Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
GEÇMİŞE ARMAĞAN
Veremeyeceğin sözlerde unuttuğum renkleri görüyorum olmayan ışıkta. Olmayan havada esiyor rüzgârın
Mürüvvet Cin
Birden bire oluyor. Beklemediğim bir anda değil tam beklerken ve üzerime örterken karanlığını. Sesin çoğalmasıyla odada yankılanan çığlıktan düşüyorum. Birden oluyor ve tam beklediğim anda kesiliyor parmaklarım. Her kesikte tene ekleniyor boşluk. Bıçağın bıraktığı seste yankılanıyor karanlık. Kesif bir yokluk çöküyor üzerime. Önce parmaklarımı terk ediyorum. Bir bir sökülüyor varlığım bana ait sancılardan. Böbrek ağrıları ve kafatasımın içinde dolanan sincap yavaşça zıplıyor. Bir bir sayıyorum sarsıntılarımı. Sıklaştıkça anımsıyorum unutkanlığımı. Veremeyeceğin sözlerde unuttuğum renkleri görüyorum olmayan ışıkta. Olmayan havada esiyor rüzgârın. Çünkü bir fırtınadan arta kalmadım ne de sonsuz bir kuyudan çıkarıldım. Olduğum yerde çöreklenmiş bir sancıyla doğdum. Karanlığımda unuttuğum, unuttuğun ellerini aradığımda gitmişliğine dokundum. Parmaklarımdan sökülürken fark ettim, acıyı ve tenin izini ellerime yazmıştım. Kazır gibi tarihi duvarların ardında uyuyan bir güne ısınır gibi bir battaniyenin ardında soludum seni. Şimdi uçurumun ardında sessiz ve telaşsız bekliyorum. Gölgelerin de bir ömrü olduğunu yokluğunda seziyorum. Bir sayıklama şeklinde nüksediyor kesiklerimden damlayan kanın. Etime işleyen varlığın sökün ediyor odanın kuytu ve aksak ritmine. Yıllar öncesinde unutulmuş bir sigara paketi ya da bir gülümseme de buluyorum yalansız ama riyakâr göz kapaklarını. Kendi çukuruma düşüyorum. Aynı oyunda oyunbozan olsam adını sayıklamadan unutabilir miydim? Ya da gidişinin ardından bir dönüş bileti ısmarlayabilir miydim gar memurlarından çalınmış bir umutla? Sana sadece kal diyen bir sözdizimi dökebilir miydim dudaklarımdan? Bu öyküye bir masal ekleyip eteklerimin ucuna iliştirsem kaç gecenin dünü olurdu, kırmızı odaların cılız ışığında ağaç kabuklarını soyan sessizlik… Başka kolların yaban beyazında renksiz bir gökkuşağı soyunup ayak bileklerinden bağlı bir kayık gibi, yarın. Tüm yarınların toplamı kesik ve kesif bir yorgan altı hiçlikti. Yalanların ardına saklanan beceriksiz bir duruştu belki de bizim resmimiz. Birbirine denk geldiğini sanan çemberlerin çapsal ayrıklığı bacak aralarımızdan sızan temiz bir yıldönümüydü. Yılbaşında biten bir başlangıç armağan olabilir belki geçmişe.



del.icio.us
Digg
Yorum gönder