Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
ANA GİBİ YAR VATAN GİBİ DİYAR OLMAZ!
Bugün kadın haklarını savunanlara soruyorum. Sermayeye teslim olmuş sözde modern dünya kadını köleleştirmedi mi? Sermayeye hizmet eden modernizasyon, kadını seks kölesi, İş kölesi, reklâm kölesi, pazarlık kölesi yapmamışmıdır? Toplum adına kurulmuş kurum ve kuruluşlar, sermayeye hizmet adına kadınımızı istismar etmediğini söylenebilir mi?
Garbın, sözde modern ve medeni dünyasında, yaklaşık 100 yıldır kadın hakları savunuculuğu yapılırken,
Şarkın da, sözde aydınları kendi kültürlerini bilmeden veya inkâr ederek garbın oyununa gelip kadın haklarını savunma adına kendi kültürlerine ve inançlarına ihanet edip sözde modern ve medeni dünyaya taşeronluk yaparlar.
Türk milleti, kadını ana ve bacı olarak baş tacı edip canından daha kıymetli namusu olarak kabul etmiştir. 1400 sene önce İslam, kadını özgürlüğüne kavuşturup, iffetine saygıyı emredip, kadına bugün sözde medeni dünyada verilmeye cesaret bile edilemeyen sonsuz hak ve hürriyetler vermiştir.
Türk milleti İslam öncesi tarihinden gelen kültüründe, kadınının iffetine en büyük saygıyı gösterirken aile içinde ve meclislerinde de söz sahibi yapmıştır. İslam’ı kabulü ile de bu kültürünü taçlandırmıştır.
Kadınlarımız, İnsanı dünyaya getiren, besleyip büyüten bir anadır. Ana hem Türklüğümüzün hem de Müslümanlığımızın gereği en büyük değeri verdiğimiz bir varlıktır.
“Ana gibi yar, Vatan gibi diyar olmaz” sözü kültürümüzdeki kadınımıza verdiğimiz değerin en büyük ifadesidir.
Yüce Peygamberimiz “Cennet anaların ayağının altındadır” diyerek, İslam’ın kadına verdiği en yüce değeri insanlığa tebliğ etmiştir.
Biz, üzerine atılan tohumun yeşerdiği, büyüdüğü ve olgunlaştığı toprağa “Toprak ana” demişiz. Bin yıldır Vatan edindiğimiz Anatolia’ya “ANADOLU” adını vermişiz. Anadolu’muzu nasıl canımız pahasına korumuş kollamış isek, bizleri dünyayı getiren kadınlarımızı da öyle korumuş ve kollamış ve sevmişiz. Türk milletinin kadınına verdiği değer yaratılışında yaradanın ona verdi görevle eşdeğerdedir.
Bugün olduğu gibi, dünde toplumları yozlaştırmak için özel görevlendirilmiş sözde aydınların yönlendirmeleri sonucunda, milletin bir kesiminin kültüründen ve inancından uzaklaştığı dönemler olmuştur.
Bugün, sözde modern dünya, kadını erkekten ayıran temel özellikleri göz ardı ederek sözde eşitlik aldatmacası ile kadını asli görevinden uzaklaştırma, erkeğe baş kaldırma ve iffetini koruyamaz duruma getirme uğraşı içindedirler. Bunda da kısmen başarılı olmaktadırlar.
İslam’da, kadına en büyük değerin verilmesi ve saygı duyulması emredilir.
Türk’ün kültüründe kuma yoktur, nikâhsız evlilik yoktur, dayak yoktur, ikinci sınıf muamelesi yoktur, birlikte yaşam yoktur, kadın iffetini ve namusunu kendisi korur, erkek kadının namusuna ve iffetine saygı duyar, Karşılıklı haklar korunarak nikâhlı evlilik vardır.
Bu gün, sözde medeni dünya ile İslam’ı kabile zihniyetinin tekeline hapsetmiş Arap dünyası, sermayenin gücüyle yozlaştırmaya çalıştıkları toplumlarda sözde kadın hakları savunucularına kendi yazdıkları senaryoları oynatmaktadırlar.
Ülkemizde, karagöz ve Hacivat oyunu oynatıp, milletimizin kafası karıştırılarak, iki kutuplu Türk kadını oluşturma gayretlerini kadınlarımızın görüp kendilerini bu oyunların içinden çıkarıp öz kültürlerine sahip çıkmaları gerekmektedir.
Son yüz yıla baktığımızda, sermayenin geliştirdiği sanayi ve teknoloji dünyasının modernizasyonunda rol almak isteyen Komünizm, Faşizm ve kapitalizm kadını epeyce çıkarları için kullanmışlardır. Bunun yanında, karşılarında alternatif olabilecek Müslüman Türk’ün ve İslam’ın kadına verdiği değeri ve özgürlüğü taşeronları ve işbirlikçileri vasıtasıyla sabote etmeyi başarmışlardır.
Bugün kadın haklarını savunanlara soruyorum.
Sermayeye teslim olmuş sözde modern dünya kadını köleleştirmedi mi?
Sermayeye hizmet eden modernizasyon, kadını seks kölesi, İş kölesi, reklâm kölesi, pazarlık kölesi yapmamışmıdır?
Toplum adına kurulmuş kurum ve kuruluşlar, sermayeye hizmet adına kadınımızı istismar etmediğini söylenebilir mi?
Bizim kadınlarımızın, ne sözde medeni dünyanın ne de kabile zihniyetli Arap dünyasının yazdıkları senaryoları oynama lüksleri olmamalıdır. Tüm haklarının milletimizin öz kültüründe ve İslam’da bulunduğu gerçeğini görmelidirler. 08 Mart 2010
Hoşça kalınız.



del.icio.us
Digg
Yorum gönder