Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Rakım 1050!
Anadolu’nun en önemli besin kaynağı bulgur ve yufkasıdır.Belki inanmayacaksınız ama biz geçen yaz yapılan ekmekleri (yufka) yiyoruz.Bulgura gelince onu da kendimiz yaparız.Nemli bulguru, kurutmak için dama (büyük balkon) serdik.Fakat serçeler hiç rahat vermiyor,bırakıversen bitirecekler bulguru
Yaşlı reno bizi,tam 400 km. gık demeden taşıdı.Atadan kalma kerpiç eve eşyalarımızı yorgun araçtan indirdik.İki kanatlı ağaçtan yapılı koca kapıyı açtık.Kapının üzerindeki çan sesi bize ‘’Hoş geldiniz’’dercesine şangır şungur ses çıkardı.Çan,aynen kapı zilinin görevini yapıyor.Doğup büyüdüğüm,acı tatlı anılarımın geçtiği kasabamıza(Uluğbey)yılda birkaç kez uğruyorum. Akrabalarımızla,tanıdıklarımızla konuşup hal hatır soruyorum.Her şey değişmiş, bizlerdeki değişme gibi.Tanıdıklar yaşlanmış,gençler delikanlı olmuşlar.’’Sen kimin oğluydun?Çıkaramadım. Kimlerdensin?’’ sorularıyla karşılaşıyorum.Buralarda da insanlar açlık sınırında yaşıyor,yoksulluk diz boyu.Kırlangıçların ve pat patların(pancar su motorları ile çalışan plakasız araçlar)sesi de olmasa kasabamız sanki savaştan
çıkmış gibi.Gece olunca çoğu evin ışıkları bile yanmıyor.Sistem buralarda da göç olayını hızlandırmış.
Özal dönemiyle başlayan,bireysel kurtuluşa geçen toplum;arkadaşlık,akrabalık ve yardımlaşma gibi değerlerimizi unutturdu.İnsanlık değerlerimizin önüne,mal mülk edinme ve zengin olma gibi kavramlar geçince tüm bağlarımız koptu.Aynı mahallede büyüyen iki öğretmen birbirimizi tanıyamadık.
Birbirimizi unutmuşuz.Bizi başkası tanıştırınca, birbirimize sarıldık.Unutmak tükenmek gibi bir şey.
“Unutmak isteyen adam,yalnızdı.Unutmak,hatırlamaktan zordur,insanlık ancak tanıdıklarından uzakta
yalnızlıkta unutur.Hatırlatacak sesler,yüzler,izler silinmelidir unutmak için.Unutmak,eğer ki hasta değilseniz,kendiliğinden olmaz,çaba ,ister.’’(Çöplüğün Generali,Oya BAYDAR)
Siz siz olun akrabalarınızı,tanıdıklarınızı,dostlarınızı,arkadaşlarınızı,yoldaşlarınızı unutmayın,ara sıra arayın ve yardımlaşın.Konuşun, çözebilirseniz sorunlarını çözün.Bu davranışlarınız sizi sağlıklı kılacaktır.Bugüne kadar kefenlere hiç cep dikilmedi.(sermayenin kullandığı anlamda değil)
Buralarda havalar çok serin kazaksız ve çeketsiz olmaz.Bu yazıyı sizlerden 1040 m yüksekte yazıyorum.Tam karşımda yemyeşil büyük bir ova ve ovanın bittiği yerde yükselen 2140 m Kapı Dağı.İlçemiz(Senirkent)Kapı Dağının sıfır noktasına yerleşmiş.Dağın üzerinde kar öbekleri görünüyor.2001 senesinin Ağustos ayında 12 yaşındaki torunumla,5 kişi Kapı Dağı’nın zirvesine tırmanmıştık.Zirvede soğuktan duramadık.İçimizde şeker hastası olan biriside vardı. Elleri kararmaya başlayınca korkudan hemen inişe geçtik.
‘’13 Temmuz1995 Perşembe günü saat 20.30 sıralarında ilçenin yanında yükselen Kapı Dağından
gelen sel,10 dakikada 400.000m3 çamuru ilçeye doldurdu.İlçe çamur deryasına döndü.Temizleme ve
enkaz kaldırma günlerce sürdü.”Ben ilçeye olaydan sonra geldim.Sıfır noktasındaki telefon kulübesinin
yarıya kadar çamur dolu görünce felaketin büyüklüğünü daha açık anladım.”Bu felaket sonucu 74
vatandaşımız hayatını kaybetti.Senirkent’te olan yalnızca doğanın bir öfkesiydi.Yıllarca hayvan otlatımı
ve kaçak kesimler çıplaklaşan Kapı Dağının öfkesi.”(İbrahim Cengiz)Felaketin ilk vurduğu yer ilçenin ilk
kuruluş yeriydi.İşini yoluna koyanlar, buralardan kopup gitmişlerdi.Maalesef kalan yoksul insanlardan Kapı Dağı intikamını aldı.
İlçemizin nüfusu 6 bine yakın.Meslek Yüksek Okulunun da 2 bine yakın öğrencisi var.Okulları
vergilerimizi verdiğimiz devlet tarafından yapılması gerekirken Senirkentliler kendi aralarında yardım-
laşarak yaptılar.Sanıyorum en çok Ertuğrul Bal’ın emeği geçti.İlçede bütün lise türleri var.Çarşıda, parkta ve kafelerde her 3 kişiden 2’si öğrenci.Kimin memleketi olduğunu tahmin etmişsinizdir.İlçede
tek sanayi kuruluşu şarap fabrikası,oda tam faaliyete geçmemiş.Bu kadar öğrenci iş bulabilir mi, bilemem ama,burada en iyi gelir kaynağı,bacasız sanayi öğrenciler.İlçede el ele tutuşup gezen sevgililer
ile karşılıklı oturup çay kahve içen kızlı erkekli öğrenciler gördüm.Eskiden bunlar olanaksızdı.Sokak orta-
sında sille tokat girişilirdi.Okullar ilçenin sosyal yapısını hayli değiştirmiş.
Senirkent’ti yazınca Veli Gürcan’ı anmadan geçemeyiz.Veli Gürcan ömrünü demokrasi ve
Sosyalizm mücadelesine adamış ve genç yaşta aramızdan ayrılmış bir değerimizdir.Gençliğinde TİP
(Türkiye İşçi Partisi ve Behice Boran)sonra TSİP (Türkiye Sosyalist İşçi Partisi) daha sonra ÖDP kurucusu
(Özgürlük ve Dayanışma Partisi) görevinde bulunmuştur.Saygıyla anıyorum.
Kasabamızın ilköğretim okulu kapalı,öğrenciler taşımalı ilçeye gidiyor.Okulumuzun kapısında
Şu öz deyişler yazılı duruyor yıllardır.
Seni otuz günde yaptık
Kaçıyordun alıp kaptık,
Yaşat bizi nur ocağı
Kabemizsin sana taptık.Tut elimden, geri kaldım/Gücümle kabemi aldım.
Bu yazımda daldan dala atlayıp duruyorum. Sizlerle bir anımı da paylaşıp yazımı bitireceğim.Bilirsiniz, Anadolu’nun en önemli besin kaynağı bulgur ve yufkasıdır.Belki inanmayacaksınız ama biz geçen yaz yapılan ekmekleri (yufka) yiyoruz.Bulgura gelince
onu da kendimiz yaparız.Nemli bulguru, kurutmak için dama (büyük balkon) serdik.Fakat serçeler hiç rahat vermiyor,bırakıversen bitirecekler bulguru.Rahmetli babam serçelere.”kazanda ye!”
derdi.Serçelerle baş edemeyince.”Benimle mi kazandın?.”Benim hakkımı yiyen b…k yesin.!”der işin içinden çıkardı.
Bu yörenin insanlarının kaderi değil bu yoksulluk elbette.Hak yiyenlerin ve yoksulluğu
yaratanların düzeni,kokuşmuş ve vahşileşmiş kapitalizmin ta kendisidir.
ARKADAŞLIK AĞACA BENZER,KURUDU MU YEŞERMEZ BİR DAHA(N.HİKMET RAN)
Veli Gürcanları çoğaltarak güzel günler göreceğiz



del.icio.us
Digg
Yorum gönder