Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
İsyan!
Günlerdir ağzımı bıçak açmıyor

Günlerdir, yakıcı bir sıcaklık, durmaksızın yüreğime akıp duruyor.. Günlerdir, kocaman bir hüzün, dağlar kadar öfkeye dönüşüp göğsümün üzerinde taşınması olanaksız bir ağırlık oluşturuyor.. Günlerdir, için için haykırıyorum. Ve günlerdir, hep aynı soruyu soruyorum:
- Böyle adalet olur mu?
Bırakın, “insanın yaşam hakkı her şeyin üstündedir” diye bas bas bağıran evrensel hukuk ilkesini bir yana, hangi vicdan, hangi insani duygu, bir insanın göz göre göre ölüme yol almasına gözünü kapayabilir? Ama işte, oluyor! Binlerce, on binlerce insana yaşam armağan etmiş, binlerce doktor yetiştirmiş, neredeyse yoktan bir üniversite yaratmış, bu ülkenin yüz akı bir bilim insanı, Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran’ın yaşama hakkı, hepimizin gözleri önünde çiğneniyor, yok ediliyor!
***
O zaman yazmaya elim varmamıştı.
Dostu olmaktan büyük onur duyduğum sevgili Yurtkuran’ı üç hafta önce Silivri “kampusu”nda, kalın bir camın ardında gördüğümde bitkin olduğu, vücudunu saran acılara metanetle göğüs gerdiği o denli belliydi ki.. Yine de pırıl pırıl gülümsemiş, kendi durumuna hiç değinmeden dileğini söylemişti:
- Halkımıza gerçekleri anlatın, size güveniyoruz!
O ziyaretin ardından, önce Sevgili Fatih Hilmioğlu yüz felci geçirip hastaneye kaldırıldı. Hemen sonrasında da Sevgili Yurtkuran, hangi vicdan ölçüsüne sığdığını bir türlü anlayamadığım “ret kararları” sonucu adeta ölümle yüz yüze bırakıldı.Yurtkuran 17 Nisan’da tutuklandığında kanser ameliyatı için bıçak altına yatmasının üzerinden henüz bir ay geçmişti ve acilen radyoterapiye girmesi gerekiyordu. 2.5 aydır bu tedavi yapılamıyor. Tam üç kez tüm raporlarla mahkemeye başvuruldu. Her defasında reddedildi!. Yurtkuran’ın kalp damarlarından birinin de yüzde 90 tıkalı olduğu raporla sabitti. Silivri’de bir diğer damarının da yüzde 60 tıkandığı ortaya çıktı. Bu nedenle şimdi radyoterapi yapılamıyor. Önce kalp ameliyatı geçirmesi gerekiyor.
- Ve o hâlâ tutuklu!..
Tutuklu olduğu için ameliyat olacağı hastaneyi bile seçemiyor!. Eşinin refakatçi olma isteği bile, inanılması güç ama, hastane raporunda “zorunludur” yerine “uygundur” sözcüğü geçtiği için Silivri Savcılığı tarafından reddediliyor…
- Ve ben isyan ediyorum!
Yanaşma medyanın alçakça intikam çığlıklarına, bu baskıya boyun eğenlere, sesini çıkarmayanlara isyan ediyorum. Ve topluma sesleniyorum:
- Görmüyor musunuz, her gidenle biraz daha eksiliyor, biraz daha yok oluyorsunuz. Ölü bir toplum olmaya doğru son sürat koşuyorsunuz.. Çok yazık.
![]()



del.icio.us
Digg
Yorum gönder