Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
DAVET
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benziyen toprak,
Bir Söz” : Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen şair, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır. Nazım Hikmet
Merhaba “Şiirle…” dostları,
Nazım, Cumhuriyet dönemimizin en ünlü ve sevilen şairi, yılmaz bir mücadele ruhunun timsali, inancı ve içtenliği şiirde vücut bulduran adam. 15 Ocak’la başlayan ama bitimi olmayan bir sevgi serüveninin ışığı…Bizimlesin…
Nazım Hikmet Ran, 20 Kasım 1901 tarihinde Selanik’te doğdu; ancak ailesi 15 Ocak 1902 olarak kaydetmiş ve kendisi de bu durumu benimsemiştir. İstanbul’da Heybeliada Bahriye Mektebi’ni bitirdi, ancak sağlık sorunları nedeniyle subaylık serüveni sona erdi. Kurtuluş Savaşı’na katılmak amacıyla Anadolu’ya geçti (1921). Anadolu’da Kurtuluş Savaşı için verilen her görevi yerine getirdi. Oradan Rusya’ya gitti. Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde (KUTV) yüksek öğrenimini tamamladı. 1924 yılında gizlice Türkiye’ye döndü. Gazetelerde, dergilerde, film stüdyolarında çalıştı. Şiirleri nedeniyle birkaç kez kovuşturmaya uğradı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle kanıtsız, yasaya ve hukuka aykırı olarak 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa Cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ile öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Yurtdışında sürekli olarak Bulgaristan, Rusya, Polonya’da yaşadı; birçok uluslararası kongreye katılarak çeşitli ülkelere yolculuklar yaptı. 3 Haziran 1963 tarihinde geçirdiği bir kalp krizi sonunda öldü.
Henry Austin Dobson (18 Ocak 1840 – 2 Eylül 1921), İngiliz şair ve denemeci.
Bir mühendis çocuğu oğlu olan Dobson Strazburg’ta eğitim gördü.
Emekli olana kadar İngiltere Ticaret Müsteşarlığında çalıştı.Limanlar bölüm başkanlığına kadar yükseldi.
Özellikle Fransız şiir formunu kullanması ile bilinir ve Fransız toplumu ile ilgili yazı ve şiirleri,çalışmaları mevcuttur.
Onat Kutlar (25 Ocak 1936-11 Ocak 1995) İlk ve orta öğrenimini Gaziantep’te tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne ve Paris Üniversitesi Felsefe bölümüne devam etti. İkisini de bitirmedi. Sanat hayatına, 1952 yılında şiirle başladı. A Dergisi’nin kurucuları arasında yer aldı Doğan Kardeş dergisini yönetti. Sinematek Derneği’nin de kurucuları arasında yer aldı ve on bir yıl süreyle bu kurumun yönetmenlik görevini sürdürdü. Reklam ajansında çalıştı, Kültür Bakanlığı Sinema Yapım ve Gösterim Merkezi’nin kuruluş çalışmalarına katıldı. Ölümüne kadar İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nda Yönetim ve İcra Kurulu üyesi olarak bulundu. The Marmara Oteli’ndeyken, oraya konulmuş bir bombanın patlaması sonucunda ağır yaralanarak 11.01.1995 tarihinde öldü.
Şiirle kalın…
“Konu Şairlerden”
Bir Öpücük
Rose bugün beni öptü
yarın beni öper mi ki?
oluruna bırak,doğal akışına
Rose bugün beni öptü
ama keyif
bir acı tadına dönüştü
Rose bugün beni öptü
yarın beni öper mi ki?
Henry Austin Dobson
Çeviren : Mehmet Bardakçı
……………………………………………………………
Ayrılık
Ayrılık şiiri ne kadar yalın
Sevdiğimiz aşk sözcükleri gibi
Kılıçla kesiyor bir hain nokta
Öpüşen virgüllerle akan cümleyi
Nasıl soğuk ayrılığın güneşi
Gölgeli bir çınar olan gövdemin
Dalları içten kırınca acı
Buzdan bir alçıyla tutuyor beni
Ayrılık sabahı ne kadar beyaz
Ölümün hüzünlü arkadaşı kar
Bana ütülü bir çarşaf hazırlar
Bir karanfil tam yüreğin üstünde
Onat Kutlar
……………………………………………………………………………………………………………
YÜRÜMEK
Yürümek ;
yürümeyenleri
arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
bir mavzer gözü gibi
karanlığın gözüne bakarak
yürümek!..
Yürümek;
dost omuzbaşlarını
omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreğini yumruklarının içine koyup
yürümek!..
Yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını
bilerek yürümek…
Yürümek;
yürekten
gülerekten
yürümek…
Nazım Hikmet Ran
………………………………………………………..
BEŞ SATIRLA
Annelerin ninnilerinden
spikerin okuduğu habere kadar,
yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı,
anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık,
anlamak gideni ve gelmekte olanı.
Nazım Hikmet Ran
…………………………………………………………………….
DAVET
Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim….
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…
Nazım Hikmet Ran



del.icio.us
Digg
Yorum gönder