Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Senaryo
Senaryo yazmak serbest olduğuna göre, bir tane de ben yazayım! Ergenekon davasında tutuklu bir avukatın yazıhanesinde bulunduğu söylenen ancak daha sonra aslı değil de fotokopisi olduğu açıklanan “belge” üzerinde kopartılan fırtına şiddetlenerek devam ediyor.

Senaryo yazmak serbest olduğuna göre, bir tane de ben yazayım!
Ergenekon davasında tutuklu bir avukatın yazıhanesinde bulunduğu söylenen ancak daha sonra aslı değil de fotokopisi olduğu açıklanan “belge” üzerinde kopartılan fırtına şiddetlenerek devam ediyor.
Bu arada yeni belgeler piyasaya sürülüyor.
Bunlar polisle birlikte çalışan gazetede arka arkaya yayınlanıyor.
Yandaş gazetelerde, radyo istasyonları ve TV kanallarında gerilim tırmandırılıyor.
Başbakan dozu gitgide artan konuşma ve demeçlerle, partisini ortadan kaldırmak için düzenlenen komplolara karşı “mağdur demokrat” rolünde başarılı performanslar sergiliyor.
Demokrat, post-demokrat, liberal, post-liberal, modern, postmodern kişiler ve çevreler, Necati Doğru’nun harika deyimi ile “Fethullah demokratları”, cuma namazları sonrasında demokrasi mitingleri örgütlüyorlar..
Türbanlı, şalvarlı, çarşaflı, tesbihli, takkeli yüz binler, milyonlar; post-entelektüel yandaşlarıyla omuz omuza, emniyet güçlerinin denetimi ve koruması altında alanları dolduruyor.
Bu mitinglerde, ordunun Cumhuriyet ordusu değil de halife ve padişah ordusu olduğu günlere özlemi dile getiren pankartlar taşınıp sloganlar atılıyor.
Cumhuriyetçi, laik, yurtsever ordu çevresindeki çember giderek daralıyor.
ABD ziyareti sırasında verdiği demeçlerde zaten yorgun olduğu gözlemlenen Genelkurmay Başkanı bu kadar yükü taşıyamayarak istifasını veriyor ya da görevden alınıyor.
Bu, senaryonun birinci perdesi.
***
İkinci perde, iktidar partisi liderinin okyanus ötesi patron ülkeye ve Avrupa Birliği’nin belli başlı ülkelerine güven tazeleme ziyaretleriyle açılıyor.
Türkiye’nin daha fazlasına zaten layık olmadığından kuşkusu olmayan patron ülke ve Avrupa Birliği liderlerinden aldığı güven ve destekle ülkeye dönen bu demokrasi önderi, tıpkı Avrupa Birliği’ne kabul edileceğimizin müjdesini aldığımız o unutulmaz seyahat dönüşündeki gibi, daha da büyük ve coşkulu kalabalıklarca karşılanıyor...
Görkemli karşılamayı, ordunun da tıpkı polis örgütü gibi “dizayn” edilme aşaması izliyor.
Hiç kuşkusuz fişlenmiş olan, yurtsever, demokrat, ulusalcı, sol eğilimli; ya da sadece, cuma namazına gitmedikleri, eşlerinin türban takmadıkları saptanan subay ve astsubayların, birer birer ve giderek daha çok sayılarda tasfiyesi, birçoğunun da sürmekte olan darbe davasına dahil edilmeleri süreci başlıyor.
Daha önceki yıllarda şeriatçılık türünden etkinlikleri nedeniyle görevden alınmış personele rütbeleri ve itibarları, uygun tazminatlarla iade ediliyor.
Harp okulları YÖK’e bağlanarak askeri okullarda din dersleri zorunlu kılınıyor; imam hatip lisesi mezunlarının harp okullarına girerek subay olmalarının yolu açılıyor.
Bütün bu konularda yazma cüreti gösteren gazetecilerin, yazarların, aydınların, sesini çıkarma cüretinde bulunan hukukçuların, öğretim üyelerinin aslında ne mal oldukları, yine emniyet güçlerince servis edilen belgelerle ve yandaş medya marifetiyle kitlelere duyuruluyor.
Sürekli ve ısrarlı yayınlarla itibarları beş paralık edilen bütün bu kişiler ya suspus oluyor, ya işlerini kaybediyor, aynı zamanda da birçoğu sürmekte olan darbe davasına dahil ediliyor.
Bir zamanlar o günlerin gericileri tarafından Meclis’te dövülen, “anası orospu olanın babası deyyusu ekberdir” diye hakarete uğrayan bir yazar ve eski siyasetçinin evlatları ve benzerleri bu süreçlerde de başrolde oynamaya devam ediyor.
Böylece, aşağı yukarı ikinci perde de tamamlanmış oluyor.
***
Üçüncü perde, ABD’deki asıl büyük demokratın ülkeye dönmesi için düzenlenen kitlesel miting ve gösterilerle açılıyor.
Gelinmiş olan aşamada bunun gerçekleşmesi artık çocuk oyuncağıdır.
Asıl büyük demokrat, havaalanında devlet töreniyle karşılanıyor.
Cumhurbaşkanı ve başbakan, bütün kabine üyeleri, iktidar partisi milletvekilleri, yüksek rütbeli komutanlar, valiler oradadırlar.
Muhalefet partileri güçlerini tümüyle yitirmiş, liderleri ya siyaseti bırakmış ya da zaten sürmekte olan davaya dahil edilmişlerdir.
Asıl büyük demokrat orada, sürgünden dönen bir demokrasi kahramanı olarak, yerli ve yabancı medya önünde gözler yaşartan konuşmasını yaparken söylediklerinin etkisiyle kendisi de gözyaşlarını tutamıyor.
Halkımız onu gözyaşları içinde izliyor.
Sonrası?
Sonrasını kurgulamak zor değil.
Evet. Eninde sonunda bir senaryo bu.
Fakat, gerçekleşme olasılığı hiç yok denebilir mi?
![]()



del.icio.us
Digg
Yorum gönder