Anasayfa | TORBALI GUNDEM | Gelişen Ülkelerde Enflasyon Hedeflemesi

Gelişen Ülkelerde Enflasyon Hedeflemesi

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image www.emrahserbest.com

Peki MB bu sapma konusunda yeterince hesap verebilir bir konumda mı? Bizce hayır. Ama bunun için MBnı ya da hesap soramayanları suçlamıyoruz. Çünkü dış piyasalarla bu derece entegre olmuş, New York Borsası öksürse yatağa düşüp nezle olan bir borsaya sahip ülkemiz ekonomisinde enflasyon hedefinin tutturulamaması dış faktörlere bağlanacak tabi.

.

.

.

Bugün yazımızda enflasyon hedeflemesi ve Türkiye’deki uygulaması üzerinde duracağız. Enflasyon hedeflemesi fiyat istikrarı için hiçbir somut çıpaya (kur, faize) bakmadan, tekbaşına enflasyon beklentilerini çıpa yapmak ve belirlenen hedef doğrultusunda bu beklentileri yönetmek olarak özetlenebilir. Fiyat istikrarı için uygulanabilecek diğer araçlar ise faiz çıpası ve kur çıpasıdır.

Enflasyon hedeflemesi ve Türkiye’deki uygulamasına girmeden önce kilometre taşı olmuş bir ekonomi kuramından bahsedelim. İmkansız üçlü (impossible trinity) olarak da bilinen kuram Robert Mundell ve Marcus Fleming tarafından 1960’lı yıllarda ortaya konmuştur. Bu kurama göre bir ekonomide kur, faiz ve kambiyodan sadece ikisi kontrol edilebilir. Bu üç parametreyi aynı anda kontrol etmek imkansızdır.

 

Bunu örnekleyecek olursak, bir ekonomide kambiyo rejimi (ülkeye para giriş-çıkışı) serbestse eğer, orada ya faiz ya da kur kontrol edilebilir. Ya da döviz kurunu sabit tutmak isterseniz ve kambiyonuz serbestse, o zaman da faizi piyasaya bırakmak zorundasınız. Ülkemiz ekonomisini bu açıdan ele alacak olursak, 80 öncesinde ülkemize döviz giriş çıkışı yasak; ama, kalan diğer iki parametre (kur ve faiz) kontrol altındaydı. 80’den sonra, açık piyasa ekonomisine geçiş sonucunda, kambiyo rejimi serbest olunca kur piyasaya kaldı ve bilinen 24 Ocak kararları ile devalüasyonlar gerçekleşti. 2000 yılında ise kur kontrol altında tutulmaya başladı ve bu sefer faiz piyasaya kaldı. Piyasaya bırakılan faizler 2001 krizinde tavana vurunca, 2001 yılından sonra faiz kontrol altına alınmaya çalışıldı ki bu da kurun piyasaya bırakılmasını, yani meşhur dalgalı kura geçilmesini gerektirdi. 2005 yılından bu yana da enflasyon hedeflemesi uygulanıyor.

***

Enflasyon hedeflemesi meşhur para politikacısı ve Fed guvernorü Frederic Mishkin’e göre 5 ana ögeden oluşuyor. Bu öğeler sırasıyla: (1)Sayısal bir enflasyon hedefinin halka duyurulması. (2)Açıklanan bu hedefin gerçekleştirilmesi yönünde kurumsal bir katılım. (3) Bu hedefin gerçekleşmesi yolunda kullanılacak bilgi yoğun bir strateji, sadece parasal büyüklüklere ya da kur seviyesini değil herşeyi hesaba katan bir sistem (4) Artan şeffaflık. Yani Merkez Bankası(MB)nın uygulamalarında ve verilerinde daha bilgilendirici olması. (5)  Son olarak da MBnın artan hesap verilebilirliği.

Şimdi yukarıdaki maddelere bakıp bizdeki enflasyon hedeflemesini inceleyelim. 2006, 2007, 2008 ve 2009 için enflasyon hedeflerimiz sırasıyla yüzde 5, 4, 4 ve 7.5. Gerçekleşen rakamlar ise sırasıyla 9.65, 8.39, 10.06 ve 2009 rakamı da muhtemelen yüzde 5’ler  civarında olacak. Büyük bir sapma olsa bile enflasyon hedefleri belirlenmiş, yani birinci koşul tamam. Açıklanan bu hedefler doğrultusunda hazinenin borç yükünü artırmak pahasına bile faizleri gözünü kırpmadan artıran bir MB, hiç şüphesiz koyduğu bu hedefe kurumsal bir şekilde katılıyor. Yani ikinci koşul da yerine getirilmiş gözüküyor. MB verdiği bilgiler ve kararlarında da (her ne kadar salt istatistiksel de olsa) yeterince açık ve şeffaf. Geriye son madde kaldı. Yani hesap verilebilirlik. Hesap verilebilirlik, başarısızlık karşısında sorumlu olmak ve halka hesap vermek demektir. Gerçekleşen rakamlar yukarıda...Peki MB bu sapma konusunda yeterince hesap verebilir bir konumda mı? Bizce hayır. Ama bunun için MBnı ya da hesap soramayanları suçlamıyoruz. Çünkü dış piyasalarla bu derece entegre olmuş, New York Borsası öksürse yatağa düşüp nezle olan bir borsaya sahip ülkemiz ekonomisinde enflasyon hedefinin tutturulamaması dış faktörlere bağlanacak tabi. MB kolundan tutup oturtamaz ya, yabancı sermaye sahiplerini kriz anında. Yapabileceği şeyler kısıtlı: Liranın değerlenmesine ve bütçeye ek faiz yükü gibi oldukça negatif etkilerine rağmen faizlere ve bazen her ne kadar dalgalı kurdan da bahsetsek kurlara hafif (peg) müdahaleden ibaret.

Bu yüzden enflasyon hedeflemesi uygulayan gelişmekte olan açık ekonomilerde Merkez Bankalarının enflasyon hedefinin tutturulamaması hususunda hesap verebilirliği hep sınırlı kalacak, bir prosedürden öteye geçemeyecektir.

Hoşçakalın

 www.emrahserbest.com

emrah.serbest@gmail.com

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
0
Powered by Vivvo CMS v4.1.2