Anasayfa | Eğitim, Kültür ve Sanat | FAZIL SAY YIPRANDIMI

FAZIL SAY YIPRANDIMI

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image Dağlar ne kadar büyükse birbaşınalıkları o kadar görkemlidir.Yükseklerde Kartallar Şahinler de yaşar Akbabalarda ama çakallar hep alçaklarda yaşar.

Değerli sanatçımız FAZIL SAY ile aynı kulvarda koşmaktaan gurur duyuyoruz. Azmin zaferi yaşatılmak istenilenlerin önüne geçer

 

 

 

 

 

 

Farklı bir RESİTAL …

Sabah kalkarsın
Hava Alanı'na gidersin
"Check-in" ve "Pasaport Kontrolü"nden geçip,
telaşlı bir  "airport-cafe" de hızlı bir kahve içersin Uçağa binersin
Bir kaç saat sonra indiğinde başka dilin konuşulduğu bir ülkede,
başka bir iklimde, yine pasaport kontrolünden geçersin.
Bavulunu beklersin
Sonra arabayla otele geçersin
Öğlen yemeğini yalnız yer, bir iki saat kafa dinlersin
Akşamüstü 5 gibi Konser Salonuna geçersin
Hiç bilmediğin bir piyanoya 1-2 saat içinde alışmaya
çalışırsın
Orada iki insan vardır
Akortçu ve ışıkçı..
Tanımadığın adamlardır
Onlarla genelde, "merhaba nasılsınız?" gibisinden 5-6 kelime konuşulur
Bu zaten o gün konuşulan ilk kelimelerdir
Saat 7 ile 8 arası kulis odasında meditatif bir "içine dalma"ya geçersin,  konsantre olmaya...
Saat tam 8 de (daha doğrusu o hep sekizi üç geçedir, beş geçedir) sen karanlık "backstage" de hazırsındır.
Salonda da seni dinleyecek olan 2500 kişi sessiz ve hazırdır.
Işıklar kısıldığında,
Yürümeye başlarsın, piyanoya doğru.
O konser senin, sana vereceğin bir konserdir, bir iç
hesaplaşmadır, yapmak istediklerin, yapabileceklerin,
o gün o şartlarda yapabileceğin şeylerdir.
Uzun ve saygıyla selam verirken,
son 7 yıldır kendine seslendiğin gibi, bir dua okur gibi
seslenirsin "konser saygını" kendine;
Saygıyla eğil.
Uzun uzun, saygıyla...
Sevgiyle...
içtenlikle...
Bu güzel insanlara iç sesini sunmaya geldin.
Onlar da dinlemeye geldi..
İçine çek onları.. En derininden hissedecek kadar
içine çek.
İyiyi hisset..
Ve....
Başlar konser
Çalan sensin, dinleyen sensin, değerlen diren sensin, eleştiren sensindir
Müzik her şeydir
İnsan da ilhamdır!
Orda ön sırada oturan 7 yaşındaki papyonlu bir oğlan çocuğu, seni ateşlemiştir
Müzik ona hitap etmelidir, o eğlenmelidir o sırada çalan Mozart ile,
o velet anlamalıdır müziğin dilini,
Evrendeki tek ortak dili.
Haz duymalıdır,
dikkatini çekmelisindir onun,
anlaması, haz duyabilmesi için.
Yahut, yukarı balkonda oturan genç kadın...
Ya da 4.sırada dikkatle dinleyen o yaşlı dede...
Kim bilir ne anılara dalmaktadır hayatının bu son yıllarında Mozart'ın seslerini dinlerken?..
1942deki ilk aşk?
1955de Annesini yitirişi?
1963 deki düğünü?
 Bir tatil kasabasında başka bir kadına platonik bir biçimde aşık olması?
1996da eşini kaybetmesi?
O anılara sen de katılmalısındır, Mozart eşliğinde...
Ludwig van Beethoven'dan "yaşam mücadelesi" dolu bir sonat gelir ardından belki...
Belki o gün Prokofief'in "savaş sonatı" vardır programda,
Ve sen, ne yapıp edip 2. Dünya Savaşı trajedisine dalmalısındır o müzik eşliğinde..
Ya da Liszt'in Si minör sonatı vardır programda;
Faust ile Mephistopheles arasında...
önünde koca bir Orkestra,
gerçek piyanonun çok ötesinde, bir Wagner Operası hayal alemine dalmalısındır..
İnsan içini dinlemelidir, her ne çalarsa çalsın.
İç zengindir...
Trombonların öfkeli emirleri,
trompetlerin dramatik sinyalleri,
geniş bir yaylı sazlar topluluğun sessiz ve hazin tınısı kaplar ortalığı...
Hepsi tek gerçektir, piyano sesinin yok olduğu bu orkestrada.. .
Kendi memleketinden bir tutam toprak gibi gelir "Aşık Veysel anısına Kara toprak" o konserin sonlarında..
Bir "nostalji" gibidir o.
Neredeysen o an, "ses yollamacadır" Anadolu’ya.. Uzaklardan. ..
Konser bitiminde (güzelse her şey) uzun uzun ayakta alkışlanılırsın...
O anlar artık daha çok kendinle konuştuğun anlardır.
"Bu seyirciye şöyle bir bis parçası çalarsam hoşlanacaklar herhalde" gib i bir neşe sarar.
Aklından geçirirsin "ne çalsam iyi gider?" diye....
Bir egodur o, bir zafer sarhoşluğudur.
"Hak edilmemiş" değildir ama...
Yürüyüşler selam verişler daha bir enerji doludur, daha bir atiktir.
Kazanılmış olan motivasyonun etkisiyle, çalış da daha özgürdür artık bu konserin sonlarında...
Konserden sonra CD imzalarsın tebrikleri kabul edersin.
Ve hemen ardından sen ve 2500 kişiden arda kalan yine salt sensindir, yalnızlığındır.
 O akşam ağzından çıkmış olan kelime sayısı 20-30 olmuştur belki;
danke, thanks, merci, grazie, arigato, sağolun, vs...
Bir dilde teşekkür etmişsindir kutlayanlara, tek kelime ile...
Ertesi sabah bu konser ile ilgili çıkan övgü dolu yazıların çıktığı gazetelerin ,
henüz bayilere ulaşmadığı bir tan vakti, sen yine havaalanındası ndır.
2500 insanın her biri geride kalmıştır.
Onların dostlarına anlattıklarıyla, vesairesiyle; her şey sensiz gelişecektir.
Sen o şehirdeki bir cafe'de b ir bar'da oturup o insanların hiç biriyle tanışamayacaksındır. .
Çaldığın konserini tartışamayacaksındır.
Sen havaalanında o sırada soğuk su ile traş oluyorsundur, saçını tarıyorsundur.
Ve şunun çok benzeri bir başka gün seni beklemektedir.
Metin Altıok'un Bingöl'deyken yazdığı serzeniş şiiri gibi;
Ay dokundu omzuma irkildim
Göğün puslu balkonunda
Birdenbire insanları özledim.
Ve 20-25 gün sonra...
Bir gece karanlığında ayrılmış olduğun evine geri döndüğünde (100.000 insana müzik dinletmiş olarak)...
İçin yorgundur ama mutludur aslında...
100.000 insanın hiçbirinin adını bilmiyorsundur ama o enerjiyi biliyorsundur. .
Evrene insanların yaydığı iyi olan enerjiyi...
Evde geri kalan; kızın ve sensindir tek ge rçek olan geri kalan...
Ve en yakınlarındır, dostlarındır.. .
Fazıl SAY
Marjinal yazarlar...
Siz kazandınız
Lütfen siz kazanın.
Lütfen benimle uğraşmayın.
Ve ebediyyen siz kazanın....
Tamam, ben giderim uzak bir yere (gözden uzak)
 (uzaya gidemem kızımdan da ayrılamam ama siz beni görmezsiniz merak etmeyin) giderim..
 Ben son 6 yıl içinde;
• 2 büyük oratoryo
• 2 büyük senfonik eser
• 1 keman konçertosu
• 2 piyano konçertosu
• 5 solo piyano eseri
• 1 bale müziği
• 2 Bach uyarlaması
• 4 film müziği
• 1 tiyatro müziği
 bestelemiş olsam da, HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN
Bu son 6 yılda;
dünya üzeri 42 memlekette 326 şehirde konserler verdim.
Yaklaşık 700 konser.
HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN
Bu 6 yılda;
• 10 CD
• 2 DVD
• 12 NOTA
piyasaya sunduk.
 HİÇ MÜHİM DEĞİL SİZİN İÇİN
Anlıyorum, yaptıklarım mühim değil.
Hiç bir zaman "her görüşüme katılmalısınız" demedim. Tartışmaya hep açıktım.
Hiç bir zaman hemfikir olmadığım insanlara saygısızlık yapmayı düşünmedim.
Ama siz yaptınız. Adil değildiniz.
Bir fikirde ayrı düşünüyorduk siz kökünü kazımaya kalktınız her seferinde.
Ama hiç bir zaman kendi içsesimden vazgeçmedim. Doğru bulduğum doğrumdu, yanlış bulduğum yanlıştı.
Yanlışı ben yaptıysam da hatamı anladığım gün düzelttim.
Anladık, değersiziz. Sizin değer anlayışınızı anlamadım ama, ben değersizim o anlayışa göre, onu anladım.
...
İmkanı yoktur bazı kusurlarımı affetmenizin.
Affedicilik de değil, "kabul" etmenizin, "lütfetmenizin" imkanı yoktur...
Zamanında hatalarım olmuş onları düzelttiysem, bu da doğru değildir sizce...
İmkanı yoktur..
Falanca arabeskçiyi kültürlü olarak görmüyorumdur, asla affetmezsiniz.
Aziz Nesin haklıdır derim, bütün hayatıma sataşırsınız.
Gençleri klasik müzikle tanıştırmak için Mercan Dede ile beraber konser veririm, "hayatı boyunca popülist" dersiniz.
"Din sömürüsü aldı başını gitti" derim,  ölüm fermanımı vermediğiniz kalır.
Konuşmayız, "Konuşmaz o korkak" dersiniz.
Konuşuruz, "Konuşmak senin ne haddine, işine bak sen" dersiniz.
Beethoven ,deriz, "Git Beethoven'ın ülkesinde yaşa" dersiniz.
Git...
Popülist...
Korkak...
Ne haddine...
Git...
Hep bunlar...
Hiç bir yolu yoktur...
Sizler facebook da 130 grup kurdunuz (fazıl say gitsin vsdiye).
Ekşi-sözlükte yazılar yazdınız
Google'ı doldurdunuz
Yahoo'da gruplaştınız, gazete haberlerinin altına yorumlar yazdınız.
Almanya'da yılın müzisyeni seçildiğimin haberinin altına bile döşendiniz hakaretlerinizle. ..
Her yerde sizler varsınız.
Ve sizler ne yaptınız hayatta,
bilmiyorum, sormuyorum, düşünmüyorum, nefret etmiyorum,
saygısızlık yapmıyorum.
Ama siz bana yaptınız...
Siz yarattınız bana en ağır haksızlıkları yapan bir kültür bakanını,
Siz yarattınız, siz cesaretlendirdiniz marjinal köşe yazarlarını,
Siz pislik attınız, çamur attınız,
Hepsini siz yaptınız...
İçinizde mesleki kıskananlar da oldu,
Aranızda piyano çalanlar da oldu,
Çalmayanlar da...
Faşoları...
Dincileri...
Marjinalleri. ..
2.cumhuriyetç ileri...
Avanak liberalleri. ..
Ben hiç birinize tek bir kelime kötü bir şey söylememişken...
Hepsini siz yaptınız....
Artık kazanın...
Siz kazanınız..
Kazanınız ve bitsin..
Yeter ...
İnsan çocukluğuna dönmek istiyor yaylım ateşi sırasında.
Benim gerçek dostlarım bu yazıyı niye yazdığımı kimlere yazdığımı anlamıştır.

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (9 gönderilen):

ibrahim KAYA 05/03/2010 21:37:50
avatar
Vur kadehi ustam, bu gecede sarhoşuz.. kalan saglar bizimdir, acıdan mayhoşuz.. 2 satırlık insanları musallat ettik ömrümüze, bundandır böyle dibe vuruşumuz. !

c'est la vie...
Thumbs Up Thumbs Down
1
ersan 05/03/2010 21:50:32
avatar
FORUM CUMARTESİ 08.30
Thumbs Up Thumbs Down
0
ibrahim KAYA 05/03/2010 21:58:08
avatar
bornova forum mu ?? ersan abi beni arar mısın müsait bi zamanda
05544273179
Thumbs Up Thumbs Down
0
ersan 05/03/2010 22:02:54
avatar
Cumartesi forum toplantıları her cumartesi sabah 08.30 başlar çay kahve de olabilir kahvaltıda olabilir.Öğle saatlerinde hitam bulur.Toplantı ortamı tam bir Demokratik platform niteliği taşır.Gündemi oluşturan her türlü konu fakat ağırlıklı olarakda Torbalı,konuşulur.Vakit buldukları ölçüde İlçe kamu üst yöneticileride katılabilir.Alanında başarılı olmuş aristokrat sanatçı yazar çizer gazeteci bilim adamı davet edilir.Belirli bir oturma düzeni,başkanlığı yönetim organı protokol yoktur.Müştereken alınacak bir karar söz konusu olduğunda öneri getirilir,oya sunulur.Katılmak isteyenlere kapalı olmayıp,genel geçer toplumsal kurallar dışında herhangi bir şarta bağlı değildir, Foruma katılan tüm iştirakçiler birbirlerine olan kişisel sorun yada problemlerini dile getirmez.Her cumartesi sabah şimdilik koruluk ta başlar.
Thumbs Up Thumbs Down
0
ibrahim KAYA 05/03/2010 22:07:57
avatar
güzel bir sosyal ortam,mutlaka katılacağım bende.
Thumbs Up Thumbs Down
0
ersan 05/03/2010 22:57:29
avatar
`YEŞİL SENFONİ` Bir bakıma Fazıl SAY yanlış yüzyılda geldin.21 değil 19.YY da var olmalıydın değerin hedefin,stilin ve gerçeklerin 19 yy da daha fazla önemsenirdi.Tahminimce ön sırada seni sultan dikkatle dinlerdi.Yıldız sarayında eminim halife ye resitaller yapardın belki kızıl sultan belkide abdülhamit han ve bugün İki kuşak sonra orjin unutulur.Belgelenmek var olmak değil tükenmek mealine gelir.Bütün bilgi ve belge sanal ortama geçer,yaşam hafifleşir.Konforizm ulusa egemen olur.Konfor gasp edilen emektir.Herkesin kaybedecek birşeyleri vardır,ve devamlı kaybetbetmekten korkarlar yeni şeyler ümit etmektedirler.Parayı harcarken kazanmaları gerekiyor Yani sanatın sanatçının ucuz olması gerekiyor.Piyasa böyle Yeşil kapitalizm sürüyor.Yıllarca ürettiklerinin indirgenmesi gerekiyor amma benim güzel dinimin kullanılması örf ümün kullanılması bizlere acı veriyor bizim dinimiz emeğe sanata,sanatçıya herşeye verdiği değeri mutlaka vermiştir bu böyle bilinmelidir.esenkalın ersan
Thumbs Up Thumbs Down
0
ibrahim KAYA 05/03/2010 23:46:48
avatar
peki sevgili ersan FAZIL SAY'ın sözde ermeni soykırımını kabul etmesini nasıl değerlendiriyorsun? sence orhan pamuk ile aralarında ne gibi benzerlikler vardır? ve sen ne düşünüyorsun sözde ermeni soykırımı hakkında?? sence; “İslamcılar güç kazandı, azınlıkta kaldık. Tüm bakan eşleri türbanlı. Türkiye rüyalarımız öldü. İleride ülkeden ayrılabilirim' diyen fazıl say da nobel ödülü ile onurlandırılır mı? ve gerçekten kızıl sultan ön sıradan dinlermiydi fazıl say'ı yoksa sürgüne mi gönderirdi??
Thumbs Up Thumbs Down
0
ersan 06/03/2010 00:57:37
avatar
Sevgili ibrahim bu topraklarda ilk defa kız sanat okulu abdülhamit döneminde açılmakla birlikte Tahta geçtiği 1876 da 250 olan rüştiye sayısını 1909 da 900 e 6 olan idadi mektep sayısını 109 a çıkartmıştır.200 tane olan modern ilkokulu 1905 te 9000 çıkarmış heryıl ortalama 400 ilkokul açılmışki cumhuriyet döneminde kırılamamış bir rekordur.Kızıl sultan meselesine gelince fransız yazar albert vandal tarafından ortaya atılmış ermeni isyanlarının bastırılmasında uygulanan kan dökücü politikalar tarafından kendisine yaftalanmıştır.Fazıl SAY ın ülkeden ayrılacak maddi ve manevi materyalleri vardır bunu istediği zaman kullanabilir.Mevcutta yurtdışında ilmi fikri,bilim sanat alanında ülkelerini halklarını temsil eden binlerce kişi bulunuyor acabamı yoksa sadece kendi egolarınımı tatmin ediyorlar burada kalıp yada dönüş yapıp mücadeleye başlasalardı neler olabilirdi kaçış onlar için kurtuluştu meydanı boş bırakmak varmı ? Nobel bir barış ödülüdür.Fazıl say ın barışa katkısı nedir yada edebiyat ne ilgisi olabilir Orhan PAMUK dünya çapında bir yazardır ülkedeki söylemlerinden dolayı almamıştır o ödülü evet abdülhamit fazıl say ı ön sıradan dinler ve ayakta alkışlardı yetmedi çocuklarına ders dahi aldırırdı sultan birçok kere avrupadan sanatçı davet etmiş sarayda konserler verdirmiştir.Şuan fazıl say ülkeyi terketmediğine göre onu minik kızgınlıklar ile yargılamamak gerekir eğer üstüne gidilmeseydi belki terkidiyar eylerdi demek şuan birşeylerin mücadelesini veriyor.
Thumbs Up Thumbs Down
0
ersan 09/03/2010 23:27:48
avatar
Aslında bir yerel gazetede yazar kardeş efendi ben ona edibali diyorum aykut tek onunda ermeni soykırımı ile başlayıp ne hikmetse sonunda ismet paşa ya sallamadan geçmediği bir yazı çıktı ibrahim kardeş o yazıyıda irdelemek gerekir.
Thumbs Up Thumbs Down
0

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2