Anasayfa | POLITIKA | İKİ İLKE

İKİ İLKE

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

işte, toplumun sosyal ve ekonomik kurumları, toplumsal yapı, birde inanç yapısı,

 

 

 

 

 

 

 

          Yazdıklarıyla  vardır  insan.  Yaşamanın  yansımasıdır  yazılanlar.  Aynı  zamanda  varolmanın  yarısıdır.  Ama,  yazılanlar  okurlarındır  çoğunlukla.  Yazılanları  sahiplenmek,  yazarın  işi  değildir. Paylaşmasıdır,  okurlarıyla.  Bu  bir  erdem midir  yoksa  alçak gönüllü  olmak mıdır.  Aslında  ikisi de  vardır  böyle  davranmanın  içinde.  Yazıları  sahiplenmek,  daha  bencil  bir  davranıştır  yazar  için.  Çünkü,  onlar  artık  yazıldıktan  sonra,  okurların  olurlar.  Okurların  sorumluluğundadır  o  yazılar.  İşte,  olmak  ya da  sahip  olmak  meselesi  burada  başlar.  Sahip  olmak  geçicidir.  Hep  daha  fazlasını  ister  insan,  içinde  sıkıntıları  barındırır.  Olmak  ise  sözcüklerle  tanımlanamaz,  anlatılamaz.  Olmak,  yaşanılan  ve  içeride  hissedilen  bir  özellik  ve  canlılıktır.  Yani  bir  hayattır.  İnsan  varoluşunun,  iki  temel  niteliğidir,  olmak  ya da  sahip  olmak.  İnsanla  birlikte  vardır  bu  iki  ilke. 

 

işte, toplumun  sosyal  ve  ekonomik  kurumları,  toplumsal  yapı,  birde  inanç  yapısı, (sahip olmak, olmak)  bu  iki  karakter  ve  davranış  biçiminden  hangisini  desteklerse,  o  toplumun  insanlarında da  bu  karakter  özelliği  ağırlık  kazanacaktır.  (sahip olmak= maddecilik,daha çok  mal edinme  fetişizmi, olmak=tasavvuf düşüncesi, mistisizm  ayrı  bir  araştırma  konusu  olacaktır.)  Demek ki,  bir  toplumun  genel  karakterini ve  genel  yapısını belirleyen  iki  temel  ilke  olan,  olmak  ya da  sahip  olmak,  bir  yerde  çok  şeyin  belirleyicisi  veya  öncüsü  olabiliyormuş  gibi  görünmektedir.

 

 

GÜNEŞİN  ALNINDA

Başka  bir  gözle  izliyorum  Torbalıyı. Sanki  bir  şeyler  eksik.  Veya  bir şeyler  fazla. Fazla  ya da  eksik. Ama,  Belediye  meydanının,  diğer  caddelerin  işi  çok  zor. Aslında  zordan da  öte.  Esnafa  ve  yollarda  yürüyenlere  Allah  kolaylık  versin.  İşi  olanlara,  o  caddelerde  gidip,  gelmek  durumunda  olanlara da  Allah  kolaylık  versin.Yaya   yollarının  daraltılması,  tentenelerin  kısacık  olması,  hiçbir  ağacın  ve  gölgeliğin  bulunmaması,  yeni  bir  Torbalı  yaratmış.  Yaşamanın  zor  olduğu,  esnaf  olmanın  zor  olduğu,  yaya  olmanın  zor  olduğu  bir  ilçe  haline  gelmiş  Torbalı.  Daha  doğrusu,  güneşin  alnında  yaşıyor  Torbalı. Şöyle  gölgesine  oturup  serinleyebileceğimiz veya  saçakların  altına  sığınabileceğimiz  bir  yer  bulmak  mümkün  değil  çarşıda  ve  caddelerde. Yazın  aşırı  sıcaklarında  bu  böyle de,  kışın  sanki  farklı mı. Kışında  insanlar  yağmurun  altında.  Sizlerde,  farklı  gözlerle  bakın  bazen.  Güneşin  alnında ve  gökyüzünün  altında  yaşadığımızı  fark edeceksiniz.

 

HANGİSİSİN

Haberleri  izliyorum. Halk oylaması  savaşı  olanca  hızıyla  sürüyor.  Sen  şöylesin,  o  öyle,  bu  böyle.  Asıl  meseleye  pek  gelen  yok.  Yani  Anayasanın  içeriğine  gelen  yok. Hukukçular da  dilini  yutmuş  durumda,  herhangi  bir  açıklama  yok.  Asıl  onların  konuşması  gerekirken.  Toplumu  aydınlatıcı,  olumlu  ya da  olumsuz  bir  açıklama  yok.  Hep  ön  planda  siyasetçiler.  Havuzlu  villadan  başlayın,  hemen  her  konu  var  ama  Anayasa  yok.  Anayasanın  asıl  amacı  şudur,  şöyle  farklılıklar  getirecektir  ya da  şundan  dolayı  iyi  değildir,  gibi  açıklamaların  dışında  herşey var  ama  Anayasa  yok.  Neyse,  yaz  sıcaklarından  millet  bunaldı  zaten,  birde  halk oylaması  milleti  bunaltmak  üzere  ama  benim  asıl  takıldığım,  Kılıçdaroğlu’nun  lakap  literatürü.  ‘gandi Kemal’ olarak  basın  ilk  önce  lanse etti,  daha  sonra  ‘sessiz güç’ oldu,  sakin güç  oldu.  Sonunda,  işçi  Kemal,  memur Kemal  derken,  devrimci  Kemal  oldu.  Kılıçdaroğlu,  o  kadar  kılığa  büründürüldü  ki,  biz  hangisi  olduğunu  şaşırdık.  Bilemedik.  Acaba  hangisi.  Birinde  karar  verse  ya da  verilse  daha  iyi  olacak.  Onu  uyduramadık,  gömlek  verelim  hesabına  döndü  bu  iş.  O  tutmadı,  bunu  yakıştıralım mı  yapıyorlar  yoksa.  Hangisi  ise  bir an  önce  karar  verilsin  bence.  Böyle  giderse,  bizler  kim ve  ne  olduğumuzu  unutacağız  yoksa.

Sağlıcakla  kalınız.

                                    Ruhi Gülercan 

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2