HELAL OLSUN!

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

BİR ülkeyi, bir şehri, bir ilçeyi, bir kasabayı hatta bir köyü simgeleyen bazı değerler vardır. O yerin bütünlüğü bu değerler üzerinde yükselir. Bu tür değerlere sahip olmayan bir yer çok eksik kalır. Kendini ifade edemez.

 

 

 

 

Ülkeyi ve şehri şimdilik geçelim. Gelelim bir ilçenin kendini ifade ettiği değerlere. Örneğin kendi ilçemizi; Torbalı’yı değerlendirelim. Ne diyelim? Şöyle bir soru soralım. Diyelim ki Torbalı ilçesi deyince sizin aklınıza Torbalı’yı ifade edecek ilk neler geliyor? Bunları şöyle bir sıralayabilir misiniz? Bir Torbalılının övüneceği, övünçle anlatabileceği Torbalı ile özdeşleşen ne var? Bir bilen varsa lütfen söylesin, ben de övünebileyim, övünç duyayım. Ha… Ne dersiniz?

Siz o sıkıntıyı hiç yaşadınız mı? Ben yaşadım ve yaşıyorum. Dışarıdan bir misafirim geldiğinde ona Torbalı ile ilgili övünçle anlatabileceğim pek bir değer bulamıyor, yer anlatamıyorum.

Hak yememek lazım son sıralarda birkaç değer yaratıldı. Bu değerleri yaratanlara teşekkür etmek lazım, ama bunlar birkaç tane ve yetmesi mümkün değil.

Örneğin; Metropolis Antik Kent Kazısı, Koruluk, Kır Kahvesi, Metropolis Otel ile Yüzme Havuzu var, aklıma başka da bir yer gelmiyor, hepsi bu kadar.

Bu değerler Torbalı için yeterli mi? Siz yeterli diyorsanız benim söyleyebileceğim bir şey yoktur.

Beyler; ilçemiz Torbalı’yı temsil edecek, övünerek anlatıp, tanıtabileceğimiz değerlerimiz olmalıdır. Bizleri bir araya toplayacak, bir yerde yoğunlaştıracak nitelikte yer, simge ve abideler olmalıdır. Var olanlar yeterli değildir. Torbalı’yı bu ortak değerler de Torbalı yapacaktır.

Bu konu çok detaylı; küçücük bir hususa dikkatinizi çekebilmek için bu konuya girmek zorunda kaldım. Asılında size basit bir soru sormak istiyorum. Şöyle ki; dışarıdan bir misafiriniz gelse, onu arkadaşlarınızla tanıştırmak, oturup bir bardak çay içmek sohbet etmek isteseniz bu nitelikte kaç yeriniz var? Bir şehir kulübünüz, bir öğretmenler eviniz veya bir lokaliniz var mı? Ben sizin yerinize hemen söyleyeyim. Maalesef ki yok…

Torbalı’ya yedi yıl önce geldiğimde bir öğretmenler lokali vardı. Artan zamanlarımda oraya gidip gelmeye başladım. Çeşitli arkadaşlıklar oluşturduk. Adı lokaldi ama aslında alelade bir kahvehaneydi. Hiç mi lokal görmemiştik. Lokal demeye bin şahit lazımdı. Ama düzelir diye bekledik. Ha bugün düzelir, ha yârin düzelir. Yönetimler değişti, yöneticiler değişti, müstecirler değişti. Düzelmesinden de geçtim, gittikçe kötüleşti. Neticede ben de bu vasat duruma diğerleri gibi alıştım. Çünkü gidilebilecek başkaca bir yer yoktu. Aslında burası bir bahane ile kapatılmak isteniyordu. Bu konuda elbirliği yaptık, biz içeriden diğerleri de dışarıdan. Kapanmasını istemekte herkesin amacı başkaydı.

Son sıralarda gazete haberlerinden öğreniyorum ki burası da nihayet emsalleri gibi yıkılarak kapatılacakmış. Neticede kapatma kıvamı ve zamanı geldi anlaşılan. Övünerek içine girebileceğimiz, hasbihal olabileceğimiz, ortak değerler üretebileceğimiz daha iyi bir Öğretmenler Evi yapacak değildik ya. Kapatılsın da biz de kurtulalım siz de kurtulun, hepimiz birlikte muradımıza erelim. Siz selamet, biz selamet… Bir musibet bin nasihate bedeldir derler.

Sana ne oluyor kardeşim diyebilirsiniz. Bildiğiniz gibi ben öğretmen değilim ama yedi yıldır bu lokale gidiyorum. Birçok arkadaşımı burada edindim. Bütün eksikliklerine rağmen burayı ve buranın müdavimlerini içten seviyorum. Dahasını da söylemek istemiyorum, o da bana kalsın. Beni ilgilendiren tarafını size özetleyeyim; Sigara tiryakisi ile otlakçı çok yakın iki arkadaş. Bir gün tiryaki ben sigarayı bırakmaya karar verdim, sigarayı bırakacağım der. Bunu duyan otlakçı tiryaki arkadaşına öyle bir tepki gösteriyor ki akla durgunluk! Tiryaki; arkadaşının bu telaşına ve kızgınlığına bir anlam veremez. Sigarayı bırakan benim, sana ne oluyor der arkadaşına. Otlakçı; tamam da arkadaş sen sigarayı bırakırsan ben kimden otlakçılık yapacağım der. İşte benimki de böyle bir telaş. Bu nedenle telaşlandım. Tabii bu son söylediğim işin şakası.

Zannediyorum lokalin yıkılması işlemine lokalin müdavimleri, öğretmen sendikaları ve öğretmen köşe yazarları hiç de sessiz kalmayacaklar. Benimki öyle bir otlakçı telaşıdır. Ama şunu da biliyorum ki; ev yıkanın evi olmaz…

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2