Anasayfa | Seferihisar | Ülkemizin en büyük gerçeğidir korkular.

Ülkemizin en büyük gerçeğidir korkular.

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Paylaştıkça büyür hayat. İletiyi sizlerle paylaşıyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

Öğle bir gerçekliktir ki; toplum olarak korkuların tutsağı olmuş, onunla yaşamaya alışmış, hatta korkuların faydalı olduğuna bile inanmış bir toplumuz.

Doğumla başlatılan korku eğitimi, sokak, okul derken adım adım hayatımızın her alanında alenen sürmeye devam eder. Asker ocağında bile peşimizi bırakmaz. Sağımız, solumuz, selam vermek korkularla öğretilir.

Sokaktaki arkadaşına güvenme, adres sorana yaklaşma, kimseye yardım etme, kendi bacağından asıl, başkasını  düşünme, hiçbir şeyi sorgulama, şüphe etme yoksa…

Korkular bilimsel bir nedene bile dayandırılır; “dayak cennetten çıkma” denir. 

Atasözlerine bile girer, “testiyi kırmadan önce dövmeli çocuğu; kırdıktan sonra bir anlamı olmaz” , “kızını dövmeyen dizini döver” denir. Daha bir sürü atasözü, deyimler sayılabilir; korkular cennetti bir ülkenin gerçekliğini anlatmak için.

Sonuçta; toplum olarak korku içimize yerleştirilmiş, korkularla büyütülmüş, korku imparatorluğu yaratmış bir ülkeyiz.

Toplumu kontrol etmek için “korku”  özel olarak şırınga edilmiştir. Hani derler ya; “toplum kontrolden çıkar” her toplumun düzenleyicileri vardır. Geri kalmış ülkelerin sığındığı bir limandır işin doğrusu. Cahillik, en büyük koruyanı, destekleyenidir. Karanlıklar büyütür korkuyu. Bizim ülkemizin de korkulardır düzenleyicisi.

Yoksa…

Korkularla uzun bir yolculuk yapan ülkemiz ve insanlarının geldiği nokta ortadadır. Kendisiyle barışık olmayan, her şeye ve herkese şüphe ile bakan; birbirine güvenmeyen, ast üst ilişkilerini korku aracı olarak kullanan; kafasını kaldıranın kafasının ezildiği bir yaşam düzeni ve her alanda geri kalmış bir ülke gerçeğidir.

Korkarak umut edilir; kahkahayla gülmek, sınırsız sevinmek, doyasıya yemek, sevmek ve ne bileyim; kısacası her şey korkuların izin verdiği ölçüdedir. Hayattan güzel bir şey beklemekte korkular ölçüsündedir.

Peki korkulan kimdir?

Yerine göre bilinmeyen, yerine göre görünmeyen, yerine göre de somut olanlardır. Her duruma göre oluşturulmuş korkular emre hazır ve nazırdır.

Korkular ülkeyi bir yere götürmez. Hiçbir alanda ciddi adımlar atılmaz. En önemlisi de korkularla yaşamak, insan psikolojisini bozar, hasta insanlar ve hasta toplumlar yaratır.

Normalleşmek, bu toplumun en öncelikli ihtiyacıdır.

Kumaş pantolon, sisteme itaati; kot pantolon ise, sisteme isyanı temsil etti yıllarca. Böyle bir korku gerçeğiyle yaşadı bu ülke yıllarca ve hala yaşamaktadır da. Resmi yerlere giremeyen bir kumaş parçasıdır korkuyu temsil eden.

Farklı etnik guruplarda korkunun bir parçası olmuştur. “ağlama çocuk! Ağlarsan Çingeneler götürür seni” denmiştir. Kot pantolon, bir kumaş parçası ama Çingeneler, bu ülkenin mozaiklerinden birisidir. İnsandır, halktır.

Onurlu, namuslu, alnı ak, yüzü pek, elleri nasırlıdır.Bu topraklarda yaşayan her insan onurlu, namuslu, tertemiz bir halkın birer dallarıdır. Korkular yaratma uğruna, insanları, eşyaları, toprakları, bitkileri küçük düşürmenin, aşağılamanın, düşmanlaştırmanın, bu ülke halkına ne faydası olabilir?

Korkular; çatışmaları, ırkçılığı, ötekileştirmeyi körüklemekten başka bir işe yaramaz.

Bu güzel ülkede, beraber huzur içinde yaşamanın tek yolu; korkuları büyütmek değil, korkuları yok etmekten geçer.

Güvenmek, inanmak; destek olmak, dayanışmak; en önemlisi de paylaşmak; uygar, çağdaş ülkenin temellerini oluşturur.

Bilim, fen ve insanlık; gelişmiş  bir toplumun temel taşlarıdır.

Temel taşlarının, korkular olmadığı  bir ülke özlemiyle!

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2