Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
İşler Hikaye
Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış.
Bazen düşünce yazıları yazdım, bazen anılarımı yazdım, bazen okuduğum kitaplardan edindiğim bilgileri yorumlayarak yazdım ama yazdığım yazıları, düşünceleri ve bilgileri güçlendirebilmek ve doğrularla kıyaslanarak gerçeklere varabilmek ve daha doğrusu hayatın içine varabilmek için bir geleneği başlattım Torbalı’da.
Yazılarıma hikâyeler ekledim. Okuyucular, yazılarımı okurken hikâyelerle anımsasınlar diye. Ve okudukları hikâyelerden kıssadan hisse çıkarsınlar diye. Yeni ve değişik bir yazı biçimi oluşturdum. Belki böylesine yazılar yazdığım için eleştirilmiş de olabilirim ama düşüncelerimden ve yazma biçimimden hiç taviz vermedim. Eğitim enstitüsü mezunuyum. Okuduğum Türkçe bölümü, ülke çapında değerli öğretmenler ile bu bölüme ders veren ünlü edebiyatçılar ve tiyatro sanatçıları tarafından onurlandırılıp ders veriliyordu bizlere. Biraz da yetenek olduktan sonra, yaratıcılık ve bilgi eklendikten sonra dağarcığınız dolmuş ve siz bu yükü taşıyamaz oluyorsunuz. Dostluğu anlattım insanlara, vefalı olmayı anlatmaya çalıştım ve hikâyelerle destek olmaya çalıştım. Bir tarz yarattım ve gördüm ki şimdi artık yazdıklarını hikâyelerle tamamlamaya çalışanlar var.
Yazılarını hikâyelerle bitirmeye çalışanları görmek bana kıvanç veriyor.
Nereden başladım nereye geldim. Aslında asıl amacım bugün ekonomi ile ilgili yazmaktı. Neden ekonomi? Onu yazmak istememin nedeni son haftalarda yaşanan durgunluğun giderek tırmanmasından dolayı yazmak istedim. Günlük yaşamımızın içinden konuştuğumuz her konuşma, günlük işlerle başlayıp onunla bitiyor. Sanki insanlar iş olmadan, iş yapmadan hep iş konuşur oldular yani doğrusu iyice işkolik oldular. Yani, işler ve para sanki piyasalardan çekilip gittiler. Sel gitti kum kaldı misali. Durgunluktan insanların psikolojileri de gitme noktasında. Geçen yazımda da belirttiğim gibi, kapitalizmin yarattığı küresel krizler de en büyük darbeyi gelişmekte olan ülkeler alır. Ve yüzde on üçlük daralmayla, ülkemiz bu krizden ABD’den on üç kat daha fazla darbe almıştır. Bu da gösteriyor ki ekonomimiz ne halde ve piyasalar ne halde. Allah yardımcımız olsun.
Ama yine de morallerimizi bozmadan vefa ve dostluğa dair bir hikâyemizle yazımızı bitirelim, hayatın en güzel tarafı sağlıklı olmak ve sağlıklı kalmak. Sağlıcakla kalın.
DOSTLUĞUN İPİ
Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş. Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona: “Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın. Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş…
Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle bu sanalda olsa gerçekte olsa…



del.icio.us
Digg
Yorum gönder