Anasayfa | GASTE | TORBALI Ertan UNVER 4

TORBALI Ertan UNVER 4

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Yoksa böyle şeyler yalnız, hesabını kitabını tamamlayıp, çubuğunu yakarak, hasırının üzerinden dünya ve Türkiye yanında,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“PARAMPARÇA KONTÖR”…

               ** VESAYET HASTALIĞI: Tutsaklardan yani kölelerden gayrı hemen herkes her türden vesayete karşıdır ve doğrusu da budur.. Yani doğru davranış budur.. Tutsak, köle olmayanların vesayeti kabullerinde, kuşkusuz “bir nevi” davranış bozukluğu vardır… Vesayet, malum, “buyruk altındalık” durumunu tanımlar. Kabulü, en azından onur kırıcılığı kabuldür… Zor bir durumdur; patolojik –hastalıklı- bir durumdur.. Ancak bunun tam tersinde de yani tam karşıtında da aynı vaziyetler söz konusu olabilmektedir; hem de sık sık… Yani vesayete karşı çıkarken de belli bir sağlıksızlığı üretmek –bazen de- kaçınılmazlaşmaktadır sanki… Bana göre bu daha da üzücüdür, acıdır; çünkü karşı olunan aslında vesayetten başka ve perde arkasındaki, gizli (ezoterik ve de hastalıklı bölgedeki, örneğin Atatürk, cumhuriyet, laiklik gibi) ayrı kavramlardır; ancak sanki karşı olunan vesayetmiş gibi “numaralara yatılmaktadır” , böylesi hastalıklı durumlarda.. Gerçekte bu durum çok açık olarak “sırıtır onu anlayanına” ; yani kolay kolay gizlenemez bunun hastalıklı ve marazi yanı… Yaninin yanisi, vesayetin alayına bile tık demeyecek ve “adeta vesayet(ler)e girmek için çırpınan böylesi hastalıklı ve marazi yapıların”, vesayete karşı çıkıyormuş gibi ayaklara yatması çok matrak olmaktadır.. Ve konunun profesyonellerini bir hayli güldürmektedir, Allah için!.. (Hastalığın vardığı boyutlara somut bir örnek verecek olursam, 6 Ağustos 2010 günkü Taraf gazetesi manşeti yeterli olur sanırım. Orgenerallerin birer ikişer istifalarını verdikleri sırada “menşur medya şırıltısı diye sempatiye büründürdüğüm ilginç vaka Mehmet Baransu” bakın neler diyor: “HANTEPE’DE BU KADAR ÇARPIŞMADILAR… Koltukları, çocukların hayatlarından daha önemli.” Evet paşalar istifalarını vererek koltukları ittikleri sırada, o vaka tiplerden bir başkası, Ahmet Altan’ın TSK’yı ve Ordumuzu, Askerimizi yerden yere vurduğu yazısına koyduğu başlık şöyle: “Bir koltuk için ya Rab.” İnsan ister istemez şöyle demekten kendini alamıyor: Ya Rab, gerçekten de son zamanlarda iyice bollaşan ve azıtan şu aciz ve zavallı kullarına şefaat eyle, şifalar bahşeyle.. Amin…) (Meraklısına NOT: 27 Mayıs’a ve özellikle idamlarına başta olmak üzere, ciheti askeriyenin en temel noktalarına eleştirilerini elli yıldan beri yapan harbi bir demokrat olduğumu de onurla belirtirim.. Yüzlerce yazımda bunlara rastlanmaktadır… Eleştiri başka, marazi ve hastalıklı bir akılla yaklaşım başkadır. Aynı gün öğle saatinde HT TV’de Fatih Altaylı’yı bile çileden çıkardıklarını gördüm. Bülent Arınç, buranın en koftiden kahramanlarına ilginç bir önrektir )

 

                ** TORBALI MASTERİ: Bu başlık da geçen haftanın tamamlayanı bir konuya ait. Geçen haftaki kontörün o parçasını biraz daha açacağız, burada… Biraz da basitleştirip, bu sıcakta bile anlaşılır duruma sokacağız. Şöyle diyelim: Torbalı Master Planı demek, önümüzdeki örneğin 20- 30- 50 yıllık dönemlere ilişkin olarak ana, asıl ve temel konularında planlı programlı duruma getirmektir.. İşte Torbalı, ekonomisiyle, gelir ve geçinmesiyle ve de sektör olarak şu şu noktalara dayanacaktır gibi… (Örnek: Tarım, Turizm ve diğer hizmet sektörleri..) İşte Torbalı, özel ve vizyon / marka yanıyla şöyle bir yol ve yöntem izleyerek yararlanıp kullanabileceği maddi, manevi şu şu sonuçları alacaktır gibi… İşte Torbalı, İzmir’e yakın olma durumunun dezavantajlarını şöyle şöyle yenecektir ve de ayrıca avantajlarından şöyle yararlanacaktır gibi..(Konu “Hüseyin Günaydın temennileri” alanına girmez, giremez. Öyle hafifliklere de gelmez…) İşte Torbalı Masteri demek, özetle bu ve benzerleri öteki konuların toplamı ve çerçevesi demektir.. Yani Torbalı ne yiyecek, ne içecek; nasıl ve ne keder büyüyecek; ne okuyacak, ne yazacak; nasıl yaşayacak, nasıl hastalanacak, nerede tedavi olacak; nereye gömülecek ve sonunda da NASIL EĞLENECEK (?) ve BENZERİ SORULARIN CEVAPLANDIRILMASI DEMEKTİR.. Anlaşıldı sanırım.. Torbalı’ya bir iyilik yapmak isteyen, bir fakültenin “Şehircilik Kürsüsü” ile bu işi kotarmaya çalışsın.. Böylesi şeyleri TTO’nın ve T. Belediyesinin yapacağı yok, çünkü… (Torbalı Belediyesi, dolayısıyla tüm Torbalı, zaten bu ara, acılar içinde ve gizlice yaşadığı bir ıstırabın pençesinde kıvranmaktadır.. Üzüntü verici bu durum, yakında… Neyse bunu geçelim…)

 

                ** REFERANDUM; EVET-HAYIR: Bu ara yazılanların arasında, Anayasa Paketi, referandum ve evet,hayır ile ilgili bir bölüm olmayınca yadırganıyor.. Sizce de öyle değil mi?.. Öyleyse, bir bakalım konuya, o zaman… Bana göre evet ve hayır diyenlerin iki ana başlık altında toplanması mümkün.. Evet’ çilerin iki ana başlığı şöyle: Üstyapı grubu; “Ben AKP’liyim, yani Ak Partiliyim, o yüzden oyum evet” diyenler, yani kolaycılar.. Altyapı grubu; “Yıllardır şu Cumhuriyet Türkiye’sindeki sistemi nasıl tepeleriz; şu laikçiliği, cumhuriyetçiliği, Atatürkçülüğü nasıl geriletiriz ve tırstırırız; şu vesayet ve mağduriyet hikayelerini kullanarak, bunca yıllardır ikinci planda kalışımızı nasıl aşarız; ve orducu, askerci, merkez medyacı, yüksek yargıcı ithamlarını kullanarak, demokratlık masalımız nasıl sürdürüp geliştirebiliriz” noktalarına kadar zihin yürüterek, hesaplar yapan grup(lar)… (Bilinçaltı dallandırmaları, yorumları konuyu buralara kadar ulaştırmaktadır. Bir de “kuralsızlığı kurallaştırma meraklıları” vardır ki oncağızlara ise hiç dokunmamak gerekmektedir..) Gelelim hayırcılara.. Hayırcıların Üstyapı Grubu: Ben beri taraftayım, AKP’ye ve iktidarına karşıyım; vs. vs. vs. işte ol sebeplerden oyum hayırdır ve değişmez… Altyapı Grubu: En karışık ve en yoğunluklu grup budur; zekalarına duydukları saygıdan söz ederler… İnsanoğlunu en aşağılayan durumların başında, kimi zeka yoksunlarınca aptal yerine konma vaziyetlerinin olduğunu haykırıp dururlar.. Bunu da “belli bir sağlama işlemine tabi tutarak” akıla, bilime, bilince ve zekaya kavuştururlar… Bencileyini bunların arasına ittiler sonunda, zorla: Sağlamamı gerçekleştiren öğeler, daha doğrusu kişiler Hasan Kuday, Ömer Günaydın ve Eşref Erdem’in EVET’leridir… Şimdi bunlar evet derken benim HAYIR’dan başka bir şey demem gerçekten de ayıp olmaz mıydı, insan aklına, bilimine, bilincine ve zekasına?.. Hıı ne dersiniz?.. Ayıp olmaz mıydı?..

 

                     ** ORTAYA KARIŞIK: Kubilay Kubilay, bir de sen sorun çıkarma başıma; ve dahi kendi başına da durduk yerde iş açma.. Öyle Ertan Ünver değerlendirmeleri yaparak ve “Ertan Ünver üniversiteleri kurarak” Torbalı Milletine gaz vermeye kalkma.. Ayrıca gerçekleri gör(ün) artık.. Bir evi, bir arabası, bir eşi- karişkası bile yok.. Bir makamı, koltuğu ve “havalampası” bile yok.. Bırak(ın) böyle şeyleri!.. // Bir zamanlar Torbalı’nın Halil Efe’si vardı ve dahi Ermo’su vardı.. Onlardan ulusal basında bile sık sık söz edilirdi..Torbalı’ya gelen değerlilerin, önemlilerin, ünlülerin ilk sordukları onlar olurdu.. Onların “yeni söylemlerini” hemen öğrenmek isterlerdi.. Gerçekten de Halil Efe ve Ermo’nun yarattıkları “ilginç atmosferlere” gazeteci-köşe yazarlarının hemen tümü köşelerinde yer vermişlerdi.. Şimdi ise, intiharlara, cinayetlere, yolsuzluklara, uçup giden trilyonlara; Torbalı’nın yönetim(ler)ine musallat olan “çocukluk, çarpıklık ve yamukluklarına” tanıklık etmekte ve yer vermektedirler… Yoksa şu bizim zıbıdı taifesinin “Eskiden Torbalı’lı olduğumuzu söylemeye utanırdık” zırvasını dile getirmesine sebep olan travmanın temelinde bu gerçek olmasın… // Sonra, bir ZAMANLAR Torbalı Güz Etkinlikleri vardı.. Eylül ayını herkes iple çekerdi; Torbalı, İzmir ve çevresi alesta olurdu… On altı yıldır yok, ama yine de unutulmadı işte.. Her önüne gelen kafanıza kakıp duruyor; ne yapsanız da önleyemezsiniz… Kafanıza kakıp duracaklar, ölüp gidene kadar; işte bu da böylesi bir gerçek… // Metropolis Kazısı, yanı başında Torbalı Golf Alanı, karşıda Sinektepede kimyasal<+> arıtma tesisi ve tümünün altyapısında MASTER PLANI YAPILMIŞ, 500 BİNLİK-MİLYONLUK BİR KENT TORBALI…İşte oralardan buralara gelindi… Belediye Bşk. bir trilyon vermiş Torbalıspora da 500 milyarı görülüyor, öbür 500 milyarı görülmüyormuş… Belediye borç içindeymiş ve icralardaymış, birçok malına hacizler konmuş da, herkeslerden gizleniyormuş.. Baskından  7 torba götürülmüş; kaç torba ve ne zaman getirilecek, belli değilmiş vs. vs. vs… Alın size Torbalı ve Belediyesi, ey Torbalı Milleti, tepe tepe kullanın… // FB TV Torbalı’ya gelmiş ve hemen Metropolistse almış soluğu; Kaymakam sonra gelmiş, Bld.Bşk. en sonra.. Acaba neden öyle olmuş -ve aslında hep öyle oluyormuş- ?.. Düşünün bakalım; neden?.. Şu Metropolis’in hiç olmazsa bu faydası olsun memlekete.. //

 

** AKLIMA TAKILAN SON BİR SORU DAHA: Şu yalaka milletinin, kasnaklaşma katsayıları, her geçen gün biraz daha tırmanmakta.. Havalardandır deyip geçeceğim ama, aklıma o uzun sonu takılıyor.. Bir gün gelip, takke ve maske düşüp, kel ve suratı şerif ortaya dökülünce; rezalet paçalardan süzülünce; hesap ül ya da hesap pür kittap ayaklara dolanınca; dahi maskaralıklar arşı alayı sarınca; acaba o “kasnak yalaka milleti” nerelere ve nasıl “mevzuu mesaide bulunacaktır”(?) çok merak edilmektedir. Benim umurumda bile değildir; ben umumi arzuyu istek üzerine dillendirmekteyim… Sahibi, Millet ül Torbalı’dır… İsterseniz sizler de araştırabilirsiniz… (O yüzden çocuğum, sen tam sayfanın cukkasını götür, hesabın aklının ermediği bölümünü pek karıştırarak ortalığı pisleme !... Emi…)

 

** DÜŞ ARTIK ŞU CHP’nin ve ÜLKENİN yakasından be adam; gerçekten de bu kadar utanmaz mısın?.. İnanasım gelmiyor !...

 

** VAKTİM OLSA: Artık zaman altımdan kayıp gidiyor sanki.. Bazen, ilgilenmek için vaktimin olmayacağı karmaşık işlere karışmak gibi yanlışlara düşmekten korkar oldum.. Örneğin şu sıralar ölsem, cenazeme gidecek kadar bile vakit bulamayabilirim, sanki.. Örneğin, Torbalı’da bir yerlere adımın verilmesini önleyeceğim bildirimimi Belediyeye ve Kaymakamlığa ileteceğim yazıyı, 2010 Ekim sonuna kadar ulaştıracak zamanım olmayacak sanki.. Bazen size de böyle bir şeyler oluyor mu?.. Yoksa böyle şeyler yalnız, hesabını kitabını tamamlayıp, çubuğunu yakarak, hasırının üzerinden dünya ve Türkiye yanında, “alem ül Torbalı’yı da” seyreylemeye hazırlanan benim gibilerin başına mı gelmektedir?.. Ne dersiniz?…     

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2