Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
SENDİKALI OL!
Tekel İşçilerimizin yaklaşık iki aydır sürdürdükleri örgütlü mücadeleleri çalışanların sendikalı olmalarının önemini bir kez daha ortaya koymuştur.
Çalışan kesimlerin sorunlarını ancak örgütlenerek değiştirebileceğini, aksi takdirde şikâyet etmekle, sızlanmakla hiçbir hakkın elde edilemeyeceğini herkesin görmesi gerekmektedir.
Çalışanların emeğinin karşılığını alabilmenin, kazanılmış haklardan geri ödün vermemenin yolunun da sendikalaşmaktan ve sendikalara üye olmaktan geçmektedir.
Türkiye’de bugün sendikalaşma oranı %10 civarındadır. Girmeye çalıştığımız AB ülkelerinde bu oran ise %20 ila % 36 arasında değişmektedir. Bu konuda en ileri ülke %36 ile İtalya’dır.
Avrupa Sosyal Şartına, İLO sözleşmelerine rağmen Türkiye’de halen “örgütlenme ve sendikalara üye olma” noktasında büyük sıkıntılar ve baskılar yaşanmakta, özellikle 80 sonrası getirilen Anayasa ile çalışanların sendikasızlaştırılmasına çanak tutulmuştur.
80 sonrası sendikalara büyük baskılar uygulanmış, özelleştirme ve “taşeronlaştırma” ile de mevcut sendikalarımızın “hedef alanları” daraltılmaya, ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.
Kamu alanında çalışan birçok iş kolundaki işçilerin işyerleri “Özelleştirilerek” ya kapatılmış, ya da özel sektöre, küresel sermayeye peşkeş çekilmiştir.
Sağlık alanında, Eğitim alanında “taşeron firmalardan hizmet alınarak bu alanlarda ki sendikal çalışmalar yok edilmiş, özellikle sağlık da Özel güvenlik, tıbbı sekreterlik, temizlik, yemek, laboratuar, teknik hizmetler gibi kalemler taşeron firmalara verilerek buralarda işçi statüsünde ve sendikalı çalışan birçok insan ya memur yapılmış, ya da başka kurumlara nakledilmiştir.
Hükümet kamuya ait birçok işyerini gerek kapatarak, gerekse özelleştirerek örgütlü ve sendikalı işçilerden kurtulma, sendikalarla masaya oturmaktan kaçma yollarını seçmiştir.
Dün Sümerbank’ı, Şeker Fabrikalarını, Demir çelik ve SEKA’yı satan hükümet, Tekel’e de el atarak birçok tekel fabrikasını satmış, 12 bine yakın insanı ise “kazanılmış haklarından” vaz geçmesi ve 4/C kapsamında istihdam edilmesini istemektedir.
Hükümetin Tekel işçilerine karşı yürüttüğü bu operasyon bu kez öyle görünüyor ki “sert bir kayaya çarptı.” Tüm tekel işçileriyle birlikte Çalışanlar “TEK EL” olarak bu haksızlığa karşı direnmektedir.
Tekel işçilerinin haklı mücadelelerini desteklemek üzere işçi ve memur sendikaları bütünleşerek “TEK EL” olmayı 20 yıldan bu yana ilk kez başarmışlardır.
Hükümetin inatlaşması, günlerdir Ankara’nın ayazında direnen 12 bin işçinin sesini duymaması karşısında, İşçi sendikaları Türk-İş, DİSK ve Hak-İş,
Memur sendikaları Türkiye Kamu-Sen ve KESK 04.02 2010 günü tüm Türkiye’de “bir günlük iş bırakma” eylemini gerçekleştirerek, artık yapılan haksızlıklara sessiz kalmayacaklarını göstermiştir.
Burada dikkatimizi çeken önemli bir husus ise Memur Sen’in takındığı tavırdır. Beş sendika lideri ile birlikte “tekel işçilerine destek konusunu” görüşen ve alınan “iş bırakma” kararına imza koyan bu sendikamız ne yazık ki bu kararından geri adım atarak bu eylemden vaz geçmeyi seçmiştir.
Memur Sen, AKP iktidarı ile birlikte kurulan ve Kamu Çalışanlarını temsil eden bir sendikamızdır. Sendikalaşmada “iktidarın gücünü” bugüne kadar iyi kullanan, her fırsatta “iktidardan yana” tavır koyan bu sendikamız artık bir an önce gerçek sendikacılığa dönmelidir. Aksi takdirde “AKP ile gelenler AKP ile giderler” sloganı onlar içinde geçerli olacaktır.
Temennimiz bu sendikamızın da çalışanlarımızın haklı mücadelelerinde yanlarında olmaları, bu sendikamıza daha çok saygınlık kazandıracaktır.
Yazımızın başlığında kullandığımız “sendikalı ol” ifadesi Petrol –İş Sendikamızın başlattığı bir kampanyayı işaret ediyor.
Tüm baskılara, yasalarımızın yetersizliğine rağmen çalışan ve “emek cephesini” oluşturan herkesin sendikalara üye olmaları, mücadelelerini örgütlü olarak yürütmeleri büyük önem taşımaktadır. Artık herkesin “elini taşın altına koyma “zamanı gelmiş de geçmektedir.
Unutmayalım haklı taleplerimizi ancak örgütlenerek, birleşerek ve “TEK EL” OLARAK ALABİLİRİZ. Bunun yolu da ister kamuda olun, ister özel sektör de olun sendikalaşmadan geçmektedir. Çalışanlar bunu başaramadığı takdir de yıllardır olduğu gibi ezilmeye ve her fırsatta kapı önüne konmaya çalışılacaktır.



del.icio.us
Digg
Yorum gönder