Anasayfa | TORBALI GUNDEM | TARiH AFFEDER, AZiZ AFFEDER Ama iSMAiL AFFETMEZ!!!

TARiH AFFEDER, AZiZ AFFEDER Ama iSMAiL AFFETMEZ!!!

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Tek kelimeyle ve net olarak şunu söyleyebilirim ki; Yapılanlar son derece çirkin şeylerdir. Adamı daha bir kelime ettirmeden geldiği gibi göndermek ilk etapta kızgın köylünün ve duygusal yazarların egosunu tatmin etse de, ileride bu nun faturasını 120.000 kişi ödeyecek. Mesela bir mezarlık sorununu daha 15 sene konuşacağız.Kültür sarayı Huzur evi ve cem evinin bitim tarihleri de sırasıyla 2020,2040,2060 yılları olacaktır.

 

Sevgili Efem dostları kısa bir aradan sonra tekrar aranızdayım. Zaten hiç ayrılmadık ama son 3-4 yazım, önce bir yerel gazetede daha sonra burada çıkmakta idi.Sadece  bu durum bile beni, siz Efem dostlarına karşı mahcup etmiştir. Editörü de biraz kızdırmıştır.Gerçi bu durumun iyi tarafı, yani yazının eş zamanlı olarak iki yerde çıkması insanlara kıyas edebilme şansı vermektedir.Mesela en basitinden geçen yazıda ‘Recep Bey’ irdelememe tamamen bir şark kurnazlığı ile Tayyip kelimesi eklenmiştir.Biz beyefendinin tam ismini çok iyi biliyoruz ama bu eklemeyi yapan tabansızların durdukları yerleri, nedense yıllardan beri bir türlü  öğrenemedik.Şimdiye kadar burada sansürsüz yayınlanan yazıları okuyan  dikkatli okur bu durumu hemen fark eder ve çoğu zaman yazıya bıraktıkları yorumla da bu hususu tüm okuyucu ile paylaşırlar.Bu yüzden yerel gazetede çıkan yazıyı burada da paylaşmak benim ve yazım için bir kontrol mekanizması olmuştur.

Bundan sonra durum biraz farklı olacak.Artık Ege gazetesinde çıkan yazıları sadece orada ve kendi internet sitesinde görebileceksiniz.Tabiatıyla orada yazdığım yazılar üslup ve içerik bakımından biraz daha ılımlı olacak. Buraya özel yazdığım yazılarda da hem nalına hem mıhına vurmaya devam edeceğiz. Yalnız bunun formatında da bir farklılık yapacağız;yazı öncelikle burada çıkacak, daha sonra yazılarım, onları  kendi okuyucu kitlesi ile paylaşmak isteyen tüm yerel gazeteci arkadaşların kullanımına açık olacak. Ege Haberi, Büyük Torbalı ve şu anda isminin unuttuğum diğer gazete-Mustafa Kaya kızacak ama ben en çok ondan umutluyum- istediği takdirde yazımı kullanmakta özgürdürler.Ayrıca yazının içeriğini katletmeyecek şekilde, hizmet verdikleri zümreleri kızdırması muhtemel kısımları çıkarmakta serbesttirler.Tek kural benim ağzımdan ekleme yapılmamasıdır.Zaten vizyondaki her iki gazetede bunu başka yazarları üzerinden yapmaktadırlar.Bunun en çarpıcı örneği geçtiğimiz gün çıkan ‘HüSevim’  başlıklı yazıdır.Bir de buna gün içinde bu sitede yapılan Hüsevim Günolgun yorumu eklenince iş daha matrak bir hal aldı.Sevgili Hüsevim Günolgun merak etme, yakında bende ‘Cemer Güneker’ başlıklı bir yazı kaleme alacağım. O zaman bütün taşlar yerine oturacak.Şimdi konuyu daha fazla sulandırmadan dün yapılan tarihi ayıba gelelim.

            Sabah gazeteyi elime aldığımda Aziz Kocaoğlu’nun Taşkesik’de basın açıklamasını öğrendim. Saat 9 suları idi. Arabam bir iş için elemanlar ile  İzmir’e gitmiş olduğu için hemen kuzenimi aradım.Hani şu milli kahraman olan.Telefonu açmadı.Muhtemelen uyuyordu ve rüyasında Sarızeybek komutanıyla birlikte PKK’ya karşı yeni bir operasyon planı yapıyorlardı.Konu hassas olduğu için fazla rahatsız etmeden telefonu kapattım.Ömer’i aradım; ‘Abi ben protestocular arasında yerimi aldım.Yanımda Mehmet Ergün ,Sami Hoca ile Hüseyin Günaydın var’ dedi. Hüseyin mi ?  dedim, ‘Evet abi Hüseyin, Sevim çöpe karşı değilmiş, o yüzden Hüseyin olarak gelmiş’ dedi. Eyvallah dedim ve Vahap’ı aradım. O da ‘Çok işim var, matbaa faaliyete geçti. Koltuğu da boş bırakmaya gelmez, elemanları gönderdim’ dedi. Son bir umutla belediyeye gittim.Mahalleden arkadaşım Yıldız gitti mi diye sordum ? Bana belediyede en iyi davranan kişi olan özel kalemdeki çocuk; ‘Abi nişanlımın kep giyme töreni var, ben izin aldım oraya gidiyorum’ dedi. Hayırlısı olsun dedim, oradan da ayrıldım. Bu arada özel kalemin ne kadar ‘özel bir kalem’ olduğunu içeride oturan bayanları görünce bir kez daha anladım.Bu sırada saat 11olmuştu ve benim artık gidecek takatim kalmamıştı.Neyse ki imdadıma, işini bitirip dönen Musa ve onun çiçeği burnunda yazar arkadaşı, şehir efsanesi İbrahim Kaya yetişti.Hep birlikte yola koyulduk. Tam köprüden sallanmıştık ki karşıdan Aziz beyin korteji geçti.Bize de uyanık yazarların gazladığı kızgın köylüler kaldı.Kubi’den de lojistik desteği alarak köy kahvesine ulaştık.

            Tek kelimeyle ve net olarak şunu söyleyebilirim ki; Yapılanlar son derece çirkin şeylerdir. Adamı daha bir kelime ettirmeden geldiği gibi göndermek ilk etapta kızgın köylünün ve duygusal yazarların egosunu tatmin etse de, ileride  bu dangalaklığın faturasını  120.000 kişi ödeyecek. Mesela bir mezarlık sorununu daha 15 sene konuşacağız.Kültür sarayı Huzur evi ve cem evinin bitim tarihleri de sırasıyla 2020,2040,2060 yılları olacaktır.Ama sizi temin ederim ki çok yakında, tüm teknik altyapısı hazırlanmış şekilde ve tüm sosyal ve teknik donatıları yapılmış nur topu gibi bir çöplüğümüz olacak. Cuma günü protesto yapan köylüler için de bir kenara bir ağlama duvarı yapılıverir artık.Bu arada o gün  köylüyü gazlayan kalemşörlere ne olacak diye merak edeniniz varsa hemen söyleyeyim; Onlar kraldan daha kralcı oldukları için büyük ihtimalle tek yazıyla ve büyük ihtimalle  ‘Aziz-İsmail el ele, Torbalı aydınlık günlere’ başlığı ile Aziz’in gözüne çoktan girmiş olacaklardır.

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2