Anasayfa | GENEL | MOLA

MOLA

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Daha önceleri anlatmıştım. Genellikle, doğru ve dürüst olmak hep özdeş bir kavram olarak görülür

 

 

 

 

Yaz  sıcakları  kavuruyor.  Hem de  nasıl  kavurmak.  Bir  yandan  hava  sıcaklıkları,  bir  yandan  meydanların  sıcaklıkları.  Tabii  buna,  bir de  havanın  nemini  eklersek,  vay  halimize.  Halkoylaması  çalışmaları,  çekişmeler,  meydanların  tıklım  tıklım  dolması,  karşılıklı  sataşmalar  daha da  ısıtıyor  havaları.  Sıcaklar  çekilmez  hale  geldi.  Artık,  Türkiye’nin  siesta’ya  ihtiyacı  var  bence.  Yani  dinlenmeye,  yani  öğle  arası  tatiline,  yani  molaya.  Bir  yandan  ekonomik  durgunluk,  bir  yandan  halkoylaması  bölünmüşlüğü,  bir  yandan  havaların  sıcaklığı,  insanları  canından  bezdirir  hale  getirdi.  Elli  dereceye  yükselmiş  hava  sıcaklıklarının  olduğu  yerlerde,  öğle  tatili  molası  verilir.  Artık,  Türkiye’nin de,  Türk  insanının da  böyle  bir  molaya  acil  ihtiyacı  var.  Yetkililere  duyurulur.  Yoksa,  insanlar  öyle  bir  mola  verecekler ki,  siyasetçilerde,  yetkililerde  her şeyin  nasıl  bir anda  tersine  döndüğüne  şaşırıp  kalacaklar.

 

ERDEM’LİLİK

Herkes  şaşırdı  ilk  önce.  Sonra  tepkiler  gelmeye  başladı.  Doğrumuydu?  Tepkiler,  verilen  karşı  yanıtlar,  tartışılır.  Ama,   CHP eski  genel  başkan  yardımcısı  Eşref  Erdem,  halkoylaması  ile  ilgili  sadece  kendi  görüşünü  açıklamış  ve  ‘evet’  oyu  kullanacağını  söylemiş.  Bunun  yanında da,  neden  böyle  davranacağına  dair  gerekçelerini  sıralamış.  Kendi  çapında  haklı  olabilir.  Yaşadıkları  vardır,  acıları  var  olabilir  o  yıllara  ve  o  dönemlere  ait.  Dürüst  davranmış.  Hatta,  CHP’sinin  yol  haritalarında,  nerelerde  yanlışlar  yaptığına  dair  düşüncelerini de  sıralamış.   Baktığınızda,  doğru da  görünüyor.  Bugün,  uzmanların  ekonomik  platform  verilerine  baktığınızda,  halkoylamasında  az  farkla  ‘evet’  oyunun  fazla  çıkacağı  söylense de,  işin  ilginç  yanı,  askeri  Anayasanın,  CHP  tarafından  savunuluyor  olması.  İşte  tam  burada  Eşref  Erdem de  bunu  söylüyor,  CHP  sosyal  demokrat,  solcu  bir  parti,  nasıl  oluyor da   askeri  Anayasayı  savunuyor  diyor.  Ve  yine  bakıyorum,  CHP’nin  eski  hastalığı,  verilen  cevaplarda  kendini  buluyor.  Karşısındakini  ‘küçümseme’  hastalığı.  Verilen  cevapların  hemen  hepsinde,  Eşref  erdem küçümseniyor.  Oysa,  kendileri  bir  özeleştiri  yapsa,  kendileri  Anayasa  sürecinde  olaya  katılmış   olsa,  bugün  bambaşka  sonuçlar  ortaya  çıkabilirdi.  Bugün  belki de,  askeri  Anayasayı  savunmak  zorunda  olmayabilirdi.  Ne  kadar  parti  içerisinde  ‘evet’  diyen,  AK partiye  gitsin  deseniz de,  yapılan  anketlerde  bile,  bugün   Türkiye de  ilericilerin  büyük  çoğunluğunun  yeni  ve sivil  Anayasayı  destekleyeceği  belirtilmektedir.  Eşref  Erdem  üst  düzey  siyaset  yapmış  bir  insandır.  Kendi  görüşünü  açıklamıştır.  Herkesin  saygı  duymasından  daha  doğal  bir  şey  olmamalıdır.

 

DOĞRULUĞUN  KARŞILIĞI

Daha  önceleri  anlatmıştım.  Genellikle,  doğru  ve  dürüst  olmak  hep  özdeş  bir  kavram  olarak  görülür.  Oysa,  anlam  olarak  ve  içerik  olarak  tamamen  birbirini  tamamlayıcı  özellikleri   olan  kavramlar  değillerdir.  Dürüst  olmak  soyut  özelliği  olan,  elle  tutulamayan,  gözle  görülemeyen  bir  kavramdır.  Ama,  doğruluk  nesnel  olan,  görülebilir,  hissedilebilir  bir  kavramdır.  Yine de  karşılığını  bulmayan,  kabullenilemeyen  yapıları  nedeniyle,  ister  elle  tutulsun,  ister  gözle  görülsün  bir  şey  ifade  etmeyen  muamelesi  görürler.  Belki de  genel  doğrular,  belki de  bireylerin  doğruları  farklı  anlamlandırıldığı  için  sonuç  hep  böyle  olmuştur.  Ama,  şu  hayatta  ne  yaparsak  yapalım,  asıl  farkı  yaratan,  insanın  niyetidir.  Görüntüler,  yapıştırılanlar,  yakıştırılanlar  değildir.  Onun  için,  doğruluğun  karşılığı  hep  farklı  olmuştur.  Hikayemizde  anlatıldığı  gibi.  Sağlıcakla  kalın.

 

DEVLET  SIRRI

Sovyetler Birliği  Dönemi.  Stalin  iktidardaymış.  Ve  yoldaş  Grigori,  mahkemede  yargılanıyormuş.  Hakim sormuş: ‘yoldaş  Grigori  neden  buradasın?’  Yoldaş  Grigori  cevap  vermiş: ‘bir  ‘bakana’ aptal  ve  işe yaramaz dedim.’ Hakim  anında  kararını  bildirmiş:  ‘Bakana  hakaret  ettiğin için  beş yıl,  devlet  sırrını  ortaya  çıkardığın  için de  beş  yıl,  toplam  on  yıl  hapis..’’

                                          Ruhi Gülercan

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2