Anasayfa | Eğitim, Kültür ve Sanat | Kalanların Sınıfı

Kalanların Sınıfı

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Bu yüzden kendisini oldurmaya çalışan, toplumla ilişkisini bir dünya görüşü çerçevesinde temellendirmek isteyenlerden kalanların sınıfı, yeniden istenmeyenler olarak kenara itiliyor.

 

 

 

Emine Cin

 

 

Şimdi olanca sinsiliğin ağırlaştırdığı, ağdalaştırdığı adı yok oyunun çözeltisi dökülüyor üstümüze.  Oyuncunun istediği kalıba dönüşmemiz için dökülen bu çözeltiye engel olmak… Nasıl? Çünkü bazılarımız çözeltinin yakan acısını hissetmiyor bile… Bazılarımız da hissettiği halde çaresizmiş gibi, yapabilirliklerinin farkında değilmiş gibi sanki... Ya da yok olmayı dileniyor en fazla… Sanırım en kötüsü, acıyı hissetmemek… Hem de bu oyunun tam ortasında bırakılmışken…

Yılların biriktirdiği bu uyuşukluk; sorgulayanların, emekten yana olanların yok edilişine paralel gelişti. Zaman zaman içimizi kanırtan fark edişlerimiz oluyor elbette. Böylesi zamanlarda bir umutla, sevgiden, emekten yana olan değişim için yeniden davranmak; beklenen oluyor. Aslında bu, bir yaman kesiliştir tarihin gözlerine mimlendiğimiz…

Kör bıçakların bile ağzı mühürlenir böylesi bir şaşkınlıkta. Bu nasıl bir ihanettir, nasıl bir yanılmadır ki sonunda bütün bir tarih, kalanların sınıfını dersten çıkarıyor. Tersine dönen güneş gibi bilim, karanlığın dengesinde kendini, kendine gömüyor. Oysa bir büyük seferberlikti Köy enstitüleri ve halk evleri uygulamaları… Toplumun aydınlanmasında önemli bir eğitim unsuruydu bilimsel deneyler ve sanat… Böylece güzel çirkin kavramını bildiği için en hafif söylemle; kendisini yönetecekleri seçebilen olacaktı halk…

Önce aydınlanmanın yolları kapatıldı, sonra da aydınlar… Ülkesi, daha ileri olarak insanlık için projeler üretip uygulayacak olanlar, yok sayıldı. Yüzünü bilime dönen, özkaynağını bilimsel temellerden alan ve bunu yaygınlaştırmak isteyen sanatçılar veya bilim insanlarının örselenip, ötelenmesi… Liyakatten uzaklaşmalar sonucu gelişen çarpık ilişkilerle insan kaynaklarının başkaca biçimlenmesi… Böylece araştırmaktan, sorgulamaktan, insanını tanımaktan uzak insanların belli kurumlarda söz sahibi olmaları... İşte bütün bu oldurmalarla, insanımız, bilimden ve sanattan uzak kaldı. En basitinden insanı uyuşturan müzik türü yaygınlaştırılıp, alışkanlık haline getirildi. Tüm dünya tarihinde ilerlemenin ilk hareket noktası olarak görülen müzik; Türkiye’de kaderciliğin, sinikleşmenin, razı olmanın, alın yazısının simgesi oldu. Beyni uyuşan insanlar, arabesk yaşantılarıyla, yavaşlayan zihinleri ve mücadelesizlikleriyle popüler müziği çoğaltırken; popüler müzik de beyinleri uyuşturdu yeniden…

Cumhuriyet’in hedeflediği, yatırım yaptığı ve desteklediği insan tipi, sistemli bir şekilde yok ediliyor adeta. Başkasının haklarının başladığı yerde kendi haklarına sınır koyan insanlardan, “Her şeyi ben bilirim ve her şeye sadece benim hakkım var” diyen bir insan tipi ve bu insan tipine hayran bir kitle… Ezmeyi ve ikiyüzlülüğü doğallaştıran, emeği hiçe sayan bir insan tipine karşılık; ezildiğini bile fark edemeyecek kadar işsizliğini, çalışamamasını, sadakayla kapatıp şükreden bir kitle… Nasıl? Bu kadar zamanda insanın genetik ve kültürel yapısı nasıl değişebilir? Öldürülen, yok sayılan aydınlarımızın ardından kalanlar olarak bizler hangi sınıftayız şimdi?

Daha önceki paylaşımlarımızda eksi sonsuzdan artı sonsuza doğru akan tamsayılardan kısaca söz etmiştik. Şimdi bu tamsayılar kümesinde 3 ile bölünen sayılardan kalanların sınıfına bir bakalım… Bir bölme işleminde;     bölünen= bölen x bölüm + kalan   olduğuna göre 18= 3 x 6 + 0  ise; kalan=0 dır.  19= 3 x 6 +1  ise; kalan=1 dir.  20= 3 x 6 +2  ise; kalan=2 dir.  21= 3 x 7 +0 ise; kalan=0 dır. Buradan 22 yi 3 e böldüğümüzde kalanın 1, 23 ün bölümünde ise kalanın 2 dir ve bu böylece tekrarlanır. Dolayısıyla bir tamsayının 3 e bölümünden kalanlar  hep Z/3={0--,1--,2--} olarak tekrarlanır. Buradan 3 e bölündüğünde kalanın 0 olduğu bütün sayılar(sonsuz tane)  0--={…….,-12,-9,-6,-3,0,3,6,9,12,……..}   aynı şekilde kalan 1 ve 2 için 1--={……,-13,-10,-7,-1,1,7,10,13,……} ve 2---={……..,-14,-11,-8,-2,2,8,11,14,……}  dir. Görüldüğü gibi bir tamsayı 3 ile bölündüğünde kalanı 0 olan sayılar, 3’ün katlarıdır. Kalanı 1 olanlar da 3’ün katlarının 1 fazlasıdır. Kalanı 2 olan sayılar da 3’ün katlarının 2 fazlası. Bu işlem, herhangi bir tamsayının herhangi bir sayıya bölündükten sonra kalanlarının sınıfı olarak sonsuza doğru akar gider…

İşte bizden öncekilerden kalanlar olarak bizler, hangi sınıftayız? Bize denk olanlar olarak bir araya gelmek mecburiyetimiz değil midir?

Giderek daha da duyarsızlaşan ve eleştirel bir gerilim taşımayan, ruhuyla, bedeniyle her şeyi tüketmeye odaklı insanların içinde, “Başka bir yaşam mümkündür” düşüncesinin davranışa dönüşmesini göstermek… Çünkü içinde bulunduğumuz koşullar, her zaman bizim denetimimizde değildir ama düşüncelerimiz, her zaman bizim kontrolümüzdedir. Büyük ölçüde birbirine benzeyen, bize dayatılan sanal dünyadaki gibi konuşan, gülen, düşünen, giyinen insanlar, kendilerine sunulan sanal dünyayı yurt edinmişler.  Bu yüzden kendisini oldurmaya çalışan, toplumla ilişkisini bir dünya görüşü çerçevesinde temellendirmek isteyenlerden kalanların sınıfı, yeniden istenmeyenler olarak kenara itiliyor.

İşte bu itilmelerden ötürü kategorize etmek yerine, insan olan yerlerimizi çoğaltarak hoşgörüyü arttırmak olmalı hedef… Böylece kadınlar, erkekler, okumuşlar, ağaç sevenler diye ayrışmak yerine; bizden öncekilerin ardında kalanlar olarak yeniden bilim ve ışığını bilimden alan sanatla çoğalmak ve çoğaltmak… Yoksa ardımızdan kalanlarla birlikte dünyamız da yok olacak… Sorgulamak, öğrenmek ve öğrendiğimizi paylaşmak üzere hepinizi selamlıyorum

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2