Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
ÖLÜMÜNÜN 72. YILDÖNÜMÜNDE MUSTAFA KEMAL’İ ÖZLEMLE YAZMAK
Mustafa Kemal’i yazmak, Mustafa Kemal’in anılarıyla birlikte olmak, Mustafa Kemal Atatürk’ü sevmek, şüphesiz ki onun ışığında aydınlanmak bu ışığı bütün dünya ile paylaşmaktır.
Ölümünün 72. yıldönümünde Mustafa Kemal Atatürk’ü yazmaksa özlemlerimizin en büyük hasretidir.
Kimdir Mustafa Kemal Atatürk?
Bunu 1930 yılında İngiliz Büyükelçisi olan Sir Perey Loraine Mustafa Kemal Atatürk’ü şöyle anlatıyor.
“Dimdik bir duruş, şüphe götürmez ağır başlılığını yansıtan yiğit bir görünüş, eksiksiz bir giyiniş, kesin hatlı bir vücut, insanın içine işleyen açık mavi gözler, kabarmış kaşlar, çok kez ciddi, hatta sert bir yüz, her bakışında, her jestinde ve hatta hareketsiz halinde göze çarpan keskin bir canlılık… Sanırım Atatürk olağanüstü bir insandı.”
Politik yaşamını Mustafa Kemal Atatürk’le mücadeleye adamış İngiliz Başbakanı Lloyd George Atatürk’ü şöyle anlatıyor.
“Arkadaşlar, yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğimize bakın ki, o büyük dahi çağımızda Türk milletine nasip oldu. Mustafa Kemal’in dehasına karşı elden ne gelirdi?”
Pakistan’ın Cumhurbaşkanlarından Eyüp Han Atatürk’ü bizlere şöyle anlatıyor.
“Kemal Atatürk, yalnız bu yüzyılın en büyük adamlarından biri değildir. Biz Pakistan’da, onu geçmiş çağların da en büyük adamlarından biri olarak görüyoruz. Askeri bir deha, doğuştan bir lider ve büyük bir yurtsever.”
General Mc Artur’sa Mustafa Kemal Atatürk’e hayranlığını şu sözlerle ifade ediyordu.
“Asker, devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi Türkiye’nin, dünya’nın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere bir ulusun büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.”
Fransız yazar Claude Farrerre ise, Mustafa Kemal Atatürk’e duyduğu hayranlığını kısaca şöyle ifade ediyor.
“Karşımdaki bu büyük adamda, keşfettiğim bu büyük meçhulde maharet ve karakter o kadar iyi işlenmişti ki, sözlerinde hiçbir şüphe aranmazdı.”
General Limon Von Sanders ise yakından tanıdığı Mustafa Kemal Atatürk’ü şöyle tanımlıyordu.
“Sert, dayanıklı ve mücadeleci. Bence harika bir subay. Kelimenin tam manasıyla mükemmel bir yönetici.”
Ölümünün 72. yılında özlemle andığımız, büyük, eşsiz insan Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümüne değin yanı başında olan Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak Atatürk’le olan hatıralarının birini şöyle anlatır.
“Kim olursa olsun insana ve insanlığa çok kıymet verirdi.
Bir gün Çankaya’da eski köşkün üst katında kütüphanede oturuyorduk.
Birden bire bahçeden küfürlerle dolu hiddetli bir ses yükseldi. Atatürk merakla başını solundaki pencereye çevirdi; o anda yüzü kıpkırmızı kesildi, bana dönüp bağırdı.
“Bak, bak. Bu bunak adam ne yapıyor? Yahu, hiç insan dövülür mü? Bu ne ahmaklık. Çabuk koş, mani ol ve oradaki adamları köşke getir.”
O sırada bende ayağa kalkmış, pencereye yanaşmıştım; Milli Müdafaa Vekâleti tarafından köşkün dış idaresine memur edilmiş bulunan alaydan yetişme, emekli ve yaşlı bir subayın birkaç işçiyi yüksek sesle azarlayıp tokatlamakta olduğunu gördüm. Yerde birkaç eski torba ile darmadağın bir halde bazı giyecek eşya vardı.
İşçiler bir müddet bahçede çalıştırılmış olup o gün memleketlerine dönmek için köşkten ayrılmak üzere bulunan yunan esirlerindendi.
Koşarak bahçeye çıktım; yanlarına gittim, bizim yaşlı arkadaşı hiddetten zıngır zıngır titreten hadiseyi öğrendim; meğer esirlerin sıkı sıkıya muayene ettiği torbalarından, kendilerine ait eşya arasında, Atatürk’ün hususi sigaralarından birkaç pakette çıkmış. Herhalde bunları esirlere köşkün içinde hizmet eden bizimkilerden biri vermişti. Başka türlü olmasına imkan yoktu.
İhtiyarı birkaç kelime ile teskin ettikten sonra, esirleri yanıma alıp köşke doğru yürüdüm; Atatürk antreye inmişti. Esirlerden biri uzaktan O’nu görür görmez, müthiş bir korku içinde titremeye başladı ve tam kapıya yaklaştığımız anda düşüp bayıldı.
İnce duygulu, Büyük Adam, bu manzaradan pek müteessir olmuştu. Emri üzerine, yanındakiler, esirin yüzüne su ve kolonya serperek ayılttılar.
Bu arada bende kendisine durumu arz etmiştim. İçeriden beş on paket sigara daha getirtti; esirlere dağıttı. Bir miktar para da verdirtti; sonra kendilerine yapılan fena muameleden teessür duyduğunu söyledi ve iyi yolculuklar diledi.
Köşkten ayrılırken esirlerin gözleri, minnet yaşları ile dolu idi; tabi ihtiyar arkadaşta Milli Müdafaa emrine iade edildi.”
Evet, Mustafa Kemal Atatürk Şevket Süreyya Aydemir’in deyişiyle Tek Adam’dır.
Kısacası;
Mustafa Kemal Atatürk,
Halktan biri olarak doğdu. Bir adsızdı. Adını kendi kendine yaptı. Ama öldüğü gün ona;
“Milletin en büyük evladı” dediler.
“Çağın ve insanlığın en büyük evladı” dediler.
Şimdi hem soydaşları, hemde tüm dünya onu böyle anarlar.
İşte dünya Mustafa Kemal’i böyle anlatıyor.
Ne yazık ki ülkemizde körler, bağnazlar, kendilerini emperyalizmin emrine sunmuş nice minicik uşakların senden öğreneceği ne çok şey var.
Ölümünün 72. yıldönümünde Mustafa Kemal’i yazmak. O’nu çoook, çoook özlemek. Işığına, aydınlığına bilgi ve dehasına hasret kalmakmış.
Saygıyla anıyorum
Aşur EYLEN



del.icio.us
Digg
Yorum gönder