Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
O Fotoğraf Bitirir!
İlle de o fotoğraf

Yüreğimi sıkıştıran, gözlerimdeki iki damla yaşa, boğazıma, bir daha hiç gitmeyecekmiş gibi oturan yumruya sebep olan o fotoğraf…
- O fotoğraf hiç unutulmayacak…
Evinin penceresinde bir insanlık abidesi gibi duran, dostluğundan büyük onur duyduğum Türkan Saylan’ın o fotoğrafı, ülkemin yaşadığı karanlık faşizmin ibret vesikası olarak nesilden nesile taşınacak.
Tıpkı, “işte gözaltındaki eğitim melekleri” manşetini atan Milliyet gazetesindeki pırıl pırıl bilim kadınlarının, eğitim gönüllülerinin kolaj fotoğrafı gibi.Tıpkı, insanlığa armağan ettiği üniversiteden götürülürken dik duruşuyla ders veren Prof. Mehmet Haberal’ın fotoğrafı gibi. Tıpkı, yıllarca dinci faşizmin hoyrat saldırıları karşısında üniversitelerini kararlılıkla koruyan, zorbalıklara karşı sesini çekinmeden yükselten yürekli rektörler Mustafa Yurtkuran, Ferit Bernay, Fatih Hilmioğlu, Osman Metin Öztürk’ün polisler arasında dimdik yürüdüğünü gösteren fotoğraflar gibi. Tıpkı, Cumhuriyet’teki her yazısında işbirlikçilere ve ardındaki karanlığın efendilerine adeta ders veren sevgili Erol Manisalı’nın “Sizi niçin aldılar” sorusuna “Ben de bilmiyorum” yanıtını verirken gözlerinde parlayan ışık gibi.
- Aydınlığın savaşçılarının dostu olmaktan onur duyuyorum…
***
Bu işler nasıl yürüyor biliyor musunuz?
Önce hedef tahtasına oturtulan kişiler, kurumlar, yanaşma medyada kurulan çarmıhlara geriliyor. Adına gazeteci, yazar demeye utanacağım tetikçiler manşetlerde ya da köşelerinde bu kişileri ya da kurumları yargılayıp, infaz etmeye başlıyor. Sonra? Sonrası gayet kolay; iktidarın önemli konularda çok zorlandığı, dara düştüğü bir anda hooop, tümü “enterne” ediliveriyor.
- Ne kadar basit, ne denli etkileyici, değil mi?!
Örnek mi istiyorsunuz; alın Erol Manisalı hakkında The Taraf newspaper’da günler süren “darbeci” kampanyasını! Manisalı, bu tertibe karşı yazdığı nefis yazısında layık oldukları yanıtları tek tek vermişti. Alın rektörlere karşı yazılan utanç tefrikalarını ve manşetlerini.
Gelelim Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Vakfı’na (ÇEV) karşı girişilen kumpasa! Ben daha geçenlerde “Yanaşmanın Seviyesi” başlıklı yazımda çok somut bir örnek vermiştim. Fethullah Efendi’nin gözdelerinden, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, sütununda işaret fişeğini şu satırlarla ateşlemişti:
- Serhat ve Eyüp adlı gençleri ÇYDD adında PKK bağlantılı bir örgüt yalancı şahitliğe zorlamış.
Ben bu satırların yazarını seviye düşüklüğü, iftiracı ruh hali içinde kıvranmakla suçlamıştım. Yanılmışım, kumpas başkaymış! Ben bu son dalganın gelmesi için cansiperane gayret gösteren tüm işbirlikçileri, bilumum tetikçileri bir güzel kutluyorum. Niçin derseniz:
- O fotoğraf “cami duvarı” işlevi gördü de, onun için!
![]()



del.icio.us
Digg
Yorum gönder