Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Oldu-bitti
HALKI ve halkın iradesini dillerinden düşürmeyenler, ya ‘yalan’ söylüyorlar, ya da insanları ‘aptal’ yerine koyuyorlar.
Biçimsiz siyasetin yıllarca tekrarlanan ve ne hikmetse hala denenen bu iki yaklaşımının görünürde biteceği, tükeneceği konusunda umutlarımız her geçen gün daha da zayıflıyor.
Halkınıza, insanınıza inanmıyorsunuz, bari aldatmayın. “Yaparız diyorsanız”, yapın. Yapamayacaksanız söz vermeyin, umut yeşertmeyin.
Ben:
“Siyaseten söylenmiş…”
“Seçim ortamında sehven dillendirilmiş…”
“Dün öyleydi, bugün değişti…”
Laflarından utanıyorum.
Çözüm merkezi olması gereken siyaset ve siyasi kurumlar, güven erozyonuna uğra-makta, insanlar siyasetçiye inanmamak-talar.
“Al birini, vur ötekine…”
“Hepsi aynı, gelen gideni aratır…”
“Ortak tek noktaları, sadece yalan”, diyen yurttaşlar var. Hem de azımsanamayacak kadar çok.
İnsanlar bu noktalara nasıl geldi, bu tespitler uzaydan mı bize empoze edildi?..
Hayır…
Bu; siyaseti yalanla aynı kefe içerisinde tartanlarının ürünü.
Güvensizlik, ardından çözümsüzlüğü getirir. Bugün işin içinden çıkılamayan birçok soru-nun temelinde siyaset yapanlara karşı duyulan inançsızlık yatmaktadır.
Bu nedenledir ki, sorunlar çözülmeye çalışıl-dıkça, daha da karmaşık hale gelmekte, Arap saçına dönmektedir.
Demokrasinin ‘kodlarını’ doğru okuyamadığı-mızın yanında, yönetim anlayışlarımıza hakim olan, “Ben yaptım oldu” olgusu, bazen şaşkınlık, bazen hayret ve çokça da nefretle karşılanmaktadır.
Sonunda aynı pişkinlik serenomisi:
“Bu millet balık akıllıdır, nasıl olsa unutur.”
Bence artık ‘unutulmamanın’, ‘unutturma-manın’ vakti zamanı geldi-geçiyor. Aynı filmi, değişik figüranlarla, değişik mekanlarda seyretmekten vazgeçmeliyiz.
Bir ‘milat’ tespit edilmeli.
Siyasetin, insanımıza güven verecek iklimlere ulaşabilmesinin bir yolu bulunmalı.
Bu fasit daire mutlaka kırılmalı…
Sırtını yalan dağlarına dayanan ağaların yerlerine, temiz siyasetin ve “yönetimlerinin” her kilometre taşının yanı başında, halkıyla ortak akıl kollayan figürlerle değiş- tokuş yapılmasının gerekliliğine inanlardanım.
***
Bir yere çöplük yapacaksanız, önce, konuyu o çöplükten etkilenecek insanlarla müzakere et-melisiniz.
Bu ayıp değil…
Üstelik seçim sath-ı mailinde: “Böyle bir şey yok” dediyseniz ve şimdi o sözleri unuttuy-sanız, durum iki kere daha vahim demektir.
Alevi yurttaşlara: “Size Cemevi için şu yeri tashih ettim”, diyorsanız ve – sebebi her ne ise- yer değişikliğinin gerekçelerini ilk evvel o insanlarla tartışmalısınız.
Bu sizi küçültmez, aksine çok daha farklı konumlara getirir.
Siyasete ve siyasetçiye güvenin yolunu açar, insanlar, genel çerçeve içerisinde yalnızlaş-mazlar, sivil inisiyatifler kendilerini marjinalleştirmezler.
Birlik ve beraberliğin dokusu güçlenir.
Adam yerine konulurlar…
İnsanca ve demokratik normlar içerisinde yaşamanın yolları açılır…
Kötü bir şey mi öneriyoruz dersiniz?..



del.icio.us
Digg
Yorum gönder