Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Kamu Hastane Birlikleri Kuruluyor
DEVLET hastaneleri özelleşiyor! Hastaneler piyasaya uyacak. Özelleştirme hastanelerimizi ticarileştiriyor.

Hükümetin ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ kapsamında ‘Kamu Hastane Birlikleri’ yapılandırmasıyla hastaneler işletmeye dönecek. Bugünkü hükümetin sağlık alanında uygulamakta olduğu Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında, kamu hastaneleri de özelleştiriliyor. TBMM gündeminde bulunan “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı” ile kamu hastanelerinin özelleştirilerek, birer işletme haline getirilmesi öngörülüyor. Bir doktor olarak; hiçbir doktor ve hemşire arkadaşımın bu “Yasa”yı onaylayacağını sanmadığım gibi; sağlık çalışanlarında büyük bir hayal kırıklığının olduğunu görür gibiyim! “Devlet Memuru” olmak bir şereftir! Devletin doktoru ve hemşiresi olmak da memuriyetlerin en güzellerinden birisidir. Bizim insanımız sözleşmeli işlere güvenmez, o işlerde huzur bile bulamaz: Ne olacak canım! Sözleşmeli; taşeron’da çalışıyor! Her an kapı önüne konabilir diye düşünür! Bugünkü “Devlet Hastanesi” asaletini herkes çok arayacaktır. Hastaneler “varsıl’ı-yoksulu”, doğuluyu batılıyı bir çatı altında birleştirmektedir. Vatandaş devlet hastanesinin kapısından içeri girince arkasında “koskocaman” ”devlet”i görüverir. İşi olmadı mı? Hemen başhekime çıkar: Derdini anlatır. Yeni yasa ile parana sözün geçecektir.
Bu millet kendi hastanesini kendisi yapmıştır.
Şimdi falancaya satılan hastanesine nasıl bu benim hastanem diyebilecektir. O hastanesini sahipleniyordu ama şimdi ne yapacağını bile bilmiyor!
TTB Genel Sekreteri Dr. Eriş Bilaloğlu, “tasarının temel hedefinin kamu hastanelerini çalışanlarıyla birlikte devletin üzerinde ‘yük’ olmaktan çıkarmak olduğunu belirterek; bu Hükümet hem sağlık çalışanlarını hem de hastaları ‘piyasa anlayışa’ yöneltiyor” diye konuştu. Şimdi hükümetin uyguladığı ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın en önemli ayaklarından biri olan ”Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı”nın yaşama geçirilmesiyle birlikte yaklaşık “bine yakın kamu hastanesinin”, “Kamu Hastane Birlikleri” adı verilen yapılandırmayla “ÖZELLEŞTİRİLMESİ” öngörülüyor!
Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı şu an Meclis’in gündeminde yer alıyor. Tasarının temel hedefi ise,”kamu hastanelerini çalışanlarıyla birlikte devletin üzerinden ‘yük’ olmaktan çıkarmak” olarak açıklanıyor. Tasarı; hastaneleri kendi içinde ‘tasnif’ ederek sağlık kuruluşlarıyla devletin ilişkisini yeniden tarif ediyor. Hangi hastanelerin kamu hastane birliği olacağı belirlenerek, “yaklaşık 400 Hastane Birliği” oluşturması hedefleniyor. Bunların her birinin yönetim kurulu olması ve bu yönetim kurullarında “hekim temsilcisi yer almaması” öngörülüyor. Buna karşın, kurullarda “ticaret odası”ndan birer temsilcinin yer alması planlanıyor. Doktor barındırmayan bu kurullar “işletme” mantığıyla bu hastaneleri yöneterek hizmet sunumunda da seçime yönelecek: Yüksek kar getiren hastalıklara yönelecek, az karlı hastalıkları boşverecek.
Tasarının yasalaşmasıyla birlikte, hastane personelinin tümünü sözleşmeli olarak alabilecek. Çalışanların haklarını arama mücadelesi yönünden olumsuz bir gelişme meydana geliyor. Bu tasarı aynı zamanda kadrolaşmanın anahtarı olabilecek. Kadrolaşmayı yönetim kurullarının hepsinin yapması söz konusu olabilecek. Uzun zaman iş’te çalışma, kısa “az” maaş alma görülebilecek! Sözleşmeli personelin sendika’lı da olamayacağı sanılıyor. Bu durumda personelin haklarında ciddi bir kayba sebep olunabilir.
Değerli Torbalılılar şu sözüme çok dikkat edin! Bizim hastanemizde Türkiye’nin her yerinden gelen Torbalı’ya yerleşen doktor, hemşire, ebe ve hizmetli var! Torbalı Devlet Hastanesi’nde Türkiye temsil ediliyor ve bu personelin 657 sayılı devlet memurları kanunu arkasındadır. Ayrıca “memurin muhakematı kanunu” ile de yasalar da yanlarındadır! Kars’lı Cemal, Muş’lu Mümin, Kağızman’lı Ramiz, Kars’lı Leyla hemşire, Tavas’lı Fatma ebe ve Diyarbakır’lı Doktor Bey’in mozaiği de böylece yok olacak. Mütevelli heyeti kimleri alırsa onlar hastane personeli olacak. Bu tasarının içinde eğitim hastaneleri de yer alıyor. Ankara, İstanbul ve İzmir başta olmak üzere büyük kentlerde hizmet genellikle eğitim hastaneleriyle yürüyor.
Taşra hastanelerine göre bu eğitim hastaneleri üniversite hastaneleri gibi sayılıyor. Bu tasarıda eğitim hastaneleriyle ilgili hiçbir madde bulunmuyor. Eğitim, niteliği arttıran ama daha az seviyede hizmete yol açan bir sistem olduğundan, kar etmek isteyen hastanelerin tercihi olmayabilir. 1000′e yakın kamu hastanesi nasıl “400 Hastane Birliği” olacak: İki yıl önce İzmir’de yapılan bir sağlıkçı seminerinde hastanelerin; A,B,C,D,E diye beş ayrı fraksiyona ayrılacağını öğrenmiştim: D Kaliteye düşen devlet hastaneleri, “Özel İdare Kurumu”na, E kaliteye düşeni de Belediyelere devredilecek “Belediye Hastanesi” olacak. Belediye Hastaneleri, başhekim titrinde bir yöneticiyle, belediye başkanı ve meclis’iyle; “Özel İdare Hastaneleri de 7 kişilik bir mütevelli heyetiyle kendi hastanelerini yönetebilecek. A,B,C grat hastaneler ise bu “400 Kamu Hastane Birlikleri”ne girecek ve de özelleşecek sonra da satılacak.1000–400=600 Hastane geriye kalıyor. 600=D+E Özel İdare ve Belediye Hastaneleri! 400 ABC’den yani özelleşip satılan bu hastaneler de “lig”den düşüp D veya E hastane grubuna gidebilir. D veya E Hastaneleri de “Lig” yükselip, özelleşip-satılabilir durumuna gelebilir.
Bizim tıbbiyeliler 78 kuşağı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Çocuk Kliniği Direktörü Prof. Dr. Sabiha Cura ’Özgür’; Türkiye gibi ülkelerde devlet; eğitim ve sağlıktan elini-ayağını çekemez diyordu. Çünkü koruyucu hekimlik işleri, çocuk aşılama takibi ve fakir-fukara’nın sağlığı yerine getirilemez. Yine 1978 yılında Kazakistan’ın Alma Ata kentinde tüm dünya ülkelerinin katılımıyla toplanan “Alma Ata Konferansı”nda “WHO” Dünya Sağlık Örgütü, tüm dünyada sağlık devletler tarafından ücretsiz olarak yapılır kararını almıştır.
1982 Anayasası madde 56: Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içersinde sürdürmesini sağlamak devletin görevidir!
Bu da Norveç Açılımı
Sayın Cumhurbaşkanı Gül iki hafta önce Nahçıvan’a giderken uçakta gazetecilere;”biz gerekli reformları yapalım, ileride Norveç gibi de olabiliriz” dedi. Norveç’te 2008′de kişi başına milli gelir 95000 dolar. İnsani gelişmişlik endeksinde dünya birincisi. “Eğitim” ve “Sağlık” sektörü devletin elinde! Özel eğitim ve özel sağlık yok! Norveç ile tek benzer yönümüz bizim Diyanet gibi orada da kilise devlete bağlı. Bizim bu kamu hastane birliği yoruma açık ne derseniz? Öyledir! Tıbbi Yoksulluk Oluşacak; TTB Genel Sekreteri Bilaloğlu; “İnsanların hem hastalıkları derinleşiyor; hem de ceplerindeki para gidiyor. Hükümet sağlığı eşit, ücretsiz sunulması ve vatandaşların nitelikli hizmete ulaşabilmesi için önlemler alıp düzenlemeler yapmalı. Bu zihniyet hem ‘çalışanları’ hem de ‘hastaları’ piyasacı anlayışa yöneltiyor. Bundan sonra; hastane, doktor, hemşire eleştirme alışkanlığımız bitecek. Bu defa 400 Kamu Hastane Birlikleri eleştirisi öğrenmemiz gerekecek. Bu memlekette herkes önce sağlık diyor; benden söylemesi… Sağlıcakla kalın…



del.icio.us
Digg
Yorum gönder