Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Tozun gölgesinde
Hızla akıyor zaman ayak bileklerinden, adımlarının hızlandığını hissediyorsun.
Soluğunu sayarken buluyorsun kendini. Birden kesiliyor nefesin, hatırası böyle düşüyor düşlerine sesinin. Bazen biliyorsun işte hatırlamak için kaybetmek gerekiyor.
Bekliyorsun son anı, umudun kırıntılarıyla yetinmekten vazgeçmek için. Tozun gözlerini yakmasını bekliyorsun, biliyorsun, toz dindiğinde, eskisi gibi olmaz sokak.
Bazen kendi tozunda temizlenir zaman; toz iyidir aslında steril sokakların kendine yabancı asfaltından. Tozun ardında gizlediklerini hatırla, kendi sesini; yavaşça üstüne sinen kirin gölgesinde kısılan sesini. Ağır ve ağdalı bir sicim gibi boğulurken düşlerin… Yavaşça vazgeçtiklerini düşününce, tozun gerisinde bıraktıkların gözlerinden daha derinde canlanır; küçük bir çocuğun oyun parkından dönüşü gibi.
Kendi gölgemizden korktuğumuz, zamanın ağır bir toz bulutunda eridiği günler akıyor gözlerimizden, iç’imizdeki soluk perdeden. Çok kişilik oyunlarda tek kişilik kahramanlıklar yapışıyor bedenimize. Sana da öyle gelmiyor mu, sustukça kendi sesinden ürken bir çığlık birikiyor iç’inde.
İktidarlar kendi dilinin şiddetinde örselerken zamanı, başka türlü bir düş takılıyor boğazına, hem de kerkimsi bir tatla. Sustukça eksiliyor avuçlarımızda sözlerimiz ve toz bu defa örtmüyor muktedirlerin sahte vaatlerini. Oysa her söz kendi ideolojisine teyellidir ve her cila zamanın içinde erir mutlaka. Şimdi erime zamanı, süslü sözlerin makyajı dökülüyor sokaklardan. Sokaklar kendi kıvamını buluyor, tozun gölgesinde.
Yapışkan bir oyun gibi dönüyor yazın kavruk sıcağında toz ve söz hiç olmadığı kadar kıymetli. Günlerse hırçın bir lodos gibi vuruyor düşlerine. Her muktedirin düşü oysa senin denizlerinden parçalanmış parsellerden örülüyor. Kaç düşünden parçalar eksildi, şimdi sen kaç eksiksin bugünde; her düşünün içinde yeni bir sen çoğalmışken. İnsan belki de düşlerinde gördüğü kendine yaslanır, başka türlü bir dünya için. Bu yüzden kanatları kırılır insanın önce; iktidarın arka bahçesinde uyutulurken zaman.
Toz çoğalıyor sokaklarda, senin düşlerin için. Unuttuğun sesine dönmen için artıyor, gözlerinin içini acıtarak. Yollar steril beyazlıktan sıyrılıyor ve tozun gölgesinde yansıyor düşlerin.
Unuttuğum yerden dikiliyor etime sokak
Bileklerimden sökülüyor acı
Gölgesinde çok sevdalı bir bahar dökülüyor eteğime
Sökükleri sarkık pileli günler yapışırken düşlerine
Tozun ahenginde yırtılıyor perde
Ve sahte bir oyundan düşüyor bileklerime zaman



del.icio.us
Digg
Yorum gönder