunduğu Charenton Akıl Hastanesi'ndeki hastalara oynatması çerçevesinde gelişen olaylar dizisi. Oyun içinde oyunun esas teması devrim. Hastanenin yöneticisi oyunu 'katlanabilir' kı
kılmak için sürekli müdahale ediyor. Pandomim, dans, şarkı gibi epik tiyatronun çeşitli yöntemleri kullanılıyor. Ortalıkta Fransız devrimini simgeleyen renkler uçuşuyor.
Tarihsel olaylar bugüne taşınırken güç kazanmayı, yeniden üretmeyi, eskinin derinliklerinde, günün çatışmalarına ışık tutacak figürleri keşfetmek mümkün. Tabii hazırlıklıysak!.. Oyunun hakikati bir hakikat vaazından geçmiyor. Yeniden kurulan bir yapı içinde hakikat söylemlerinin geçerlilik talepleri sorunsallaştırılıyor. Gönderme alanları ve amaçları açısından, kurumlaşmış her türlü iktidarı hedef alan bir bakış açısı hakim. Son sözü, en doğruyu söyleme kaygısı taşımıyor. Tartışmacı ve eleştirel bir yaklaşımla, seyircinin kafasında tekinsiz soru işaretlerini çoğalttıkça çoğaltıyor.
Oyunu izlerken tarihsel bilgi ihtiyacı var; hazırlıksız giderseniz çok şey kaçırırsınız. Yalnızca sapıklığıyla ünlü Marquis de Sade aslında Dostoyevski, Kafka gibi edebiyatçıları, Nietzche gibi düşünürleri derinden etkilemiş biri. Sorumluluk taşıyan her aydının çevresine, kendine sorduğu temel soruları gündemine alıyor, fakat sınıfsal yapısı, seçtiği dünya görüşü nedeniyle bireycilikten kurtulamıyor. Marat ise 1789 Fransız İhtilalinin burjuvazi için yapıldığını ve halkın yaşam koşulların
ASUMAN BAYRAK



del.icio.us
Digg
Yorum gönder