Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
MEZARDAN ÇIKMANIN VAKTİDİR
Son derece lüks jeeplerle getirildiler. Hükümetin valisi bile karşılayanlar içindeydi. Bir mehteran bölüğü eksikti.Bir mehteran bölüğü eksikti.

Sanki kırk yıldır görmedikleri dostları geliyordu. Bir mehteran bölüğü eksikti. Kim bilir, belki de unutulmuştu. Olurdu böyle şeyler. Önemli organizasyonların bir yerinde mutlaka bir şeyler unutulur, onu da nazarsavar bir anlayışla yorumlardık yıllardır. Cumhuriyetin savcılarını, hakimlerini ayaklarına götürdük onların. Deniz Feneri’ne yapılan pastalı börekli sözde baskının bir benzerini de hukuk alanında yaptık. Bu alanda guinness rekorlar kitabına bile girdik adeta.
Bütün bunlar olurken, başta şehit anaları olmak üzere, yurtseverlerin, sahte değil, gerçek bir ulusal barıştan yana olanların vicdanları kanatılıyordu.
Şehit anası haykırıyordu televizyon ekranlarından:
Bunları kahramanlar gibi karşılayacaktınız madem, bizim çocuklarımız niçin öldüler?
Bir şehit babası da elindeki çerçeveli devlet övünç belgesini aynı öfkeyle yere çarpıp paramparça ediyordu.
“Dağ başını duman almış
Gümüşdere durmaz akar.”
Bir büyük emperyalist planın parçası olarak yürütülen süreçte, başbakan baştan beri hep şunları söylüyordu:
“Kürt açılımı, demokratik açılım bir milli birlik ve kardeşlik projesidir. Açılıma destek vermeyenler, anaların daha fazla ağlamasını isteyenlerdir”
Şimdi soruyorum size sayın Başbakan:
Ayrılıkçıları kahramanlar gibi karşılayıp, koskoca Türk devleti’ni onların karşısında diz çöktürmek için mi istiyordunuz bu desteği?
Hem, gelenler T.Ceza Kanununun etkin pişmanlıkla ilgili hükümlerini içeren ifadeler mi verdiler ki hemen serbest bırakıldılar? O da olmadı.”Sayın öcalan’ın emriyle geldik. Dağa çıkmaktan örgüte katılmaktan falan da pişman değiliz” dediklerine ve etkin pişmanlık da göstermediklerine göre hangi yasaya dayanarak serbest bırakıldılar. Hukukumuzda siyaseten bırakılma diye bir madde olmadığına göre, bunlar neye dayanarak bırakıldı.Siyaseten bırakıldılarsa, bu emri verenler ve uygulayanlar suç işlemiş olmuyorlar mı?
Bir taraftan,”Analar ağlamasın, çocuklar babasız kalmasın derken, eli silahlı insanların dağda dolaşması ülke için, millet için, anne babalar için iyi bir durum mudur?”diyorsunuz. Diğer taraftan da, aynı anaların, babaların vicdanlarında derin yaralar açıyorsunuz. Var sayalım ben haksızım. Anaların, babaların vicdanını gerçekten düşünüyorsunuz diyelim.Vicdanınız buna elveriyor da, yıllardır içerde yatan, neyle suçlandığını bilmeden ölen insanların da aralarında olduğu yurtsever aydınlara mı elvermiyor. Şimdi son kez soruyorum:
Onların anaları, çocukları, öğrencileri ve hastaları yok mudur? Atatürkçü ve yurtsever olmaktan başka suçları olmayan aydınlarımızın içerde tutulmaları, ülke için, millet için, anne ve babalar için iyi bir durum mudur?
“Güneş ufuktan şimdi doğar
Yürüyelim arkadaşlar”
Kuralları devlet değil de, muhatap aldığınız terör örgütü koyuyorsa, (ki öyle görünüyor) bundan sonraki isteklerinin de önü alınamaz. Açılan toplumsal ve ulusal yaranın kangrene dönüşmesi de kaçınılmaz olur. Yıllardır yoksulluk, yobazlık ve cahillik batağına bilinçli olarak sürüklenen ulusumuz, yaratılan gerginliklerle birlikte saman alevi gibi parlayan bir büyük iç savaş yangınının içine çekilebilir. Oluk oluk kardeş kanı akar ve bu savaşın galibi de olmaz. Sevinenlerse yüce önderin dediği gibi:
Bizi yutmak isteyen kapitalistler ve yoketmek isteyen emperyalistler olur.Yugoslavya ve Irak örnekleri ortadadır. Allah korusun en tehlikeli olan da budur.
Bir de, tarih yazdığınızdan, bu fırsatın bir daha ele geçmeyeceğinden falan söz ediyorsunuz. Tarihin nasıl yazıldığını, GeorgeWashington markalı değil, Mustafa Kemal damgalı ulusal barış ve kardeşliğin, nasıl tesis edildiğini şehitliklerimize kulağınızı şöyle bir vererek öğrenebilirsiniz.
“şehitler Kuvvay-ı Milliye şehitleri
mezardan çıkmanın vaktıdır”
Muzaffer Yıldırımer



del.icio.us
Digg
Yorum gönder