Anasayfa | Ödemiş | "Kadına Yönelik Şiddet" tartışıldı

"Kadına Yönelik Şiddet" tartışıldı

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

CHP Ödemiş Kadın Kollarının düzenlediği "Kadına yönelik şiddet" konulu paneli

 

 

 

 

Ödemiş Nikâh Salonunda yapıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan CHP Kadın Kolları Başkanı Mualla Akgün;”Dünya Kadınlar Günü nedeniyle bu yaptığımız üçüncü etkinlikte bir araya geldik. Kadının toplum içindeki yeri ve değeri, Medeni Kanunda kadının hukuki hakları ve kadın hastalıklarıyla ilgili üç değerli arkadaşımız sizleri bilgilendirecektir. Ancak şunu üzülerek ifade edeyim ki, kadınlarımızın sorunlarının ele alındığı toplantıya beklenen ilginin olmaması beni üzdü. Kadınlar için gün tertipleseydik daha fazla katılım olurdu.”

Panelin konuşmacıları Psikolog Gülay Bayezitlioğlu, Avukat Sezen Cerit ve Op. Dr. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kemal Gültekin’di.
Gülay Bayzezitlioğlu, kadına yönelik şiddeti ele aldığı konuşmasına şiddeti tanımlayarak girdi. “İster kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadının fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik açıdan zarar görmesine ve acı çekmesine yol açan, kadının temel hak ve özgürlüklerini ve onurunu zedeleyen bir eylemdir.”
“Dünyaya eşit şartlarda geliyoruz. Cinsiyetlerimizin kadın ve erkek olarak şekillenmesinin ardından, dünyada eşit şartlarda mı yaşıyoruz?”
“Kadına yönelik şiddet olaylarına işyerinde, sokakta, okulda, gözaltında, savaşta rastlanmaktadır. Ama ne yazık ki kadınlar, en korunduğu yer diye düşünülen “aile içinde” de, hatta daha yaygın bir şekilde şiddete uğramaktadırlar.
Hakaret, tehdit, dayak, aşağılama, cinsel taciz, tecavüz, yaralama hatta öldürme biçimindeki bu gibi eylemler, genellikle erkeklerin kadınlar üzerinde egemenlik sağlaması amacıyla uyguladıkları güç gösterisidir” diyen Bayezitlioğlu, kadına yönelik şiddetin kaynağının kadınla erkek arasında eşit olmayan güç ilişkilerine dayandığını dile getirdi.
“Kadına yönelik şiddetin tarih boyunca yaşanan bir olgu olmasına rağmen, bir sorun olarak nitelenmesi ile şiddetin önlenmesi, mağdurun korunması ve şiddet uygulayanın cezalandırılması için yapılan çalışmaların 1970’li yıllardan itibaren gündeme geldi. Şiddeti dört boyutta ele alıyoruz. Bunlar: Fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddet” diyen Bayezitlioğlu bunlara ilişkin örnekler vererek konunun önemine dikkat çekti.
Konuşmasının son bölümünde kadına yönelik şiddet konusundaki yanlışları da vurgulayan Bayezitlioğlu bunları da:
“Kadına yönelik şiddet sadece aileyi ilgilendirir!
Yoksul ve eğitimsizler arasında rastlanır!
Şiddet gören kadın bunu ister, hak eder!
Erkekler şiddeti kontrol edemez, engel olamaz!
Şiddet uygulayan erkekleri de kadınlar yetiştirir!”
şeklinde sıraladı.
Alo 183 hattından herkesin komşusu hakkında olsun ya da bir başkası hakkında olsun ihbarda bulunabileceği ve o ihbarda kimlik bildirmesinin zorunlu olmadığını bilmesinin önemine dikkat çeken Bayezitlioğlu, Ödemiş Belediyesinin ilçede bir kadın sığınma evi açma konusuna sıcak baktığını da sözlerine ekledi.
Ailelerin yüzde 34’ünde fiziksel şiddet, yüzde 53’ünde sözlü şiddet uygulanıyor
Avukat Sezen Cerit de, kadın haklarının insan haklarından ayrılmadığını ancak kadına yönelik şiddet uygulamaları karşısında ceza yasalarımızda yapılan son düzenlemelerle yeni bir boyut kazandırılmıştır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için Birleşmiş Milletler tarafından
hazırlanan ve üye ülkelerin onayına sunulan uluslararası sözleşmeler, başta kadınlara karşı “Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve Ek İhtiyari Protokol” olmak üzere ve daha sonra özellikle “kadına yönelik şiddet” konusunda kabul edilen BM Bildirgesi, devletlerin iç hukuklarında da bu yolda düzenlemeler yapılması için yol gösterici olmuştur. Uluslar arası hukuk açısından kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin ilk önemli belge, 20 Aralık 1993 tarihinde BM Genel Kurulunda kabul edilen “Kadınlara Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Bildirge”dir.
Bütün dünya ülkeleri bu Bildirge’nin kabul edilmesi için, “Kadın Haklarını Çiğnemek İnsan Haklarını Çiğnemektir” sloganıyla yürütülen bir imza kampanyasına destek vermişlerdir.
Kadına yönelik şiddet fiziksel, ruhsal ve cinsel şiddet biçiminde ve üç ayrı kategoride ele alınmıştır.
– Aile içi şiddet: dayak, hakaret, cinsel istismar, evlilik içi tecavüz vb.
– Toplum tarafından uygulanan şiddet: işyerinde, eğitim kurumlarında, sokakta, cinsel taciz, sindirme, kadın ticareti, fahişeliğe zorlama vb.
– Devlet kaynaklı/ devletin işlediği ya da göz yumduğu şiddet: işkence, gözaltında ve silahlı çatışmalarda tecavüz vb.
AB’ye uyum açısından İş Kanunu’nda yapılan değişiklikle, 20 Mayıs 2003 tarihinde kabul edilen İş Kanunu. 24. maddesinde “iş yerinde cinsel tacizin” işçinin iş sözleşmesini derhal fesih edebilmesi için haklı neden oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu maddeye göre:
İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı
MADDE 24.- Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa.
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa.
İç Hukukumuzda şiddete uğrayanı koruyan özel bir yasa: “4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun”       
Kadına yönelik şiddet konusunda toplumun duyarlılığının geliştirilmesi için bugün burada yapılana benzer etkinlikler yapılarak kadınlarımızın bilinçlendirilmesi ve haklarına sahip çıkmaları gerekmektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de aile içi şiddetten en çok kadınlar etkilenmektedirler. Toplumun yarısını oluşturan kadınların büyük bir bölümünün şiddete uğraması, Anayasamızda toplumun temeli olduğu kabul edilen ailenin dolayısıyla giderek toplum yapısının bozulmasına neden olmaktadır. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun yaptırdığı bir araştırma sonucuna göre ailelerin yüzde 34’ünde fiziksel şiddet, yüzde 53’ünde sözlü şiddetin uygulandığı ve ev içi şiddetin yoğun olarak yaşandığı açıklanmıştır.
Uluslararası hukuk alanda yaşanan gelişmeler ve ailenin korunmasını güvence altına alan Anayasa’nın 41. maddesi de göz önünde tutularak, bu tür olumsuzlukların önüne geçebilmek için iç hukukumuz açısından çok önem taşıyan özel bir yasanın çıkarılması sağlanmıştır.
14 Ocak 1998 tarihinde “4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun” kabul edilerek bu önemli adım atılmıştır.
Aile içi şiddette üçüncü şahsın başvurusu yeterli olabilir
Yasanın getirdiklerine kısaca değinecek olursak;
Aile içi şiddete maruz kalan eşin veya aile bireylerinden birinin ya da olaya tanık olan üçüncü bir kişinin başvurusu veya Cumhuriyet Savcılığının bildirmesi üzerine, Aile Mahkemesi Hâkimi kendiliğinden olayın niteliklerini göz önünde bulundurarak kanunda yazılı tedbirlerin birine, birkaçına veya hepsine birden hükmeder. Bu tedbirler:
Kusurlu eşin;
a) şiddete veya korkuya yönelik davranışlarda bulunmaması,
b) müşterek evden uzaklaştırılması, evin (aile konutunun) şiddete uğrayan eşe ve çocuklarına tahsis edilmesi, şiddet uygulayan eşin eve yaklaşmaması,
c) ev eşyalarına zarar vermemesi,
d) aile bireylerini iletişim vasıtalarıyla rahatsız etmemesi,
e) varsa silah ve benzeri araçlarını zabıtaya teslim etmesi,
f) alkollü veya uyuşturucu herhangi bir madde kullanmış olarak ortak konuta gelmemesi,
hâkim bu tedbirlere en çok altı ay süre için hükmedebilir.
Kusurlu eşe, kararda hükmolunan tedbirlere uymazsa tutuklanacağı ve tedbir süresinin hapis cezasına dönüşeceği ihtar edilir.
Hâkim, şiddete uğrayanın yaşam düzeyine uygun bir tedbir nafakasına da hükmeder.
Başvurular harca tabi değildir.
Koruma kararının bir örneği Aile Mahkemesince Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi olunur. Savcılık kararın uygulanmasını zabıta (ve gerektiğinde psikolog, sosyal çalışmacı gibi uzman kişiler)  aracılığıyla izler. Kusurlu eşin karara uymaması halinde, zabıta mağdurun şikâyetine gerek kalmaksızın evrakı resen Savcılığa iletir.
Savcı da karara uymayan kusurlu eş hakkında Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açar.
Kanunun çıkarılmasının birinci yılında (1.10.1999 –1.12.1999) iki ay içinde Türkiye genelinde 1727 dava açılmış olması dikkate değerdir. Bu davaların 564’ü Ege Bölgesinde, bunun 476’sı İzmir’de açılmıştır. İstanbul’da 256, Eskişehir’de 149, Elazığ’da 31, Diyarbakır’da ise 28 dava açılmıştır.
İstanbul mahkemelerinde yapılan bir araştırmada 4320 sayılı Kanuna dayanarak açılan davaların yüzde 92’sinde DERHAL tedbir kararı verildiği görülmüştür. 9 Ocak 2003 tarihinde Aile Mahkemelerinin kurulması ile birlikte, 4320 kapsamındaki olayların Aile Mahkemesinde görülecek olması “şiddetin önlenmesi açısından” olumlu bir katkı sağlayacaktır.
Aslında aile içi şiddet, rakamlara yansıyanlardan çok daha fazla olduğu bilinmektedir. Şiddete uğrayanların ancak yaklaşık yüzde 20’si resmi makamlara başvurmaktadır. Yüzde 88 olayda şiddet erkek tarafından uygulanmıştır.
Kanunun bilgilendirilmesinde herkese görev düşmekte
Şiddete maruz kalan kadının neden başvuruda bulunmadığına bakıldığında, ekonomik bakımdan güçsüz olması, bir işte çalışmaması dolayısıyla cesareti olmaması veya iddiasının ciddiye alınmayacağı korkusunu taşıması ya da saldırganın cezalandırılmayacağı ve şiddetin tekrarlanacağı endişesi içinde olduğu görülmektedir.
Şiddete uğrayan sessizlik çemberini kırıp, Kanunen kendisine tanınan hakkını kullanmak istediğinde, karakoldan başlayarak mahkemede ve tedbirlerin uygulanması safhasında 4320 sayılı Kanunun getiriliş amacı her zaman göz önünde tutulmalı ve amaca uygun şekilde uygulanmalıdır.  
Bazı eksikliklerine rağmen bu Yasanın çıkarılmış olması büyük kazançtır. Kadına yönelik şiddetin tam anlamıyla önlenebilmesi için, önlemlerin hukuk alanıyla sınırlı kalması, yasal düzenlemelerin yapılması tabii ki yeterli değildir. Kanun konusunda bilgilendirme toplantıları yapmada Barolara, bu bilgilerin yaygınlaştırılmasında görsel ve yazılı medyaya, kanunun uygulanmasında adli tıptan, sosyal hizmetlere;  polis teşkilatından yargı mekanizmasına kadar herkese görev düşmektedir” diyerek sözlerini bitirdi.
Panelin son konuşmacısı Uzman Doktor Kemal Gültekin de kadın hastalıkları, menopoz, rahim kanseri, meme kanseri konularında izleyicilere bilgiler verdi.
Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2