Anasayfa | TORBALI GUNDEM | ‘VENİ, VİDİ, VİCİ’

‘VENİ, VİDİ, VİCİ’

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Yüksek atlamanın kurallarını yıktı ve kendi atlayış tekniğiyle en yüksek seviyeye sıçradı. Ve o günden sonra bu atlayış tekniği onun adıyla anıldı

 

 

 

 

 

‘veni, vidi, vici’  geldim, gördüm, yendim.  Büyük  İskender’in  ünlü  sözü.  Nasıl ki  çözülemeyen  düğümün,  bir  kılıç  darbesiyle  kesilmesi  sonucu,  uzak  Asya’ya  kadar  hükümdarlık  eden  büyük  İskender’in,  seferlerinin  dönüşünde  edindiği  tecrübelerin  toplamı  olarak  söylediği  söz.

 Kimselerin  çözemediği  düğümü,  bir  kılıç  darbesiyle  hedefine  ulaşarak  çözen  ve  anahtar  rolünü  yerine  getiren  İskender  gibi,  bugün de  ülkemizde  yapılacak  olan  referandum da  anahtar  durumunda  olacak  olan,  CHP’si  Genel  Başkanı  sayın  Kılıçdaroğludur.  Bu  kilidi  açacak  olanda,  kapatacak  olanda  odur.  Onun  gücü,  onun  performansı  bu  referandumun  sonucunu  belirleyecektir.  Nedenlerini  ne  kadar  sıralasak  bile,  toplumun  ondan  beklediği  farklılıklar  bu  sorumluluğu  yeterince  sayın  Kılıçdaroğluna  çoktan  yüklemiş  durumdadır.  Çünkü,  aynı  zamanda  bu  durum  var  olma,  yok  olma  mücadelesidir.  Onun  için,  Eylül  ayında  yapılacak  olan  referandumun  anahtar  konumunda  olan  kahramanı,  ülkeyi  karış  karış  dolaşıp  halka  gereğini  anlatacak  olan  ve  halkı  anlayacak  olan,  yani,  gittim, gördüm, geldim  diyecek  olan sayın  Kılıçdaroğlu  olacaktır.

ESKİ  ZİHNİYETLER 

İzmir  CHP  nihayet  il  başkanına  kavuştu.  Herkes  yerli  yerine  kendi  yandaşlarını  yerleştirmeye  başladı.  Yani  sizin  anlayacağınız,  Garp  cephesinde  değişen  bir şey  yok.  Zaten  değişmeyecektir de.  Adı,  değişim  sadece.  Yer  değiştirme.  Zihniyet  farklılığı  falan  hak  getire.  Sen  bizden  değilsin, yeni  gelene de,   sen  hem  onlardansın,  hem  bizdensin.  Onlar  gittiler,  sen  şimdi  bize  çalış  zihniyetleri.  Şimdi  herkes  değişiklik  bekleyecek.   Aslında,  hiçbir  değişim  falan  olmayacak.  Eski  geleneksel  yapılanmalar  aynen  devam.  Belli  sulta  zihniyetlere  devam.  Kendisi  değişmeyen  CHP’si,  herhalde  milleti  değiştirmeye  çalışacak.

 

NE  OLUR,  NE  OLMAZ

 

Çok  ilginç  bir  ülkede  yaşıyoruz.  Belki de  bu  yüzden  Avrupa  ülkeleri  bizleri  iyi  anlamıyor.  Ya da  anlayamıyor. Hantal  bir  devlet  yapısı  içerisinde,  hayatla  boğuşup  gidiyoruz.  Sanki,  devlet  için  yaratılmışız  gibi,  sanki  vatandaşın  hiç  hakları  yokmuş  gibi  bin  yıllık  zihniyetler  sürüp  gidiyor.  Daha  doğrusu,  vatandaş mı  devlet  için  vardır,  yoksa  devlet  mi  vatandaş  için  vardır  çözülmesi  zor  bir  soru  gibi  duruyor  karşımızda.  Vatandaşın  talepleri  hiçbir  zaman  önem  sırası  taşımıyor.  Veya  önem  kazanmıyor.  Böyle  olunca  bizler  devlet  için  var  görüntüsü  veriyoruz  anlaşılan.  Bence,  devlet  ne  kadar  kutsalsa,  vatandaşta  aynı  olarak  kutsal  olmalıdır.  Tabii  bunun  özünde  yatan  asıl  gerçek,  bakış  açısı,  anlayış  ve  yaklaşım  meselesidir.  Bunun  uzantısı da  Eylül  ayında  yapılacak  olan  referandumda  az çok  ortaya  çıkacaktır.  Ne  olup,  ne  olmayacağımıza  bir  yerde  kendimiz  karar  vereceğiz.

Farklı  düşünmek  insanı  daima  çekici  kılar.  Böyle  insanlar  genellikle  lider  karakterli  insanlardır.  İnsansı  meziyetler,  genellikle  örnek  olacak  şekilde  gelişmiştir  böyle  insanlarda.  Gelişme  ve  değişme  farklı  düşünmenin  öncüsüdür.  Toplumda , farklı  olanı  daima  benimser.   Farklı  olan  hep  önderdir.  Aşağıdaki  örneğimizde  olduğu  gibi.  Sağlıcakla  kalın.

 

FARKLI  DÜŞÜNMEK

 

1968'deki Meksika Olimpiyat Oyunları'na kadar bütün yüksek atlamacılar alışılmış 'Western Roll' tekniğiyle yarışıyorlardı. Yüzleri çıtaya dönük, vücutları paralel şekilde çıtayı geçmeye çalışıyorlardı. Fakat bu durum değişmek üzereydi. Pek tanınmamış bir atlet çıtaya yaklaştı ve 2.24 m'lik atlayışı ile yeni dünya rekorunu belirledi. Tek yaptığı, havalandıktan sonra tüm atletlerin aksine çıtaya yüzünü değil, sırtını dönmekti. Ayaklarını yukarı çekti ve dizlerini kırarak çıtanın üzerinden sırtüstü atladı. Atletin adı Dick Fosbury'di. 
Yüksek atlamanın kurallarını yıktı ve kendi atlayış tekniğiyle en yüksek seviyeye sıçradı. Ve o günden sonra bu atlayış tekniği onun adıyla anıldı. Bugün yüksek atlamada hâlâ bu teknik (Fosbury Flop) kullanılıyor.

 

                                                                                14-07-2010

 

                                                                            RUHİ GÜLERCAN

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2