Anasayfa | POLITIKA | CHP VE ALTI OK

CHP VE ALTI OK

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Zaman Mustafa Kemal Atatürk’e kurduğu Cumhuriyete, Kemalist Devrimlere ve Cumhuriyet Halk Partisine sahip çıkma zamanıdır

 

 

 

 

 

 

 

 

Nerde kalmıştık?

En son ne yazmıştık?

CHP 12 Eylül Referandumuna neden hayır diyor demiştik.

Bugün 3 Kasım.

Eyvah, yazmakta ne kadar geç kalmışız. Kaldığımız yerden yazmaya devam edeceğiz. Gecikmeden dolayı okurlarımızdan özür diliyoruz.

Cumhuriyetin, devrimlerin ve CHP’nin hedef alındığı bu günlerde Cumhuriyet’e, devrimlere ve CHP’ne sahip çıkmak için yazmak gerek. İnadına, direnerek, yılmadan yazmak gerek.

CHP’nin kuruluşu, Cumhuriyetin kuruluşudur.

Mustafa Kemal Atatürk, Sivas Kongresi’ni Parti’nin ilk kongresi olarak belirtmiştir. CHP’nin ilk program ve tüzüğü Sivas Kongresi’nde kabul edilen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Kararları, Nizamnamesi ve Beyannamesidir.

Aslında 1914 yılında başlayan İstiklal Savaşı’nı başarıya ulaştırmak için, Cumhuriyet’i kurmak gerekmiştir. Cumhuriyet’in kuruluşu ise CHP’nin kuruluşu ile başlamıştır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Ben sizin kökünüzü bilirim.”, “Cibilliyetinizi tanırım” dediği CHP’nin kökleri, daha önceki devrimci öncüdedir; İttihat Terakki’de ve hatta yeni Osmanlı İhtilal örgütlenmesindedir.

Bugün işte bu devrimci süreç, Mustafa Kemal Atatürk, onun kurduğu Cumhuriyet, yaptığı devrimler ve CHP emperyalizm destekli gericiliğin saldırısı altındadır.

Türkiye, Cumhuriyet Devrimleri ve Cumhuriyet rotasından çıkmıştır. Çünkü Kemalist Devrim ardımızda kalan 60 yıllık süreçte, özellikle 1980 sonrasında devlet katında büyük ölçüde yıkılmıştır. Son kaleleri ise direnmeye devam etmektedir.

CHP’de 1980’den sonra yönetici olanlar ülke genelinde iktidar olmayı değil, parti içinde iktidar olmayı kendilerine hedef aldıkları için Mustafa Kemal Atatürk Cumhuriyet, yapılan Devrimler ve CHP yalnızlaşarak çok zarar görmüşlerdir.

Bugün ülkenin yalnızlaştığı günde CHP’nin Cumhuriyet için ne kadar gerekli olduğunu siz okurlarımla paylaşmak istiyorum kendi menfaat ve çıkarlarını ülkenin ve partinin önüne koyanlar sorumluluklarını hissetsin istiyorum.

Türkiye’nin temelinde Kemalist Devrim vardır.

Türkiye, bu zor koşullarda yeniden Kemalist Devrim rotasına girmek zorundadır.

Çünkü.

Türkiye, Kemalist Devrimle kuruldu.

Kemalist Devrim’le İstiklal Savaşı verilip, vatan kazanıldı.

Kemalist Devrim’le Cumhuriyet kuruldu.

Kemalist Devrim’le Uluslaşma sağlandı.

Kemalist Devrim’le ortaçağ karanlıkları aydınlıklara kavuştu.

Kemalist Devrim’le şehlikten, ağalıktan, cemaat ve tarikatlardan kurtulma, özgürleşme sürecine girildi.

Kemalist Devrim’le halk yoksulluktan, perişanlıktan, cahillikten kurtulma süreçlerini başlattı.

Türkiye’nin temelinde Kemalist Devrim var.

Ve o temel yıkılınca Türkiye yıkılır.

Ne yazık ki, Cumhuriyet’in son 60 yılı bu yıkıntının en büyük kanıtı.

Peki, bu nasıl başladı nasıl oldu?

1945 sonrasında sözde çoğulcu Liberal rejime girildiğinde bir hurafeye teslim olundu. Birileri diyordu ki, bu “Çoğulcu Demokrasi”de hem Kemalizm seçenektir hem de Liberalizm denildi.

Ancak, öyle değilmiş. Liberalizm, Türkiye için bir seçenek değil, yıkım imiş, parçalanmak imiş, çözülmek ve dağılmak imiş.

Dahi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin bugün ve gelecekte Kemalist Devrim temelinde yaşayabileceğini bildiği içindir ki, 1937 yılında Anayasa’nın başına Devletin temel niteliklerini şöyle yazdırdı. Türkiye Devleti, Cumhuriyetçi, Milliyetçi, Halkçı, Devletçi, Laik ve Devrimcidir dedi.

Altı ok Türk Devriminin Programı’dır denildi.

Kökleri 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanan devrimler süreci olarak görüldü.

Demek ki, Türkiye’deki karşı devrim süreci 1945’de başladı. Bu tarih devletin temel niteliklerinden vazgeçmenin başladığı tarihtir.

Türkiye’de Liberalizm’de bir seçenek olabilir dendiği anda karşı devrim yürürlüğe girmiş oldu.

Liberalizm denilen illetin kökleri Meşruti et’e kadar uzanıyordu. Jön Türklerin Liberal kanadını Prens Sabahattin’lerin teşebbüsleri şahsi ve ademi merkeziyet olarak tarihe yazıldı.

Bu akım emperyalizmin işbirlikçisi idi.

Nitekim 1908 Devriminden sonra emperyalizmle iş birliği yaparak irtica hareketlerini kışkırttı ve yönetti. İstanbul’daki 31 Mart İrtica Ayaklanması İngiliz Büyükelçiliği ve Liberal Ahrar Partisi (Özgürlük Partisi) tarafından yönlendirildi.

Ahrar Partisinin devamı Hürriyet ve İtilaf Partisi ( Özgürlük ve Anlaşma Partisi) idi. Bu partinin başında bulunan Damat Ferit Paşaların tarihteki ihanetleri çok iyi biliniyordu.

Cumhuriyet döneminde Serbest Fırka ve Terakki Perver Fırkalarında emperyalizmin en sadık iş birliği için en iştahlı partileri olmadılar mı?

Gericilik ve her türden bağnazlık ve yobazlık bu partiler içinde karşı devrim için örgütlenmedi mi?

Bugün sağcı, liberal, muhafazakar partilerin kökleri işte bu karanlık dünyalılardan oluşmuyor mu?

ABD’nin 1945 yılından başlayarak Türkiye’yi denetim süreci içine alması devletin temel niteliklerini başkalaştırdı. 1946’da kurulan çok partili sistem veya demokrasiye geçiş denen olay, aslında bu başkalaşmanın perde arkasının ta kendisiydi.

Türkiye 1945’ten sonra demokrasiye geçmedi; tam tersine demokratik devrimler rayından çıktı.

Türkiye 1945’ten sonra adım, adım ABD’nin hakimiyeti altına girdi. O kadar ki, İsmet Paşa yönetiminin genç bakanlarından Nihat Erim “Küçük Amerika” olma programını ilan etti.

“Küçük Amerika” sürecine CHP önderlik edemezdi. CHP’yi Kemalist Devrime bağlayan bir geçmişi vardı. CHP devrime önderlik etmiş bir partiydi. Ancak, içinden çıkan Demokrat Parti bu uşaklığın öncülüğünü yapacaktı. Yaptı da. Demokrat Partinin ardından gelen bütün sağcı, milliyetçi, muhafazakar partiler küçük Amerika ve uşaklık bayrağını 60 yıl süreyle ellerinde ve yüreklerinde taşıdı.

Bizim kendi devrim sürecimizde ürettiğimiz Altı Ok tanımı yerine, Batının kapitalist-emperyalist sürecinde oluşturulan tanım ithal edildi. “Türkiye Cumhuriyeti Halkçı, Devrimci” bir devlettir tanımı yerine “Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devletidir” Diyen batı tekerlemesi tanımı konuldu.

Halkçılık, Devrimcilik, Ulusçuluk yani bağımsızlık artık yoktu.

Ülkemizin sınıfsız yaşama özlemlerini temsil eden halkçılığın yerine batı emperyalizminin sosyal devleti konuldu.

Devletçilik Anayasa’dan çıkartıldı.

Laiklik ise öksüz kaldı. Çünkü Altı Ok bir bütündü.

Yaşadığımız Küçük Amerika süreci ne yazık ki Laikliği boğdu. O da yemedi bugünlerde Anayasa’dan hepten çıkarılmasının tartışması başlatıldı.

2000’li yıllarda artık her şey apaçık ortaya çıkmıştır ki, 1945’te çoğulculuk adına girdiğimiz süreç karşı devrimin kök salması ve yasallaşma sürecine dönüştü.

AKP’nin 2002 yılı Kasım ayında iktidara gelmesi 1945’te başlayan 1960’da kısa bir kesintiye uğrayan özellikle 1980’den sonra kesin hesaplaşmaya sahne olan sürecin sonucuydu.

ABD güdümlü AKP iktidarı 22 Temmuz 2007 seçiminden sonra Çankaya’yı da ele geçirdi. 12 Eylül 2010 Referandum sonunda Yargıyı istediği şekle soktu.

Şimdi birileri Türkiye’yle kesin hesaplaşmanın içindedir. Ya Cumhuriyet yıkıcıları iktidarlarını pekiştirerek ülkeyi ABD’nin güdümünde Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında parçalamaya, yıkmaya sürükleyecekler, ya da milletin bütün güçleri bu Cumhuriyet yıkıcılarını iktidardan alaşağı edeceklerdir. Ülkemizin başka çaresi kalmamıştır.

Evet, sevgili Cumhuriyet Halk Partililer Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’in ve Kemalist Devrimlerin durum ve ahvali aynı budur.

Peki, siz Cumhuriyeti kuran Cumhuriyet Halk Partisinin bu gerici karşı devrim karşısındaki durumu nedir? Tutumu nedir? Duruşu nedir?

Bugün kargaşanın ortasındaki CHP yeniden Müdafa-i Hukuk’a, Sivas Kongresine ve Kemalist Devrimlere geri dönüp sahip çıkmalımıdır?

Bugün CHP’ne yakışan Kuva-i Milliye’den aldığı destekle Halk Fırkasına, Halk Fırkasından aldığı destekle de Cumhuriyet Halk Fırkasına geri dönmesidir. CHP’nin Altı Ok gömleğini yeniden giymesidir.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığındaki CHP’den beklenen budur. CHP’ne bu nitelikler yakışır.

Cumhuriyetimizin yıkılma arifesini yaşarken CHP 1945’lerden kalma tartışmalara derhal son vermelidir.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı yerden CHP eksik kalan devrimleri tamamlamalıdır. Yurtta Barış Dünyada Barış özlemlerini çok yükseklerde tutarak dünyanın ezilen bütün uluslarına yeniden lider olma hedefini önüne koymalıdır.

CHP, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın nefret ettiği kökenine derhal dönmelidir. Emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı yenilgilerini bir daha tattırmalıdır.

Öndercilik, Baykalcılık, Ahmetçilik, Mehmetçilik CHP’nin işi değildir. Hele ki böyle bir zamanda bu 12 Eylül 1980 emaneti derhal iade edilmelidir.

Adamcılık oyunu oynayanlar CHP’nin yakasını bırakmalıdır.

Zaman Mustafa Kemal Atatürk’e kurduğu Cumhuriyete, Kemalist Devrimlere ve Cumhuriyet Halk Partisine sahip çıkma zamanıdır.

 

 

AŞUR EYLEN

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2