Anasayfa | TORBALI GUNDEM | “YA TUTARSA” Değil “YA TUTMAZSA”

“YA TUTARSA” Değil “YA TUTMAZSA”

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Türkiye cumhuriyetinin kuruluş ilkelerinden ve devlet politikalarından sapmamalıyız. İç siyaset ile dış siyaseti birbirinden tamamen ayırmalıyız. Dış siyasete Halkın duyguları değil Devleti yöneten basiretli yöneticilerin aklı hâkim olmalıdır.

 

 

Dünyanın kurulduğundan bugüne insanlığın mücadelesi devam etmektedir. Son yıllarda sürekli şekil değiştiren baş döndürücü bir mücadelenin içinden geçiyoruz. Tarih boyunca kuvvetliler zayıflara oranla her zaman galip gelmiş ve bu durum böyle de devam edip gitmektedir. Aksini söylemek mümkün değildir.  Hiçbir duygusal düşünce ve değerlendirme bu acı ve anlamsız gerçeği örtemez.

 

Aile fertleri arasında, aileler arasında, köyler ve kentler arasında, Ülkeler arasında ve bloklar arasında yapılan mücadelelerin araçları da çok değişik ve birbirinden farklıdır.

Teknoloji,  Para, Bilgi, Silah, Çoğunluk, akıl hepsi birer mücadele aracı ve birbirinden farklıdırlar. Fikirler ve ideolojiler mücadelesi vardır.

Bu mücadelelerin yapılmasında, din ve milliyet farklılıkları, bilimsel ve ideolojik benzerlikler toplumları etkileyen unsurlardır.

 

20 YY’ la baktığımızda iki süper güç ve iki ideoloji tüm dünyayı etkisi altına almış ve bu güçlerin ve ideolojilerin aktif mücadeleleri yanında ve karşısında olanlar varlıklarını sürdürebilmek için pasif mücadele içinde olmak zorunda bırakılmışlardır.  Bunun yanında küçük de olsa sürekli kaynayan kazanlar olmuş ve bu süper güçlerin ortak menfaatleri sonucu o kazanlar kaynatılmış ve kaynamasına müsaade edilmiştir.

 

11.YY’ dan günümüze kadar yaklaşık bin yıldır, Anadolu da varlığını sürdüren milletimiz  zaman zaman üç kıtaya hükmeden Devlet ve imparatorlukları  bu topraklarda kurmuştur.  Çoğu mücadelelerden gücü, aklı ve yönetim anlayışı ile galip çıkmaya başarmış ama sonunda yanlış dış politikalarımız sonucu yavaş yavaş gücümüzü yitirip binlerce can verdiğimiz kurtuluş savaşı yapma mecburiyetine düşürülmüştür.

 

Tarihi tecrübemiz, sahip olduğumuz Lider ve kadroları ile Cumhuriyetin ilk yıllarında yaptığımız hamleler ve temellerini sağlam attığımız Cumhuriyet rejimi ile bugün dünyanın demokrasi ile idare edilen tek Müslüman ülkesiyiz. Ancak, 60 yıldır, ideolojik ve siyasi çekişmeler, Milli ve Manevi değerlerimiz ile Cumhuriyetle elde ettiğimiz değerleri siyasetin istismar malzemesi olarak kullana gelmemizden dolayı kör topal 21. yy la girmeyi başarmamıza rağmen, bazı gerçekleri anlamak ve anlamlandırmaktan uzak, tarihten gelen alışkanlıklarımızın nüksedeceği bir duruma düşme tehlikesi ile karşı karşıyayız.

 

Mussolini, Hitler, Tito, Humeyni, Saddam, Kaddafi, Taliban, Bush gibi liderleri ve bunların birçoğunun acı katliamlarını görmüş bir yüzyılı yaşamış dünyamızın, bugünkü halini değerlendiremeyen dünya liderlerinin gelecek nesilleri karanlığa sürükleyecek adımlar attığını görüyoruz.

 

Ortadoğuda yıllardır süren zulmün, dünyanın birçok bölgesinde yanan ateşin nedenlerini göremeyen bir liderler sultasının yenidünya düzenine hâkim olacağının işaretlerini görüyoruz.

 

Sömürü düzenlerinin devamı için Saddam’ı, Taliban’ı, Arafat’ı ve birçok ülke liderini kullanan emperyal güçler bugün kullanacakları yeni liderler arama peşindedirler.

 

Öncelikle, Ülkemiz liderlerinin bu gerçekleri iyi görüp, değerlendirip dış politikalarını akılcı bir yöntemle yürütmeleri gerekmektedir. Yarını ve geleceğimizi görmeliyiz. Biz bu hataları fazlası ile yapmış bir millet olarak tarihimizi bilmek, okumak ve ibret almak zorundayız. Meydanlardaki halkın coşkusunu körükleyip, hamaset duygularının kazandırdığı duygusallığın başımıza açacağı musibetlerden uzak durmalıyız. Durmalıyız ki; gelecek nesillerimize iyi bir Türkiye bırakabilelim.

 

Evdeki yangını söndürmeden, gelecekte söz sahibi olma hayaliyle komşudaki yangına koşmak aptallığından önce kendi evinin yanıp kül olmasından başka bir işe yaramayacağının hesabını iyi yapmalıyız.

 Nasreddin hoca misali “YA TUTARSA” ile devlet yönetilmeyeceğini bilmeliyiz.

“YA TUTMAZSA” ile kılı kırk yarmalıyız.  Akılcı ve gelecek nesilleri düşünerek fikir üretmeyi teslimiyet gibi görme kompleksinden kendimizi kurtarmalıyız.

 

Türkiye cumhuriyetinin kuruluş ilkelerinden ve devlet politikalarından sapmamalıyız. İç siyaset ile dış siyaseti birbirinden tamamen ayırmalıyız. Dış siyasete Halkın duyguları değil Devleti yöneten basiretli yöneticilerin aklı hâkim olmalıdır.

 

Bugün tatlı ve hoş gelen bazı eylem ve söylemlerin ileriki yıllarda gelecek nesillerimizin büyük acılar çekmesine neden olabileceği düşüncesini göz ardı etmemeliyiz.

 

Ülkemizde ve Dünyada birlikte yaşamak zorunda olduğumuzun şuuruna erişerek, geleceğin inşasını bu şuurla şekillendirmeyi düşünmeliyiz. Beceriksiz yönetici hatalarının bedeli Millet evlatlarının kanı ve canı olmamalıdır.

 

Ülkemizde her değerimizin siyasi ikbal uğruna istismar edildiğini ve hala daha edilmekte olduğunu görmeden içimizde birlik ve beraberliği sağlamamız mümkün olmayacaktır. Milletvekili birliği milletin birliğinin ifadesi gibi gösterilme gafletinden kurtulmalıyız.

Her geçen gün ALLAH korusun milletimizi, kinle dolu iki kaynayan kazan içine doldurulmaya çalışanların ocaklarına odun taşıdığımızın farkında olmalıyız.

 

Yıllardır dünyanın çeşitli bölgelerinde akan kan ve gözyaşı her şeye rağmen devam etmektedir. Durmamıştır, durdurulmamıştır.

Neden ve niçinler’ini çok iyi görmeli ve cevaplarını da bulmalıyız.

 

 14.06.2010

Hoşça kalınız.

 

 

 

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
3.67
Powered by Vivvo CMS v4.1.2