Anasayfa | EKONOMI | DEPREM

DEPREM

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Ülkemizde, jeoloji, morfoloji ve iklim koşulları nedeniyle, doğal afetler meydana gelmekte ve büyük çapta can ve mal kayıpları yaşanmaktadır.

kurtuluscelik_yazar_efem_659249644.jpg

Son 58 yılda sadece depremde ölen insan sayısı  58.202 dir. Yurdumuz dünyanın en aktif ve en hareketli deprem ülkesidir. Çünkü  Anadolu levhası, jeotektonik konumu itibari ile güneyden Afrika,  kuzeyden ise Avrasya plakası arasında sıkışma tektoniğine maruz kalmakta olup, güneydoğudan ise Arap levhasının Anadolu Bloğunun altına dalım yaparak, kuzeyden meşhur Kuzey Anadolu Fayı (KAF) ile doğudan Doğu Anadolu Fay (DAF) zonu sınırlarından, Anadolu Bloğunu saatin tersi yönünde rotasyon hareketi ile güneybatıya ötelenmesi-hareketi  sözkonusudur. Bahsettiğimiz KAF ve DAF fayları ülkemizin en aktif fay zonları olup, bu fay hatlarına yakın  yerleşim yerlerinde, geçmiş tarihlerde önemli can ve mal kayıpları (Örneğin Gölcük Depremi) yaşanmıştır.

Ege Bölgesinde, sıkışma ve genleşme tektoniğine bağlı olarak KAF ve DAF gibi geniş alanları etkileyebilecek doğrultu atımlı faylara sık rastlanılmaz. Sıkışma ve genleşmeye tektoniğine bağlı olarak horst-graben gibi normal atımlı faylar  oluşmuştur. Oluşan çöküntü alanları B  Menderes, K.Menderes, Gediz, Bakırçay havzalarının bugünkü jeomorfolojik yapını sunmaktadır. Ege bölgesindeki havza sınırları, normal fayların kontrolünde olup, geçmiş yıllarda ve günümüzde halen devam etmekte olan tarihsel ve aletsel depremler bu faylardan kaynaklanmaktadır. Ege Bölgesinde, büyük ölçekli fayların yanı sıra kıyı düzlüklerinin bitip yüzey şekillerinin sarplaşmaya ani başladığı yerlerde de küçük ölçekli faylar mevcuttur.

Ege Bölgesinde hakim olan Kuzey-Güney yönlü genişlemenin ve buna bağlı olarak oluşan Doğu-Batı uzanımlı kırık hatlarının, önceki yıllarda meydana gelen tarihsel ve aletsel depremlere sebep vermiş olsa da, yeni kırılmalar ve yeni depremler olasılık dahilindedir. Böylesi bir kırılmanın Küçük Menderes Tektonik Havzasında yer alan Torbalı İlçesi ve çevresini etkileyebilecek bir depremin sonuçlaması kaçınılmazdır. Nitekim Torbalıda geçmiş yıllarda 4'ten büyük şiddette depremler olmuştur. Bunlardan en önemlisi, 1928 yılındaki 7,00 MM büyüklüğündeki Torbalı depremi; 2000 üzerinde konut yıkımına ve 50 nin üzerinde insanın ölmesine neden olmuştur. 1928 depreminin, Gediz grabeni sistemine bağlı sağ yönlü doğrultu atımlı  bir transfer fayı olan Dağkızılca Fayından kaynaklandığı çoğu bilim adamlarınca kabul edilmektedir. Ancak bazı bilim adamları 1928 Torbalı depreminin Mahmutlar Dağı ve Tahtalı Dağı istikametindeki kırık hattından kaynaklandığını söylemektedirler. Her ne kadar 1928 depremin hangi faydan kaynaklandığı tartışıla dursun,  1928 Torbalı depremi hasar dağılımında yerel zemin koşullarının belirleyici olduğu bir gerçektir. Çoğu zaman öyledir ki fay hattı üzerindeki yapılarda herhangi bir hasar gözlenmezken, kilometrelerce uzaktaki yumuşak ve gevşek zemin üzerine kurulu yerleşim yerlerinde can ve mal kaybı daha fazladır. 1928 Torbalı depreminde ki öyle olmuştur, Tepeköy yerleşim yerinde hasar çoktur. En sağlam binalar olarak öngörülen Hükümet binası ve jandarma binası duvarları ile Ertuğrul Cami ve diğer camilerin minarelerinde önemli derecede hasar görüşmüştür.

Torbalı İlçe Merkezi, havzanın en kalın  alüvyon tabakası üzerine kurulu bir yerleşim yeridir. Torbalı Havzası jeolojik tarihi boyunca havza kenarlarına doğru, (sanayi bölgesi ve İzmir-Aydın Otoyolu civarı) alüvyon kalınlığı azalmakta ve iri malzeme olarak adlandırılan taşıma gücü yüksek kum, çakıl sedimalarından oluşmaktadır. Havza ortasına doğru yani Torbalı ilçe merkezinin bulunduğu noktalarda taşıma gücü nispeten daha düşük, ince malzemeli kil ve silt oranı fazla alüvyon dolgu kalınlığı en fazla olduğu depremden en fazla etkilenebilecek yerlerdir.

Deprem anında hasarı belirleyen asıl yerel zemin koşullarıdır. Deprem anında yıkımı ve hasarı belirleyen en önemli etmen zemin yenilmeleri ve zemin sıvılaşmadır.  Zemin sıvılaşması genel olarak, suya doygun ince daneli kum ve silt gibi tabakaların, deprem titreşimleri sırasında , tabakanın bir sıvı gibi hareket etmesi olarak tanımlanır. Eğer zemin deprem anında sıvılaşıyorsa o zemin taşıma gücünü yitirmiş demektir.  Torbalı ve çevresinde yapılan sondajlarda, özellikle Subaşı ve Pamukyazı civarında  sıvılaşabilecek tabakalar gözlenmiş olup, yeraltısuyu seviyelerinin 20 metre den daha sığ olması koşuluyla  sıvılaşma riski her zaman vardır.

Torbalı ilçesi ve çevresi birinci derece deprem bölgesi içinde yer almakta olup, özellikle taşıma gücü nispeten daha düşük yumuşak ve gevşek zeminlerde yapılar projelendirilirken jeolojik araştırma verilerine ve inşaat mühendisliği kurallarına uyulması, gerekli önlemlerin alınması ve deprem yönetmeliği hükümlerine önemle ve titizlikle uyulması gerekmektedir.

Deprem; bir felaket değildir……………..

Sadece tehlikedir……………….

Tehlikeyi felakete çeviren insanlardır……………………………….

 

     

     

Kurtuluş ÇELİK

Jeoloji Mühendisi 

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2