DAVET

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak,

 

 

 

Bir Söz” :  Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen şair, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır. Nazım Hikmet

 

Merhaba “Şiirle…” dostları,

 

Nazım, Cumhuriyet dönemimizin en ünlü ve sevilen şairi, yılmaz bir mücadele ruhunun timsali, inancı ve içtenliği şiirde vücut bulduran adam. 15 Ocak’la başlayan ama bitimi olmayan  bir sevgi serüveninin ışığı…Bizimlesin…

 

Nazım Hikmet Ran, 20 Kasım 1901 tarihinde Selanik’te doğdu; ancak ailesi 15 Ocak 1902 olarak kaydetmiş ve kendisi de bu durumu benimsemiştir. İstanbul’da Heybeliada Bahriye Mektebi’ni bitirdi, ancak sağlık sorunları nedeniyle subaylık serüveni sona erdi. Kurtuluş Savaşı’na katılmak amacıyla Anadolu’ya geçti (1921). Anadolu’da Kurtuluş Savaşı için verilen her görevi yerine getirdi. Oradan Rusya’ya gitti.  Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) yüksek öğrenimini tamamladı. 1924 yılında gizlice Türkiye’ye döndü. Gazetelerde, dergilerde, film stüdyolarında çalıştı. Şiirleri nedeniyle birkaç kez kovuşturmaya uğradı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle kanıtsız, yasaya ve hukuka aykırı olarak 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa Cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. 1950 yılında bir af yasasıyla  salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ile öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Yurtdışında sürekli olarak Bulgaristan, Rusya, Polonya’da yaşadı; birçok uluslararası kongreye katılarak çeşitli ülkelere yolculuklar yaptı. 3 Haziran 1963 tarihinde geçirdiği bir kalp krizi sonunda öldü.

 

Henry Austin Dobson (18 Ocak 1840 – 2 Eylül 1921), İngiliz şair ve denemeci.

 

Bir mühendis çocuğu oğlu olan Dobson Strazburg’ta eğitim gördü.

 

Emekli olana kadar İngiltere Ticaret Müsteşarlığında çalıştı.Limanlar bölüm başkanlığına kadar yükseldi.

 

Özellikle Fransız şiir formunu kullanması ile bilinir ve Fransız toplumu ile ilgili yazı ve şiirleri,çalışmaları mevcuttur.

 

Onat Kutlar (25 Ocak 1936-11 Ocak 1995) İlk ve orta öğrenimini Gaziantep’te tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne ve Paris Üniversitesi Felsefe bölümüne devam etti. İkisini de bitirmedi. Sanat hayatına, 1952 yılında şiirle başladı. A Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı Doğan Kardeş dergisini yönetti. Sinematek Derneği’nin de kurucuları arasında yer aldı ve on bir yıl süreyle bu kurumun yönetmenlik görevini sürdürdü. Reklam ajansında çalıştı, Kültür Bakanlığı Sinema Yapım ve Gösterim Merkezi’nin kuruluş çalışmalarına katıldı. Ölümüne kadar İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nda Yönetim ve İcra Kurulu üyesi olarak bulundu. The Marmara Oteli’ndeyken, oraya konulmuş bir bombanın patlaması sonucunda ağır yaralanarak 11.01.1995 tarihinde öldü.

 

Şiirle kalın…

 

“Konu Şairlerden”

 

Bir Öpücük

 

Rose bugün beni öptü

yarın beni öper mi ki?

oluruna bırak,doğal akışına

Rose bugün beni öptü

ama keyif

bir acı tadına dönüştü

Rose bugün beni öptü

yarın beni öper mi ki?

 

Henry Austin Dobson

 

Çeviren : Mehmet Bardakçı

 

……………………………………………………………

 

Ayrılık

 

Ayrılık şiiri ne kadar yalın

Sevdiğimiz aşk sözcükleri gibi

Kılıçla kesiyor bir hain nokta

Öpüşen virgüllerle akan cümleyi

 

Nasıl soğuk ayrılığın güneşi

Gölgeli bir çınar olan gövdemin

Dalları içten kırınca acı

Buzdan bir alçıyla tutuyor beni

 

Ayrılık sabahı ne kadar beyaz

Ölümün hüzünlü arkadaşı kar

Bana ütülü bir çarşaf hazırlar

Bir karanfil tam yüreğin üstünde

Onat Kutlar

 

……………………………………………………………………………………………………………

 

YÜRÜMEK

 

Yürümek ;

yürümeyenleri

arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,

havaları boydan boya yarıp ikiye

bir mavzer gözü gibi

karanlığın gözüne bakarak

yürümek!..

Yürümek;

dost omuzbaşlarını

omuzlarının yanında duyup,

kelleni orta yere

yüreğini yumruklarının içine koyup

yürümek!..

Yürümek;

yolunda pusuya yattıklarını,

arkadan çelme attıklarını

bilerek yürümek…

Yürümek;

yürekten

gülerekten

yürümek…

 

 

Nazım Hikmet Ran

………………………………………………………..

 

BEŞ SATIRLA

 

Annelerin ninnilerinden

spikerin okuduğu habere kadar,

yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,

anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,

anlamak gideni ve gelmekte olanı.

 

 

Nazım Hikmet Ran

…………………………………………………………………….

 

DAVET

 

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan

 

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan

 

bu memleket, bizim.

 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

 

ve ipek bir halıya benziyen toprak,

 

bu cehennem, bu cennet bizim.

 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

 

yok edin insanın insana kulluğunu,

 

bu dâvet bizim….

 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

 

ve bir orman gibi kardeşçesine,

 

bu hasret bizim…

 

Nazım Hikmet Ran

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2