Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
YÜREĞİMİZ YANIYOR!
Bence, Sayın Başbakan kandırılmış ve aldatılmıştır. Yanlış bir dolmuşta yolculuk yapmaktadır. Bir sürü stratejik anlaşmalara imza attığınız bir devleti ucuz politikalarla ve hamaset dolu söylemlerle hizaya getiremezsiniz. Yıllardır Türkiye Cumhuriyetinin desteğini alan, yaptığı eşkıyalığa seyirci kalınan bir devletle çelik çomak oyunu oynanmayacağını bilmeliyiz.
Günlerce dünya kamuoyuna reklamı yapıldı, yüzlerce yazar-çizer ve akademisyen, yazılı ve görsel basında akıl almaz yorumlar yaptı ve yardım konvoyu yola çıkarıldı. Hiç kimse bunun arka planının hesabını yapmadı. Herkes uyudu, uyutuldu veya uyumak zorunda bırakıldı.
Yıllardır, ancak bir eşkıyanın yapabileceklerini ortadoğuda terör yaygaraları ile yapan ve Filistin topraklarını işgal eden eşkıya bir devletin eşkıya ruhlu bir Başbakana sahip hükümetinin bu rezaleti yapabileceğini tahmin edebilmeliydik.
Bununla birlikte, kendi içimizdeki hainlerin bütün gözlerin bir yere odaklandığı bir günde ihanetlerine bir yenisini daha ekleyebileceklerinin hesabını yapabilmeliydik.
Doğrusu bende hiç bunları düşünemedim. Pazar günü FENERBAHÇE derneğimizin kongresine katıldım ve orada bulduğum büyük moralle bu hafta Derneğimizi ve başarılarını okuyucumla paylaşmayı planlamıştım. Nasip olmadı. İnşallah! Önümüzdeki haftalarda paylaşma fırsatını yakalarım.
Şu anda, ne Gazzeye gidecek yardımla, ne alıkonan gemilerle, ne şunlar bunu demiş, Başbakan şöyle söylemiş, dünya ayağa kalkmış, mış. mış… mış’ larla hiç mi hiç ilgilenmiyorum. Yüreğimi yakan, o gemide hayatını kaybeden ve İskenderun da hain bir pusu sonucu şehit olan evlatlarımızla ve geride kalan ailelerinin acıları ile ilgileniyorum. Bu canların, çekilen acıların ve ana yüreğinin, iç ve dış siyasi oyunlara malzeme olmasını çok çirkin ve yanlış buluyorum.
“Sayın başbakan İsrail’i oyuna getirmiş ve dünyaya karşı bu eşkıya ruhlu yöneticilerin maskelerini düşürmüş ve gerçek yüzlerini göstermiştir” hamasetine sarılanlar şunu çok iyi bilmelidirler;
Bunun bedeli can olmamalıydı.
İnsan hayatıyla oyun oynanmamalıydı.
Devletler, Başbakanlar, hükümetler insan hayatıyla siyaset yapmamalı, oyunlar içine girmemelidir.
Dünya liderleri aranmış, güvenlik konseyini Türkiye acil toplantıya çağırmış. Obama Başbakanımızı aramış, üzüntülerini bildirmiş. İsrail özür dilemeliymiş, bunun hesabı ağır bir şekilde sorulacakmış.
Bu sözler, o canların hayatlarını geri getirmeyecektir. Anaların yüreğindeki ateşi söndürmeyecektir.
Yükselen kin ve nefret duygularının gelecek nesillerimize intikal etmesine engel olamayacaktır.
Eşkıya Devlet, dünyanın gözü önünde gemiyi basıyor, direnenleri öldürüyor, Türk dış işleri bu felaketin oluşumuna telefonda an be an vakıf oluyor, ama hiçbir şey yapılamıyor.
Başbakan, Brezilya’da- Şili’de geziyor, Genel Kurmay Başkanı, Mısır’da dolaşıyor ne güzel…
Yıllardır söylenen “Bunlar kavgadan ve kavganın sonunda mağduriyet edebiyatı yaparak kazanmayı severler” sözlerinin haklılığı burada da ortaya çıkıyor.
Bu anlayış, bizim ne tarihimize ne de milli geleneğimize uyan bir politika değildir.
“Gönüllülüğe” sığınıyorsanız, o zaman “Bulamadınız mı? koskoca Türk ordusunda iki tane gönüllü pilot, Yokmuydu? Akdeniz de dolanan donanmanızda iki geminiz eşlik etseydi yardım konvoyuna” diye sorarlar adama…
Bugün Bosna da ne olduğu pekte tam anlaşılamayan bir devlet var. Ama kaybedilen yüz binlerce hayat ve toprağa dökülmüş bir o kadar ağırlıkta da kan vardır. İstenseydi, bugünkü durumuna hiç kan ve gözyaşı dökülmeden getirilebilirdi.
Bugün Filistin de eğer istesinler hiç kan dökülmeden barışı sağlayabilirler.
O zaman nedir bunun anlamı?
Bu bölgeler başka türlü sömürülemez, öyleyse bu kargaşadan Emperyal güçler besleniyor demektir.
Şimdi, bizim Ülkemiz o yardım konvoyunda bir KARAKEÇİ oldu ve Ortadoğu cehennemindeki kaynayan kazanların kulpundan tutması sağlandı.
Bence, Sayın Başbakan kandırılmış ve aldatılmıştır. Yanlış bir dolmuşta yolculuk yapmaktadır. Bir sürü stratejik anlaşmalara imza attığınız bir devleti ucuz politikalarla ve hamaset dolu söylemlerle hizaya getiremezsiniz. Yıllardır Türkiye Cumhuriyetinin desteğini alan, yaptığı eşkıyalığa seyirci kalınan bir devletle çelik çomak oyunu oynanmayacağını bilmeliyiz.
Acı olan, Eşkıya devlet’e "Biz bu bölgede söz sahibi olduk, bize sorulmadan hiçbir iş yapamazlar" diyen aklı evvel siyasetçi ve akademisyenlere ve Türkiye ye güvenin dedikleri bölge ülkelerine “ buranın EFESİ benim, Türkiye ye rağmen istediğimi yaparım” mesajı verdirilmiştir.
Ayıkla pirincin taşını, Ortadoğu Türkiye değildir. Orası kaynayan bir kazandır.
Bugüne kadar ülkede uygulanan ucuz ve basit politikalar iflas etmek üzeredir. Artık millet, bu acılardan ve kendi içinde oluşacak kin ve nefretin gelecek nesillerine sirayet etmesinin korkusunu yaşarken, birde bölge ülkelerinden gelecek bu yükü hiç taşımak istemeyecektir.
Dışarıda bu politikaların tutmadığını, halkımız Osmanlıda defalarca yaşayıp görmüştür.
(Kıbrıs’ta, Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Yemen’de, Mısır’da, Balkanlar’da Vb.)
Doğu Anadolu’muzda, Osmanlı yönetiminin yapamadığını halk yapmak zorunda kalmış ve yıllar sonra Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk halkı “Sözde soykırım”’la boğuşmak zorunda bırakılmıştır.
Çanakkale de, bir Almanın komutasındaki Osmanlı ordusundan, 250 bin evladımızın kanı dökülmüş, kurtuluş savaşımızda binlerce aydınımız ve akademisyenimiz şehit olmuştur.
Akıllı olmalıyız. Tarihimizden ibret alarak, akıllı bir dış politika uygulamalıyız. Avı yakalamak için kıyıdan köşeden fırsat gözeten “Atmaca” yerine “Aslan” olup çakalları pençemizle vurmalıyız. 01.06.2010
HOŞÇA KALIN



del.icio.us
Digg
Yorum gönder