Anasayfa | TORBALI GUNDEM | Cittaslow Seferihisar ve Yeniden Ayrancılar Şeftali Bahçeleri

Cittaslow Seferihisar ve Yeniden Ayrancılar Şeftali Bahçeleri

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Ayrancılar Şeftali Bahçeleri; şeftalide Ayrancılar bir simge olduğu için böyle söyleniyor

Cittaslow, “Sakin Kent” demektir.1999 yılında İtalya’da Milano yakınlarında “Chianti Kenti”nde ortaya çıkan bu yeni kent kimliği giderek yayılıyor. Sakin Kent; adı üzerinde sessiz sakin bir şehir anlamı taşıyor. Trafik yok, gürültü yok, belirli kuralları olan, uluslararası bir kimlik kazanmış şehircilik anlayışı ile karşı karşıyayız. Bu arada Seferihisar Türkiye’nin ilk sakin ilçesi oldu! 27 Kasım 2009 günü İtalya’daki Cittaslow Uluslararsı Koordinasyon Komitesi ilk toplantısını yaptı. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç SOYER, Cittaslow dosyasını Genel Sekreter Pier Giorgio OLİVETİ’ye sundu. Dosyayı inceleyen OLİVETİ, Seferihisar’ı Cittaslow yani “Sakin Kent”adayı olarak ilan edeceklerini müjdeledi. Cittaslow Genel Sekreteri Pier Giorgio Oliveti, bugünlerde Seferihisar’a gelecek. Bu Cittaslow durumu İzmir ve Seferihisar için çok önemli olacak.

“Expo 2015”i Milano değil de İzmir kazansaydı; Expo 2015 İzmir Genel Sekreteri Tunç SOYER kariyerine Expo Genel Sekreteri olarak devam edecekti. Belediye Başkanı olamayacaktı! Şimdi Tunç Soyer Seferihisar Belediye Başkanıdır. Bu işten Seferihisar ilçesi kazançlı çıkmıştır. Hani denir ya: “Makam koltuğu mu kişileri yüceltir; yoksa kişiler mi makam koltuğunu yüceltir.” Tunç Soyer bu yücelten katına erişmiştir. Oturduğu koltuktan bir şeyler almak için değil, koltuğa bir şeyler vermek için çalışan örnek bir başkan olmuştur. Tunç Soyer, İtalya’da Cittaslow Genel Sekreteri Pier Giorgio Oliveti ile sıcak bir görüşme yaptı. İlk Cittaslow “Chianti Kenti”nin eski ve yeni Belediye Başkanlarıyla görüştü. Onları Seferihisar’a davet etti. Yoluna Cittaslow yani sakin şehir olarak devam eden bütün yerler bundan kazançlı çıkmış.

Seferihisar da bu işten çok kazançlı çıkacaktır. Seferihisar İlçesi bir özellik daha kazanıyor. O da Seferihisar’ın bundan böyle Cittaslow Genel Sekreterliği’nin Türkiye Ofisi gibi çalışacak olması. Yani Türkiye’den başka Cittaslow adayları da çıkarsa, dosyalar Seferihisar kanalıyla Genel Sekreterliğe gidecek. Seferihisar Türkiye’ de yeni bir “çığır” açıyor. Tire, Torbalı ve Selçuk da bu yoldan gidip Cittaslow “Sakin Kent” olabilirler mi?

Ayrancılar Şeftali Bahçeleri; şeftalide Ayrancılar bir simge olduğu için böyle söyleniyor. Tire, Torbalı ve Selçuk da meyvecilikte sıçrama yapabilir ve de yapmalıdır; çünkü sizlere çok önemli bir “müjde”miz var. Uluslararası Meyve Suyu Kongresi 4-5 Mayıs 2010’da İstanbul’da toplanıyor. Uluslararası Meyve Üreticileri Federasyonu, Türkiye’nin tarım potansiyelinin dünya için önemini tartışacak. Meyve üretimini durduran AB umudunu Türkiye’ye bağladı. Avrupa’nın gıda ve tarıma verdiği desteği kaldırmasıyla meyve-sebze üretimini durduran AB, gözünü Türkiye’ye çevirdi. AB Kalite Standartlarına uygun üretimiyle tercih edilen Türkiye’nin, tarım potansiyelini iyi kullanması durumunda 5 yıla kadar “Avrupa’nın meyve bahçesi” olacağı belirtiliyor.

Meyvecilik alanında dünyada en büyük organizasyon olarak kabul edilen ve iki yılda bir düzenlenen Uluslararası Meyve Suyu Kongresi’ne ev sahipliği yapacak olan Meyve Suyu Endüstrisi Derneği’nin Başkanı Alaaddin GÜÇ, iş gücü nüfusu olmayan, desteklerinin büyük kısmını sosyal güvenlik için harcamak zorunda kalan AB’nin gıda ve tarım üretimini mecburen durdurmasının Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu söyledi. GÜÇ, “AB’de artık insanlar vişne, çilek, elma toplamak istemiyor. Onlarca meyve suyu fabrikası kapandı. Kişi başı ortalama 27 litre olan AB’nin meyve ve meyve suyu ihtiyacını karşılamak için el birliğiyle seferber olunması gerek. Bu fırsat kaçtı mı yakalanamaz” dedi. Türkiye’nin gerek kendi iş pazarına gerekse tüm AB’ye yetecek kadar meyve potansiyeline sahip olduğuna vurgu yapan Güç, şu noktalara dikkat çekti. “Devlet meyvecilikte ileriyi göremiyor. Her şeyden önce iç pazarı düşünüyor. Üretimlerini sofralık yapıyor. Bu da maliyetleri arttırıyor. Fiyat pahalı olunca da kimse bizden meyve almak istemiyor.

Bunun için doğal ama “sanayi meyveciliği”nin geliştirilmesi, kümelenme olgusunun çiftçiye öğretilmesi, devletin de bu üretimi desteklemesi gerek. Çark bu yönde işlemeye başlarsa 5 yıl içersinde Avrupa’nın gıda ve meyve deposu oluruz.” Amerikalı yazar John Steınbeck’ in “Bitmeyen Kavga” romanının konusu şimdi yeniden bizde başlıyor. Siyasetçiler! Türk çiftçisi için, işsizi için görev başına. “Doğrudan Gelir Desteği”ni bırakalım, herkese iş sahası açılsın. Milli gelirimiz, yaşam tarzımız ve demokrasimiz yükselsin. Avrupa’nın “doğal gaz koridoru” olan Türkiye; “Napolyon kirazı”nı Avrupa’ya ikram ederek; Mustafa Kemal’in “Yurtta barış dünyada barış” idealine ulaşacaktır.

Not: Geride bıraktığımız Kurban Bayramı gazete tebriklerinden öğrendiğime göre; Torbalı “Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi” başkan adaylığına Muhsin Yener kardeşimiz de adaymış. Bu Esnaf Kefalet seçimlerinde Muhsin Yener’e başarılar dilerim. Muhsin Yener Torbalı için “taşın altına elini sokan” bir adamdır. Facebook’ ta kurduğu “Torbalı Özel Grubu” ile sabah akşam Torbalı konuşup yazmaktadır. Sanal âlemde çok güçlü bir yeri vardır. Torbalı’ya hizmet için yanıp tutuşan bir arkadaşımız olan Muhsin Yener’ in başkan adaylığı hayırlı ve uğurlu olsun. Sağlıcakla kalın.

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2