Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
ÇÖZÜM ODAKLI DÜŞÜNME
Amacım mazeret üretmek değil. Ama gerçek. Gerçek olanda Torbalı hasta bir kent. Tabii kent diyebiliyorsak. Hastalığının temel sebebi ise,
Yaşadığımız bu yerde genellikle sorunlara odaklanılıyor. Belki de bunu, hepimiz yapıyoruz. Çözümlere odaklanma alışkanlığımız yok bizim. Çocukluğumuzdan itibaren aldığımız eğitim ya da yetiştirilme biçimimiz böyle olduğu için hep sorunlara odaklanmış oluyoruz. Oysa, bizler onları yani sorunları kendi ellerimizle büyütmüş oluyoruz oraya odaklanmakla. Bununla birlikte oralara çok daldığımızda, ya altında eziliyoruz ya da onlarla uğraşmaktan vazgeçiyoruz. Neden olmazı değil, nasıl oluru düşündüğümüzde, çözüme odaklanmış ve daha yararlı şeyler yapabileceğimizi, daha farklı sonuçlar ortaya koyabileceğimizi düşünmek, daha doğru olur gibi geliyor bana.
Bütün bunları söylerken, yöneticileri ayrı tutmuyorum. Torbalı hasta bir kent derken, sosyal, ekonomik ve siyasal yönden bütün bunları söylüyorum. Aldığı göçler sonucunda oluşan intihar olaylarının çokluğu da hastalığın bir parçası, kurumlar arası koordineli ortak bir çalışmanın olmayışı da hastalığın bir parçası. Bunun yanında yerel yöneticilerin de meselelere bakış açısı ve uygulamaları da hastalığın bir parçası. Siyasal partilerin meselelere yaklaşımı ve değerlendirmeleri de hastalığın bir parçası. Daha doğrusu Torbalı da, hastalığı yok etmek için, çözüm odaklı düşünme ve davranma uyumu eksikliği üst safhada.
‘ANLAMLI’ GÖRÜŞMELER
Baykal ve Sarıgül geçen gün görüşmüşler. Tabii görüşmenin açıklaması, nezaket ziyareti. Klasik bir açıklama. Gözlerden kaçma, farklı anlamlar çıkarılmasın. Birbirlerine geçmişte söylemediklerini bırakmayan iki siyasetçi, hatta yumruklaşmaya kadar vardırdıkları davranışlardan sonra, kimse yanlış anlamasın, bu buluşmanın siyasi bir sonucu yok demek kadar bir manevra yapmak, herhalde bu iki ustadan başkasına özgü değildir sanırım. Böyle bir buluşmanın, dün için, bugün için bir anlamı olmayabilir, ama yarın için bunun bir anlamı yok demek, biraz safdillik olur herhalde. Şimdiden görüşüp, pusuya yattılar bile demek daha doğru olur. Olur ya da olmaz ayrı konu, Baykal bu, kendisine yapılanları sessiz bir biçimde sineye çekecek ve öyle hiç bir şey yapmadan kabullenecek. Olur şey değil!. Hesaplar, referandum sonrasına hazırlanmaya başlamıştır bile. Hele oradan bir de ‘evet’ çıkarsa, yandı gülüm keten helva. Onun için çok çalışıyor ‘sakin güç’, herhalde başına gelecekleri biliyor. Görüşme, ‘anlamlı’ yoksa, vuslat başka bahara kalır.
KADER KARTLARI
Bugünü anlayan, bugünü yaşayan insan, anı yaşayan insandır. Hayatı ertelemeden anı yaşayabilmek, bir anlam katabilmek hayata, zor kazanılan bir hayat felsefesidir. Hiç bir şey kalıcı değildir yaşadığımız bu dünyada. Rüzgar çok çabuk yön değiştirir. Zafer de geçicidir, yenilgi de. Hüzün de geçer, sevinçte öyledir. Hiçbir şeyi kalıcı sanma. Doğduğunda başlar insan yaşlanmaya. Çabuk geçer gençlik, kalıcı değildir. Anlarsın, vardığında yaşlılığa. Güçlü, gün gelir güçsüzleşir. Güçten düşer. Güçsüz, gün gelmiş güçlenir. Bir günden, bir güne hiç bir şey aynı olmaz. Hiçbir şey kalıcı değildir insan hayatında. Herşey, yerli yerinde kalır bu dünyada. Bütün hiçbir zaman bozulmaz. Bugün ‘aman’ vermeyenler, yarın ‘aman’ dilenir olabilirler. Başarıya alışkın insan, sanır ki, ilelebet güçlü ve zengin kalırım. İktidar yolunu hızlı çıkanlar, çabuk tepetaklak olurlar. Hiçbir şey kalıcı değildir bu dünyada. Zafer de geçicidir. Yenilgide. Yenilen sanır ki, bir ömür boyu belimi doğrultamam. Oysa ayağa kalktığında herşey biter, yeni bir hayat başlar. Önemli olan denemekte yatar. Denemeyen, yenilmez. Ama mesele, ayağa kalkmakta. Yenile yenile, yenmeyi öğrenir insan. Zafer de geçicidir. Zafer kazanan sanır ki, ömür boyu hep kazanacağım. Hiçbir insan, her zaman ve daima kazanamaz. Dediğim gibi, rüzgar çabuk yön değiştirir. Hiçbir şey kalıcı değildir. Unutmayın, bütün hiçbir zaman bozulmaz. Ama, kaderin kart desteleri her zaman yeniden karılır ve kesilir insanlar için. Onun için, yaşamın bir anlamı olmalıdır. Sağlıcakla kalın.
Ruhi Gülercan



del.icio.us
Digg
Yorum gönder