Anasayfa | Eğitim, Kültür ve Sanat | Şiir | Şiirle, Mehmet BARDAKÇI

Şiirle, Mehmet BARDAKÇI

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Bu sıcaklar şiir olmazsa çekilmez diyenlerdenim. Şiirle serin bir hafta sizlere…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Bir Söz” :  Aşktan korkmak, yaşamdan korkmak demektir ve yaşamdan korkanlar şimdiden üç kez ölmüşlerdir. Bernard Russel

Merhaba “Şiirle…” dostları,

Bu sıcaklar şiir olmazsa çekilmez diyenlerdenim. Şiirle serin bir hafta sizlere…

Bu hafta içinde ölen ve doğan şairlerimiz çok fazla, bu yüzden ancak çok sevilenlere yer verebildik. Önümüzdeki haftalarda diğerlerini de tanıtmaya çalışacağız.

Aleksandr Blok, 1880-1921,Rus şair ve oyun yazarı.Akademik ve bohem bir çevrede büyüdü ve yaşadı. St.Petersburg Üniversitesinde önce hukuk sonra tarih ve felsefe öğrenimi gördü. Başta  Fransa ve İtalya olmak üzere birçok kez Avrupa’yı gezdi. Skorbüt ve nevrasteni hastalığına yakalandı. Birinci Dünya Savaşı’nda cephe gerisinde görev aldı. Rus Devrimi’nden sonra devlet tiyatroları yönetmenliği, Petrograd Şairler Birliği başkanlığı, dergi editörlüğü yaptı. Rus Sembolizminin önde gelen temsilcilerindendir.

Edip Cansever, (8 Ağustos 1928–28 Mayıs 1986) Türk şair.

8 Ağustos 1928’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. Kapalıçarşı’da turistik eşya ve halı ticareti yapmaya başladı. 1976’dan sonra yalnızca şiirle uğraştı. Bodrum‘da tatildeyken beyin kanaması geçirdi, tedavi için getirildiği İstanbul’da 28 Mayıs 1986’da yaşamını yitirdi.

Sürekli yazan, yayımlayan bir şair olarak 30 yıla yakın bir süre ilgileri hep üstünde tuttu. Çağdaş şiir akımlarındaki gelişmelerle birlikte, yazdıklarının büyük oranda aydınlığa çıktığı görülerek bir düşünce sairi olarak nitelendi. Kapalı, anlaşılması güç, yine de anlamdan ayrılmayan bir şiire yöneldi. Çok farklı imgeler kullanırken bile düşünce öğesini gözardı etmedi. Yapıtlarına tutarlı bir bütünlük kazandırdı. Şiirinde düzyazı olanaklarını kullanmaktan da çekinmedi. Yalnız şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettirdi.

Eugène de Guillevic (5 Ağustos 1907 – 6 Ağustos 1997) 20. yy’ın ikinci yarısının en önemli şairlerinden.

ispanya iç savaşından sonra komünizme sempati duyan şair, dünya savaşında komünist partiye katıldı. ilk kitabı terraké 1942′de yayınlandı. Onu 1947 de savaş boyunca en iyi arkadaşı olan Paul Eluard’a adanmış executoire izledi. şiirini, nesnelerle insanların derin ilişkisini ağır ve

destansı bir havayla anlatan bir “şeylerin lirizmi” ya da en kısa yoldan nesnel şiir diye betimleyebiliriz.

Şiirle kalın…

“Konu Şairlerden”

 

Gece

Gece, sokak, lamba ve eczane,

Anlamsız ve puslu bir ışık.

Yaşayıp durmak çeyrek asır -

Aynısını. Kaçış umudu yok.

 

Öleceksin, hissettiğin yerden doğrulacaksın,

Her şey tekrarlanacak, soğuk ve nemli:

Gece, ikircikli kanal,

Eczane, sokak, lamba.

 

Aleksandr A. Blok

Çeviren: İ. Haydar Aksoy

 

……………………………………………………………………….

 

Uçurum

 

Bir ağaç sürüsünün üstünden

Çok ağaçlı bir ağaç sürüsünün üstünden

Kesilmiş limon dilimleri gibi düşüyor güneş

Votka bardağımın içine

Benim olmayan bir sevinç duyuyorum.

 

Kesiyorum durduğumuz yeri ortasından

Ey görünüş! seni bir yerinden hiç anlamıyorum

Dibimde değil ayaklarımın, damarlarında

Derinliğini orda tutan, orda harcayan

Uçsuz bucaksız bir uçurum.

 

Zamanla değil, bir yerde

Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum

Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten

Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını

Billurdan sarkaçlarıyla.

 

Kalbim, sersemliğim benim..

 

Edip Cansever

 

………………………………………………………………………………….

 

Robespierre

 

Her gün biraz daha yalnız Robespierre

Ve Fransa biraz uğultulu

Yalnızdır akşamı yok edilen bir subay

Bilinmez ürkütülmüş atları ne çok sevdiği

Her yalnızlık biraz ihtilal.

 

Çok şeyleri kadınlar için yaptım, kadınlar

Onlar ki yokmuşum gibi sevdiler beni

Beğenmek, beğenilmek gibi ayrı kaldılar

Bir gün de akşamdı, ben o akşamı hiç unutmam

Her sessizlik biraz ihtilal.

 

İşte bir tanrı evi, kimler ki geçerken uğruyorlar

Sonra çılgınlar gibi kalabalığa

Belki de yarı kalmış bir sevgiye koşuyorlar

Belki de her boyun eğdikleri, her diz çöküş

Yavaşça bir ihtilal.

 

Edip Cansever

 

………………………………………………………

 

 

 

Ş İ İ R   S A N A T I

 

 

 

I

 

Sözcükler, sözcükler

 

Karışırlar yapılana

 

Katafalklar gibi.

 

 

 

Ve yabancıdır

 

Her dil.

 

 

 

 

 

II

 

                    Jean Follain'e

 

Kuşkusuz bir lütuf dilekçesi değildi

 

Utancın sırlarını

 

Kendinden geçerek söyleyen ses.

 

 

 

Alışmalıydı ses

 

Deneyerek sözcükleri,

 

 

 

Yardımıyla edinecek

 

Ses perdesinin.

 

 

 

III

 

Korkunun istediği

 

Gece kuşunun çığlığı,

 

 

 

Güç bir çığlıktır

 

Gırtlakta biçimlendirilecek.

 

 

 

Oysa akan kan renginde

 

Düşer bu çığlık,

 

 

 

Ve çınlar acımaklı

 

Korku saldığı ormanların içinde.

 

 

 

IV

 

Söktüğümüz sözcükler

 

Söylememiz gereken,

 

 

 

Azalıyor günler gibi.

 

 

 

V

 

Eğer açarsa fırtınalar ağzını

 

Ve güpegündüz gözükürse gece,

 

 

 

Eğer zenci bir kralsa nehir

 

Katledilmiş, düşmüş sineklerin arasına,

 

 

 

Eğer güzelse bağlar

 

Ve okşuyorsa ölüleri,

 

 

 

-Postu sermektir çoktan

 

Söz konusu olan,

 

 

 

Ve kurtarmak paçasını

 

Kıl çeker gibi tereyağından

 

Zor işlerin arasından.

 

 

 

Eugène  GUILLEVIC


Çeviri: Metin CENGİZ

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2