Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Sahte belgeler, gerçek tutuklular
Kimin belgesine güveneceksiniz?

Büyük bir plan…
Müthiş bir saldırı…
Toplumun gerçeklik algısı tahrip ediliyor…
Gerçek bir toplumda değil, gerçekliklerden kopartılmış sanal bir ortamda yaşıyoruz…
Artık gerçek nedir, sanal olan nedir, anlamak olanaklı değil…
Ama gerçek olan bir şey var:
Hapisteki insanlar!
Hangi belge gerçek…
Hangi belge sahte…
belge sahte…
Kimin belgesine güveneceksiniz?
Hangi kurumun kararı, onayı geçerli:
Güvenlik güçlerinin mi?
Adaletin mi?
Ordunun mu?
Hükümetin mi?
Muhalefetin mi?
Medyanın mı?
Yoksa hiç birinin mi?
Malum davanın iki iddianamesine ve eklerine bakıldığında insanın dehşetten dudakları uçukluyor:
Katil iş adamları…
Rüşvetçi politikacılar, liderler…
Başbakana şantaj iddiaları…
CIA ajanı danışmanlar…
Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, devlet tarafından resmen sahteliği saptanmış resmen istihbarat raporları…
Ve sanki bütün bunlar gerçekmiş gibi medyaya yansıyan, yansıtılan manşetler…
Alçakça saldırılar…
Yargısız infazlar…
İtibar kaybettirmeler…
Ve tutuklamalar…
İddianameler sahte iddialarla, belgelerle dolu…
Güvenlik güçleri her yerde belge buluyor:
Bu belgelerin “bulunuşu” sırasında hukuk kuralları ihlal ediliyor…
Kimsenin umurunda değil.
Mahkemeler yayın yasağı koyuyor…
Kimse (çok affedersiniz) iplemiyor.
Tüm Türkiye izleniyor, konuşmalar kayıt ediliyor…
Tarif ediliyor kurgulanıyor, medyaya veriliyor…
Özel hayat, özel sohbetler hem de saptırılmış olarak manşetlerde, ekranlarda…
Hangisi gerçek, hangisi kurgu belli değil.
Güvenilebilecek bütün kurumlar yıpranıyor:
Hükümet…
Ordu…
Emniyet…
Yargı…
Medya…
Hepsi bu kaos değirmeninde öğütülüyor.
Ama bütün bu kargaşa içinde bazı insanların hayatları karartılıyor:
Rektörler, profesörler, yazarlar, gazeteciler, eğitimciler, politikacılar içerde…
Onları yargılayan mahkemeler tatilde…
Ve “gecikmiş adalet” adalet değildir ilkesi sadece vicdanlarda değil AIHM kararlarında da kabul görüyor!
Bu bir karabasan…
“Uykuda” yaşanan ama gerçek olan bir karabasan!
EMRE KONGAR




del.icio.us
Digg
Yorum gönder