SEYFİ BEY

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Sabahın erken saatleri.

Çoğumuzun uykuda geçirdiği kaybedilmiş anlar.

Kaybedilmiş olmalarından da öte günün en güzel anları zamanları.

Vücud ritmin en formda olduğu,kalbin en rikkatliği olduğu süreçler.

Bereket dakikaları.

Anca varsa işe gidenlerin bulunduğu sokaklar.

Sokaktakilerin her hareketi hızlı,hareketli ve telaşlı.

Buna rağmen uyku mahmurluğunun getirdiği dağınıklık,sakarlıkta cabası.

Belki karşıt gibi ama yanyana.

Sabahın bu anları ve her daim neredeyse her gün.

Saatini ayarlamak istesen baz yapabileceğin gibi sanki bir asker disiplini içinde aynı zamanlarda aynı mekanlarda aynı pozisyonda ve aynı güzergahta aynı komutla bir yürüyüş başlar.

Yürüyüşü yapan gayet sakin ve dik yürümektedir.

Kıyafeti de spor yürüyüşçülerine hiç benzemez. Zaten yürüyüşü de öyle bir yürüyüş değildir. Daha ziyade bir rahatlama,bir içiyle konuşma,bir sakinleşme,bir hayatı dinleme ve bir hayatın en güzel deminden zevk alma,bir teşekkür ,bir mutluluk sevgi yürüyüşüdür belkide .

Zaten hayatı da hep böyle geçmiştir.

Disiplin,çalışma,iç huzur ve hedefine yürüme.

Hiç acelesi yoktur bu işte.

O aceleden ziyade sakinliği,haklılığı,inancı, hedefe varmada akılcı- mantıklı ama dirayetli ve ısrarlı olmayı hep uygun yol olarak seçmiş ve bunu da asla disiplinden taviz vermeden uygulayagelmiştir eskiden beri.

 

BİTMEYEN YÜRÜYÜŞ

 

 

Tertemiz,ütülü,düzgün,kıyafetiyle kravatı bile uyumlu,her yönden kuşamına dikkatli bir takım elbise onun yürüyüş giysisidir.

Koltuğunun altına düzenli bir şekilde sıkıştırılmış veya elinde uygun bir tarz la tutulmuş el çantası onu mutlaka tamamlar bu yürüyüşte.

Bu kendine önem verdiğinin bir göstergesi gibi gözükse de aynı zamanda işine önem verişinde bir remzi bir işaretidir de.

Yoğun yaşına rağmen ve sabahın bu erken demleri de düşünüldüğün de Traşlı ve bakımlı hali birde sadece kendine değil belki de daha da ötesinde başkalarına da önem verişin başkalarını değerli ve üstün buluşunun da bir göstergesi değil mi sizce ?

Zaten başkasına değer vermeyen kendine değer verse ne para ki?

Ya da kendine başkası için değer vermeyen başkasına ne kadar değer verir ki bu üç günlük alemde ?

Güzergahı belli bu yürüyüşün neredeyse her sabah konukları vardır.

Çoğu zaman değişir bu konuklar.

Onların derdi yürüyüşten ziyade yürüyüşçü ile konuşabilip bir şeyler alabilmek.

Neredeyse bir çoğu yaşlı ve hallerinden ihtiyacı olduğu belli gariban kişilerden oluşan bu farklı kişiler onu bekleyip bir şeyler öğrenebilme derdindeler.

Hatta yürüyüşçünün mesleği ile alakalı olamasa bile ona ailevi sebeplerden tutun da Belediye yapı işlerinden bile soru sorup cevap alabilmek çok önemlidir.

Bilirler ki o elinden geleni yapacak,bildiklerini söyleyecek,bilemediklerini bir sarraf inceliğiyle üşenmeden araştırıp cevap olarak bir gün sonra ki yürüyüşte kendilerine tavsiye edebilecektir.

Bu yüzden bu sabah yürüyüşü çoğu zaman oldukça uzar ,mesai saatine bile sarkabilir.

Ama o mesaisine de,işine de çok hassastır.

BİTMEYECEK YÜRÜYÜŞ

 

Eşiyle olan özel sebeplerini bile sorabilecek kadar güvenirler emin bulurlar onu bu konuda.

Birde mutlaka doğruyu söyleyeceğine emindirler aynı durumda.

İki güzellik yan yana gelince sabah erken kalmaya değecek hem belki de ücretsiz bir işlerini halledebileceklerdir.

Bu üç sağlam ayağın yanında birden önemli nokta vardır ki artık günümüzde çok ama çok az bulunan bir şeydir o.

O yaptığı tüm iyiliklere rağmen bu iyilikleri Hiçbir zaman başlarına kakmayacaktır.

Bir tek kendi bilecek,hiç bir ayrım gözetmeden her kese elinden gelen yardımı yapmaya çalıştığı gibi aynı zaman da da onları hep unutup gidecek koskoca,sevgi ve hoşluk dolu yardımsever kalbinin yanında kuruttuğu nefsaniyet benlik enaniyet havuzunun içine boşaltmayacaktır.

Bu anlamda hiç yüz vermez zaten hevasına şahsiyetine.

Belki çoğu zaman sert bile çıkışlar yapmıştır etrafına bu uğurda.

İyiliğine nefsaniyet karışmaması adına.

Anlayan anlamıştır zira.

Başkasının anlaması çok da elzem değil,boşuna.

O zaten teslim olmuştur ona bu yolda.

Her zaman sanki kendi borçlu imiş gibi onlara vefasını sunacak,yaptığı iyilikleri de asla etrafa faş etmeyeceği gibi kullanmayı da düşünmeyecektir.

O her şeyi gören bilen anlayan ve değerlendiren birisinin olduğundan hepimizden çok daha fazla bir şekilde oldukça emindir.

Bu yazıyı okuyan çoğu kimsenin de evet diyeceği ve bilebileceği ölçüde iyilik sever biridir o.

O rahmetli Av.Seyfettin ÖZENÇ ten başka bir değildir.

Bu kadar emaneti kendinde toplayan kişinin, Emanetin sahibinin emin kollarında emin olması temennisiyle.

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2