Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
İKİ İLKE
işte, toplumun sosyal ve ekonomik kurumları, toplumsal yapı, birde inanç yapısı,
Yazdıklarıyla vardır insan. Yaşamanın yansımasıdır yazılanlar. Aynı zamanda varolmanın yarısıdır. Ama, yazılanlar okurlarındır çoğunlukla. Yazılanları sahiplenmek, yazarın işi değildir. Paylaşmasıdır, okurlarıyla. Bu bir erdem midir yoksa alçak gönüllü olmak mıdır. Aslında ikisi de vardır böyle davranmanın içinde. Yazıları sahiplenmek, daha bencil bir davranıştır yazar için. Çünkü, onlar artık yazıldıktan sonra, okurların olurlar. Okurların sorumluluğundadır o yazılar. İşte, olmak ya da sahip olmak meselesi burada başlar. Sahip olmak geçicidir. Hep daha fazlasını ister insan, içinde sıkıntıları barındırır. Olmak ise sözcüklerle tanımlanamaz, anlatılamaz. Olmak, yaşanılan ve içeride hissedilen bir özellik ve canlılıktır. Yani bir hayattır. İnsan varoluşunun, iki temel niteliğidir, olmak ya da sahip olmak. İnsanla birlikte vardır bu iki ilke.
işte, toplumun sosyal ve ekonomik kurumları, toplumsal yapı, birde inanç yapısı, (sahip olmak, olmak) bu iki karakter ve davranış biçiminden hangisini desteklerse, o toplumun insanlarında da bu karakter özelliği ağırlık kazanacaktır. (sahip olmak= maddecilik,daha çok mal edinme fetişizmi, olmak=tasavvuf düşüncesi, mistisizm ayrı bir araştırma konusu olacaktır.) Demek ki, bir toplumun genel karakterini ve genel yapısını belirleyen iki temel ilke olan, olmak ya da sahip olmak, bir yerde çok şeyin belirleyicisi veya öncüsü olabiliyormuş gibi görünmektedir.
GÜNEŞİN ALNINDA
Başka bir gözle izliyorum Torbalıyı. Sanki bir şeyler eksik. Veya bir şeyler fazla. Fazla ya da eksik. Ama, Belediye meydanının, diğer caddelerin işi çok zor. Aslında zordan da öte. Esnafa ve yollarda yürüyenlere Allah kolaylık versin. İşi olanlara, o caddelerde gidip, gelmek durumunda olanlara da Allah kolaylık versin.Yaya yollarının daraltılması, tentenelerin kısacık olması, hiçbir ağacın ve gölgeliğin bulunmaması, yeni bir Torbalı yaratmış. Yaşamanın zor olduğu, esnaf olmanın zor olduğu, yaya olmanın zor olduğu bir ilçe haline gelmiş Torbalı. Daha doğrusu, güneşin alnında yaşıyor Torbalı. Şöyle gölgesine oturup serinleyebileceğimiz veya saçakların altına sığınabileceğimiz bir yer bulmak mümkün değil çarşıda ve caddelerde. Yazın aşırı sıcaklarında bu böyle de, kışın sanki farklı mı. Kışında insanlar yağmurun altında. Sizlerde, farklı gözlerle bakın bazen. Güneşin alnında ve gökyüzünün altında yaşadığımızı fark edeceksiniz.
HANGİSİSİN
Haberleri izliyorum. Halk oylaması savaşı olanca hızıyla sürüyor. Sen şöylesin, o öyle, bu böyle. Asıl meseleye pek gelen yok. Yani Anayasanın içeriğine gelen yok. Hukukçular da dilini yutmuş durumda, herhangi bir açıklama yok. Asıl onların konuşması gerekirken. Toplumu aydınlatıcı, olumlu ya da olumsuz bir açıklama yok. Hep ön planda siyasetçiler. Havuzlu villadan başlayın, hemen her konu var ama Anayasa yok. Anayasanın asıl amacı şudur, şöyle farklılıklar getirecektir ya da şundan dolayı iyi değildir, gibi açıklamaların dışında herşey var ama Anayasa yok. Neyse, yaz sıcaklarından millet bunaldı zaten, birde halk oylaması milleti bunaltmak üzere ama benim asıl takıldığım, Kılıçdaroğlu’nun lakap literatürü. ‘gandi Kemal’ olarak basın ilk önce lanse etti, daha sonra ‘sessiz güç’ oldu, sakin güç oldu. Sonunda, işçi Kemal, memur Kemal derken, devrimci Kemal oldu. Kılıçdaroğlu, o kadar kılığa büründürüldü ki, biz hangisi olduğunu şaşırdık. Bilemedik. Acaba hangisi. Birinde karar verse ya da verilse daha iyi olacak. Onu uyduramadık, gömlek verelim hesabına döndü bu iş. O tutmadı, bunu yakıştıralım mı yapıyorlar yoksa. Hangisi ise bir an önce karar verilsin bence. Böyle giderse, bizler kim ve ne olduğumuzu unutacağız yoksa.
Sağlıcakla kalınız.
Ruhi Gülercan



del.icio.us
Digg
Yorum gönder