TORBALI Haberleri EFEM Sigorta TORBALISPOR arac vize: KADINLAR, KADINLARIMIZ KADINLAR, KADINLARIMIZ ================================================================================ hasanhuseyingoncu on 11/03/2010 14:11:00 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde bir cinayet işlendi. Tekstil fabrikasında 12 saatten fazla çalışan işçiler 8 saat iş günü ,eşit işe eşit ücret isteği ile greve gittiler. Fabrika ateşe verildi. 100’den fazla kadın işçi içerde cayır cayır yandı. Bu katliamı yapanların dini- imanı, vatanı ve vicdanı yok mu? acaba yorumları yapılmaya başlandı. Yakılan işçilerin anılarını kalıcılaştırmak için; 8 MART 1910’ da çeşitli ülkelerden gelen tüm yaşamını sömürüsüz ve savaşsız dünya mücadelesine adayan komünist, sosyalist, ilerici ve devrimci kadınlar, Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplandılar. Toplumsal kurtuluşa ,eşit haklara kavuşmak ve çocuklarını barış içinde mutlu bir dünyada büyütüp yetiştirmek için savaşmaya ant içtiler. Uluslararası ve Almanya işçi hareketinin tanınmış önderlerinden Clara Zetkin’in önerisi üzerine 8 Mart Dünya kadınlarının savaş ve dayanışma günü ilan edildi. Ülkemizde de ilk kez 8 Mart 1921’de kutlandı. Evet, dünya emekçi kadınlar gününün tarihçesi kısaca böyle. Yeryüzündeki işlerin üçte birini yapıyor, ama toplam gelirin onda birini kazanabiliyor, dünya emekçi kadınları. Dünyadaki mülkiyetin %1’i kadınlara ait, dünyada 100 yoksuldan 70’i kadın. Ülkemizde çalışan kadınların %45 kaçak çalışıyor. Fabrikalara müfettiş geldiğinde karanlık odalarda saklanan kadınların öykülerini çok duymuşsunuzdur. Eşitlik , sosyal güvence gibi sözler kağıt üzerinde kalıyor.100 kadından 80’i sosyal güvenceden yoksun 25 de okuma yazma bilmiyor. Erkeklerle aynı işi yapan kadınlar daha az ücret alıyor. Her üç kadından biri dayağa maruz kalıyor. Üniversite mezunu 100 erkekten 36’sı kadınlara şiddet uyguluyor. Her evde, her kadın , sözle ve fiziki olarak şiddet görüyor, erkek egemen toplumlarda. Töre cinayetlerine kurban edilen ve intihara sürüklenen kadınlarımızın sayısı artıyor. 16 yaşındaki Medine erkeklerle konuştu diye yobaz tarikat kafasıyla diri diri toprağa gömülüyor. İş adamının oğlu, Münevver Karabulut’ un kafasını testereyle kesebiliyor ve Güldünya hastanede vurulabiliyor. Günümüzde örnekleri çoğaltmak mümkün. Şimdi yazacağım sözcüklerden alınmasın kadınlarımız. Yaşanası bir dünyanın oluşmasına katkıda bulunmak için kullanıyorum. Kimi toplumda köle , kimi toplumda kaşık düşmanı,kimi yerde , saçı uzun , aklı kısa ,eksik etek, kimi yerlerde seks objesi olarak algılanıp gelmiş günümüze kadar kadınlarımız. Rahmetli ninem yemeğe oturduğumuzda , gelin , eline kaşığı aldığında eline vururdu. “ Sofrada gelinler kaşıkla yemek yemez”derdi. Davranışının yanlış olduğunu söylediğimizde sofradan kalkar giderdi. Günümüzde kadınlarımızın kimisinde çarşaf kimisinde türban ,kimisinde başı acık. Her kadın kılık ve kıyafetinde özgür olmalı ve özgürce düşünebilmelidir, diye düşünüyorum. Ülkemizde kadın olmak gerçekten zor bir sanat. Ev işi, çocukların bakımı, kocanın kahrı, çevrenin ve inançların baskısı. Kadınlarımız kız çocuklarını emanet gibi taşırlar ve büyütürler. Kocaya devredilecek bir şeymiş gibi. Bunlar doğmatik felsefemizde var.”Nasıl olsa yarın kocaya gidecek,kocanın malını yesin”deriz. Erkek egemen toplumlarda kadınlarımızın sorunları dertleri dağlar gibi sayılmakla anlatmakla bitmez. Sözü nasıl bağlayalım, nasıl çözüm üretelim, bu konuda gerçekten , düşünce üretmek , sanıldığı kadar kolay değil. İnsanın eline ayağına dolanıyor kadın hakları konusu. Dün “ anamız “ diye sarıldığımız,bugün “eşimiz” diye sevdiğimiz kadınlarımız toplumun temel taşlarıdır.Kadınsız bir toplum olamayacağı gibi kadınsız kurtuluşta olamaz. Böyle olmasına karşın her nedense kadınlarımıza gereken değerin verilmediği ortada. Demek ki bu hakları kadınlarımız örgütlenerek almalı. Kadın örgütlerinin yeteri kadar güçlü olduğu söylenemez. Bazı , kadın örgütleri , burjuva özentisi kimseye yararı yok.Çarşafları yırtmakla, tarikatları güçlendirmekle, din derslerini zorunlu kılmakla kadınların sorunlarını çözemezsiniz , çözülmüyor . Kadınlarımızı bilgi ve giysileri ile tutsaklaştıran, kadınlarımızın tenini genelevler açarak gelir elde eden sistemden ne beklersiniz. Tüm, Alevi, Sünni, Çerkez, Kürt ve Türk kadınları olduğunuz için değil ekonomik özgürlüğünüzün olmadığı için ,işinizin ve aşınızın olmadığı için dertleriniz bitmiyor,gittikçe dağlar gibi birikiyor. Bazı belediyeler kadın sorunlarına sığınma evleri ile çözüm arıyorlar,ama yeterli olduğunu sanmıyorum. İsmi bile acayip “sığınma”. Şiddet gören, acil yardım ihtiyacı olan veya başka türlü derdi olan kadınlarımız geçici de olsa AİLE İÇİ ŞİDDET ACİL YARDIM HATTI 183 ARAYIN, SANIYORUM SİZE ULAŞILACAKTIR. Benim bu yazımı kaç kadınımız okur onu bilemem ama, bilginin ve bilgilenmenin zararı olmaz. Kadınlarımız kendi alanlarında örgütlenmelidirler.Başka türlü kurtuluş yok. “Yaşamın her olduğu yerde savaşmak istiyorum” diyen Clara Zetkin’i “ Sosyalist doğulmaz ,sosyalist yaşanır” diyen Behice Boran’ı Kurtuluş Savaşına katılan kadınlarımızı saygıyla anıyorum. 8 MART Emekçi Dünya Kadınlar Günü, tüm kadınlarımıza , mücadele günü olarak , kutlu olsun. 8 MART RESMİ TATİL OLMALIDIR. “ KADIN OLMAK ÜRETMEKTİR, KADIN OLMAK DİRENMEKTİR.” “KADINLARIMIZIN KURTULUŞU , EŞİTLİKÇİ, ÖZGÜR VE DEMOKRATİK BİR İKTİDARDA” YAŞASIN 8 MART !