Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
MERHABA TİRE
Gazeteciliğe başladığım yıllarda nerede bugünkü teknoloji? Gazete Ege’ye, Star, Milliyet, Türkiye ve İHA’ya 1990 – 2000 yıllarında muhabirlik yaptığım yıllar aklıma geliyor da, neler yaşadık, neler…
Sevgili büyüğüm Yaşar Ceylan’ın bu konuda bana çok yardımlarını gördüm. O zamanlar gazetecilik bilgisayar klavyesinin tuşlarında değil, çok ama çok zor koşullarda yapılırdı. Hele biz “taşra” muhabirleri için. Haberin fotoğrafı çekilecek (fotoğrafsız haber olmaz ve basılmazdı) film kurutulacak, fotoğrafı basılacak, haber metni daktilo ile yazılacak, fotoğrafın arkasına ataç veya bantla yapıştırılacak, zarfa konulacak (bazen 1 veya 5 haber olurdu). Tümünü büyükçe; gazetenin adını taşıyan zarfa konacak, otobüse verilecek, günün rayici bilet ücreti ödenecek ve İzmir’e garaja getirilecekti. Garaj müdürlüğünden gazetenin görevlisi alacak ve yerine ulaşacaktı. Ve yıllar geçti teknoloji ile birlikte fotoğraf, otobüs, zarf, ataç ve bilet parası tarihe karıştı.
Şimdi gazetecilik öyle zor ki, kopyala ve yapıştır modeli ile yazı yazılıyor!
İşte dostlar, 2000 yılından önce muhabirlik yapan biz taşra muhabirleri, o günün zorlukları ile yerel gazetecilik yaparak yerel anlamda gazete çıkarmaya başladık ve bugün yerel anlamda gazeteler var ise bunlar; Torbalı’da Yaşar Ceylan ve İrfan Uysal, Tire’de üstadım Mehmet Arslan diğer ilçelerde de yüzlerce ağabeylerimin katkıları sayesinde çıkmaya başlamıştır. Bizler alaylıyız ve teknoloji ile eğitimli gençlerimiz de çoğaldı. Beş ay önce kurulduğunda Torbalı’da yayın hayatına başlayan Ege Haberi Ege Gazetesi kısa bir zaman içerisinde Selçuk ilçesinde yayımlanmaya başladı. Bugün elinizde tuttuğunuz Ege Gazetesi haftanın altı günü Torbalı ve Selçuk ile birlikte Tire ilçemizde de yayımlanmaya başlıyor. Tire’de yayımlanmamızda büyük katkısı olan Ege Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ömer Günaydın, Ege Gazetesi ortakları Necmi Küçük ve Semih Canbeldek ile Ege Gazetesi’nin Tire Temsilciliği görevini yürütecek olan deneyimli gazeteci Seyfullah Ayvalı’ya şükranlarımı sunmak istiyorum. Ayrıca Tireli gazeteci, üstad Mehmet Arslan’a ve bize yardımlarını esirgemeyen Torbalı’dan tanıdığımız ağabeyimiz, Tire’nin gülen yüzü Sadrettin Yakuter’e de teşekkür etmek istiyorum. Torbalı ve Selçuk ile birlikte Tire’de yayım hayatına başlamak Tire ve bizler için hayırlı olur inşallah. Bendeniz Ege Gazetesi’nin Selçuk ve Tire Bölge Koordinatörü olarak zamanımın büyük çoğunluğunu Tire’de geçireceğim.
TİRE’NİN ÖNEMİ
Tire, çağlar boyu zengin coğrafyasının sağladığı olanaklarla birçok uygarlıklara sahne olmuştur. Bunlar Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemleridir. Ancak özellikle Türklerin Tire’yi ele geçirmesinden sonra Tire’de çok zengin tarihi ve kültürel bir birikim sağlanmıştır. Tire tarihçi Pachmeres’in deyimi ile “Keşişler Yöresi”, Şerafeddin Zafernamesi’nde “Rum’un Meşhur Kenti”, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde “Şeh-ri Muaz-zam Tire” olarak adlandırılan bir beldedir. Katip Çelebi (1608-1656) Tire’yi “Eski Taht Şehri” olarak nitelendirirken, 1908 Aydın Vilayeti Salnamesi’nde ilçe “Ulemalar Yatağı” olarak geçmektedir. Tire’nin ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Bununla beraber M.Ö. 2000 yıllarında adının geçtiği ve Hititler dönemine kadar uzanan kaynaklarda adının Hisar-Kale anlamına gelen Tyhra, Thira, Thyroıon, Apeteria, Teira ve Roma döneminde şehir anlamına gelen Arkadiapolis adıyla geçtiği görülmektedir. Hitit arşivi belgeleri Kadeş Savaşı’na katılanları sayarken Turşalardan (Tirha) söz etmektedir. Frigyalılar döneminde Heraklid Sülalesinin egemenliği altına giren Küçük Menderes Vadisinde bu dönem Frig Krallığının yıkılması ile son buldu. Tarihi kaynaklardan bu döneme ait hiçbir bilgi edinilememekte ve dolayısıyla bu tarihler karanlık olarak kalmaktadır. Lidya Devletini ünlü krallarından Gieges’in Tire’de görev yapması da yörenin önemini arttırmıştır. Daha sonra Thomos (Bozdağ)’dan inen Faktalos (Sart Deresi) çayının altın rezervleri Lidya’yı zengin bir ülke yapmış ve dünyadaki ilk madeni sikke burada basılmıştır. Lidyalılardan sonra M.Ö. 650′li yıllarda Pers egemenliğine giren Tire, kısa bir süre sonra tekrar Lidya’ya bağlanmıştır. Lidya Kralı Krezüs’ün döneminde yeni ve büyük bir uygarlık ile büyük zenginlik oluşturulmuştur. Sonraki dönemlerde Tire Romalılara geçmiş, bu dönemde de Anadolu’nun en seçkin şehri konumunu sürdürmüştür. Bu dönemde Tire bir Hiristiyan Şehri haline gelmiş ve birçok yerde kiliseler ve ayazmalar yapılmıştır. Bu dönemin eserlerinden Halkapınar Köyündeki II. Teos’un anıtsal mezarı dikkate değer bir örnektir. Tire’nin Bizans döneminde de Kadıköy (İstanbul) ve Nikaea (İznik) meclislerinde de etkin, karar verici bir konumu olduğu bilinmektedir. 1390 yılında Aydınoğulları Beyliği Osmanlılara bağlanınca Beylik Lideri İsa Bey Tire’e oturmaya zorunlu tutulmuş ve başkent Selçuk’tan çıkarılmıştı. Yıldırım Bayezid İsa Bey’in Kızı Hafsa Sultan’ı alarak akrabalık sağladı. Bu olay Beyliğin ilk sona erişi oldu. Osmanlı Devleti’nin Ankara Savaşından yenik çıkması siyasi dengeyi değiştirdiği gibi Aydınoğulları Beyliği’nin yeniden tarih hanesinde görülmesini sağladı. Beyliğin Ankara Savaşından sonraki yönetim kenti Tire olmuş, Beylik Lideri İsa Bey’in çocukları Musa ve II. Umur Beyler babalarının ölümünden sonra Beyliği Tire’den yönetmişlerdir. 1426 yılında kesin olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanan Tire, gerek siyasi gerek ekonomik ve gerekse kültürel varlığı nedeniyle Osmanlıların bu kente daha ciddi eğilmelerini sağlamıştır. Bu dönemde yeni kurulan Aydın vilayetinin sancağı da Tire olmuştur. Özellikle II. Murat ve Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde girişilen imar, hareketleri kenti kısa sürede imparatorluk sınırları içinde birinci dereceden kent konumuna sokmuştur. Türkiye’nin idari örgütlenmesinde önemli yer alan Tire, 1922′de Kurtuluş Savaşının kazanılması ve 1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile 20 Nisan 1924 tarihli sancakların kaldırılması ve yerlerine illerin kurulması kanunu ile yeni kurulan İzmir iline bağlanmıştır. Tire’de benim bildiğim kadarıyla 51 İlköğretim Okulu, 9 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 12 bin 386 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 678 öğretmen görev yapmaktadır. İlçede 1 Özel İlköğretim Okulu bulunmaktadır. İlçede 1 Devlet Hastanesi, 6 Sağlık Ocağı, 12 Sağlık Evi, 1 Verem Savaş Dispanseri ve 1 Ana Çocuk Sağlığı bulunmaktadır. Tire’de Ege Üniversitesi’ne bağlı meslek yüksek okulu vardır İlçe ekonomisi tarım, ticaret ve sanayiye dayanmaktadır. Tarım ürünleri başta pamuk olmak üzere, buğday, arpa, tütün, susam ve her türle meyve, sebzedir. Arıcılık ilerlemiş durumdadır. Besi ve süt inekçiliği gelişmiştir. Tire Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulması sonucunda, ilçede sanayi de önemli ivme kazanmış bulunmaktadır. Tire, salı günleri kurulan pazarı ile ünlüdür, bu pazar Türkiye’nin en büyük açık pazarlarından biri olma özelliği taşımaktadır. Bu pazarda yerel sebzelerden, yerel meyvelere; kıyafetten, elektronik eşyalara, birçok ürünü bulmak mümkündür. Tire, çok güzel ve özel bir yerdir. Tire’de, Tireli hemşerilerimizle birlikte olmaktan çok mutluyuz. Allah bizi utandırmasın, yar ve yardımcımız olsun. En güzel dileklerimle, sevgiyle kalın.



del.icio.us
Digg
Yorum gönder