Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
‘VENİ, VİDİ, VİCİ’
Yüksek atlamanın kurallarını yıktı ve kendi atlayış tekniğiyle en yüksek seviyeye sıçradı. Ve o günden sonra bu atlayış tekniği onun adıyla anıldı
‘veni, vidi, vici’ geldim, gördüm, yendim. Büyük İskender’in ünlü sözü. Nasıl ki çözülemeyen düğümün, bir kılıç darbesiyle kesilmesi sonucu, uzak Asya’ya kadar hükümdarlık eden büyük İskender’in, seferlerinin dönüşünde edindiği tecrübelerin toplamı olarak söylediği söz.
Kimselerin çözemediği düğümü, bir kılıç darbesiyle hedefine ulaşarak çözen ve anahtar rolünü yerine getiren İskender gibi, bugün de ülkemizde yapılacak olan referandum da anahtar durumunda olacak olan, CHP’si Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğludur. Bu kilidi açacak olanda, kapatacak olanda odur. Onun gücü, onun performansı bu referandumun sonucunu belirleyecektir. Nedenlerini ne kadar sıralasak bile, toplumun ondan beklediği farklılıklar bu sorumluluğu yeterince sayın Kılıçdaroğluna çoktan yüklemiş durumdadır. Çünkü, aynı zamanda bu durum var olma, yok olma mücadelesidir. Onun için, Eylül ayında yapılacak olan referandumun anahtar konumunda olan kahramanı, ülkeyi karış karış dolaşıp halka gereğini anlatacak olan ve halkı anlayacak olan, yani, gittim, gördüm, geldim diyecek olan sayın Kılıçdaroğlu olacaktır.
ESKİ ZİHNİYETLER
İzmir CHP nihayet il başkanına kavuştu. Herkes yerli yerine kendi yandaşlarını yerleştirmeye başladı. Yani sizin anlayacağınız, Garp cephesinde değişen bir şey yok. Zaten değişmeyecektir de. Adı, değişim sadece. Yer değiştirme. Zihniyet farklılığı falan hak getire. Sen bizden değilsin, yeni gelene de, sen hem onlardansın, hem bizdensin. Onlar gittiler, sen şimdi bize çalış zihniyetleri. Şimdi herkes değişiklik bekleyecek. Aslında, hiçbir değişim falan olmayacak. Eski geleneksel yapılanmalar aynen devam. Belli sulta zihniyetlere devam. Kendisi değişmeyen CHP’si, herhalde milleti değiştirmeye çalışacak.
NE OLUR, NE OLMAZ
Çok ilginç bir ülkede yaşıyoruz. Belki de bu yüzden Avrupa ülkeleri bizleri iyi anlamıyor. Ya da anlayamıyor. Hantal bir devlet yapısı içerisinde, hayatla boğuşup gidiyoruz. Sanki, devlet için yaratılmışız gibi, sanki vatandaşın hiç hakları yokmuş gibi bin yıllık zihniyetler sürüp gidiyor. Daha doğrusu, vatandaş mı devlet için vardır, yoksa devlet mi vatandaş için vardır çözülmesi zor bir soru gibi duruyor karşımızda. Vatandaşın talepleri hiçbir zaman önem sırası taşımıyor. Veya önem kazanmıyor. Böyle olunca bizler devlet için var görüntüsü veriyoruz anlaşılan. Bence, devlet ne kadar kutsalsa, vatandaşta aynı olarak kutsal olmalıdır. Tabii bunun özünde yatan asıl gerçek, bakış açısı, anlayış ve yaklaşım meselesidir. Bunun uzantısı da Eylül ayında yapılacak olan referandumda az çok ortaya çıkacaktır. Ne olup, ne olmayacağımıza bir yerde kendimiz karar vereceğiz.
Farklı düşünmek insanı daima çekici kılar. Böyle insanlar genellikle lider karakterli insanlardır. İnsansı meziyetler, genellikle örnek olacak şekilde gelişmiştir böyle insanlarda. Gelişme ve değişme farklı düşünmenin öncüsüdür. Toplumda , farklı olanı daima benimser. Farklı olan hep önderdir. Aşağıdaki örneğimizde olduğu gibi. Sağlıcakla kalın.
FARKLI DÜŞÜNMEK
1968'deki Meksika Olimpiyat Oyunları'na kadar bütün yüksek atlamacılar alışılmış 'Western Roll' tekniğiyle yarışıyorlardı. Yüzleri çıtaya dönük, vücutları paralel şekilde çıtayı geçmeye çalışıyorlardı. Fakat bu durum değişmek üzereydi. Pek tanınmamış bir atlet çıtaya yaklaştı ve 2.24 m'lik atlayışı ile yeni dünya rekorunu belirledi. Tek yaptığı, havalandıktan sonra tüm atletlerin aksine çıtaya yüzünü değil, sırtını dönmekti. Ayaklarını yukarı çekti ve dizlerini kırarak çıtanın üzerinden sırtüstü atladı. Atletin adı Dick Fosbury'di.
Yüksek atlamanın kurallarını yıktı ve kendi atlayış tekniğiyle en yüksek seviyeye sıçradı. Ve o günden sonra bu atlayış tekniği onun adıyla anıldı. Bugün yüksek atlamada hâlâ bu teknik (Fosbury Flop) kullanılıyor.
14-07-2010
RUHİ GÜLERCAN



del.icio.us
Digg
Yorum gönder