Anasayfa | TORBALI GUNDEM | TORBALI Ertan UNVER 3

TORBALI Ertan UNVER 3

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Bunu ben söylemiyorum, gelişmeler anlatıyor, kendi dillerince.. Tabii ki de anlayana, anlamasını bilene.. Ben yalnız bir şeyi vurguluyorum: Artık bu işi ben bile düzeltemem; yani o ünlü deyişle “ARTIK SİZİ BEN BİLE KURTARAMAM” !.. Neyleyeyim ki gerçek bu; elimden bir şey gelmez.

 

 

 

PARÇA KONTÖR” 3…

 

         ** Şu bizim RTE (RTE, Recep Tayyip Erdoğan’ın kısaltılmışıdır.) son zamanlarda bir alem oldu doğrusu. Onu böyle alem yapan en baş konu da, şu bizim referandum zırvalığı oldu. Daha 11 ay 8 gün önce, CHP’nin şu 15 nci geçici maddeyi kaldırıp 12 Eylülcüleri yargılayalım önerisine “CHP hep böyle sulu şakalar yapıyor” cevabını vermişken, bugün referandum zırvası yüzüsuyu hörmetine GEÇİCİ 15 nci MADDE FEDASİSİ OLUP ÇIKTI… BU DURUM SİZE GÖRE NORMAL Mİ?.. Ve otuz (rakamla 30) yıllık idam mektubunu okumasının ve o tuhaf ağlamasının neden yadırgandığını ben de anlayamıyorum doğrusu… Birincisi, yani O SULU ŞAKA HİKAYESİ yaşandıysa, tuhaf ağlama neden yadırganıyor doğrusu şaşıyorum.. Tuhaf deyip geçin işte… 

            ** Yaa, bakın burayı; çak bizim Bülent Arınç’ın suikast hikayesini bulamadınız dimi.. Varsan baksan, sizler şu KOZMİK ODALAR HİKAYELERİNİN DURUM VAZİYETLERİNDEN DE BİHABERSİNİZDİR ALLAH BİLİR… Size ben ne diyeyim, a benim “nanemolla beri taraflılarım”… O kozmik oda(lar)da bir hakimceğiz fink atarkene nasıl da heyecanler yaparidiniz… Noldu şimdicik böyle sütlimanlıklara karışıverdiniz… A benim kançın ağzlılerim…          

aktifmatematik_logo_481117113.jpg  

            ** Hamamda şarkı söyleme şapşallığı yapmak gibi olacak ama; bunu da yapacağım giderayak.. Bilmeyenler için yazayım; 12 Eylül sonrasında, 21 Eylül 1980 gününden başlamak üzere tam sekiz (8) defa gözetim altına alındım ve suçsuzlukla salındım… Bir tek dava bile açılmadı.. Parça parça 34 gün içerde kaldım.. En uzağı Gaziemir’e kadarcık taşıdılar, mekanımı.. (O zamanlar -16 Eylül 2010’da kırkıncı yılı dolacak olan- evliliğimin öteki mensubu da vardı ve fedakarca bu durumları toparlardı…) Tümü düzmece ihbarlarla oldu, bu gözetimlerin.. Ve tümünde de sol ideoloji eksenli suçlamalar vardı… Şimdi diyorum ki, ben bu referandumda aceba yanlış mı yapmaktayım, HAYIR demekle.. Ne dersiniz?.. Aceba evet mi demeliyim, bu Anayasa oylamasına?.. Bakzanıza, 8 (sekiz) defa gözetim altına alınmışım.. Yani, elime fırsat geçmişken bir evet mi çeksem şunlara kıyağından; çeksem de şu 12 Eylülcülerin akıllarını bir nevi de başlarına mı devşirtiversem.. Yoksa bıraksam da dağınık mı kalakalsın(lar); ha ne dersiniz?.. Şu akılsız başımı bir akıllı katkılarda bulunsanız diyorum…  

            ** Bir şey(ler)e karşı olmak; hele hele biraz baskın gücü olan şey(ler)e… O kadar zevkli doyumlar (hedolar) salar ki insanın ruhsal boşluklarına, anlatılmaz türdendir o zevklenme… Şimdi ülkede bazı alanlarda ve bazı konularda bunlara benzerliklerin sergilendiğini görebilmekteyiz.. Örneğin, son zamanlarda orduya-askere karşı yürütüldüğünü gördüğümüz şu dengesiz çıkış tırtırı böyledir.. Şu meşhur vesayet karşı çıkışı böyledir… Elbette Türkiye’de ordu ve asker de eleştirilecektir; baskın vesayet reddiyeleri de savunulacaktır. Bundan doğal ne olabilir?.. Bizim üzerine eğilip çözümlemeye çalıştığımız durum bu değildir.. Şimdi yaşadığımız, gözlemlediğimiz bir hastalıklı yapılanmadır bizim tahliline çalıştığımız.. Türkiye’nin belli bir entel/dantel takımı var ki, o moda deyimiyle liboşluğun iyicene gözünü çıkaracak türden ve cinsten AYDIN TAİFESİ, işte bizim konumuz budur, bunlardır ve de buralardır… Siz de dikkat ederseniz, TV’lerde yüzlerinden çakarsınız (anlarsınız) böylelerinin, ordu - asker aşağılamalarında ve vesayet çıkışlarında aldıkları o tuhaf ve hastalıklı zevki ve hazzı… İşte bu durum son zamanlarda iyiden iyiye düşündürücü boyutlara tırmanmıştır.. Sıcaklardandır.. Havalardandır.. İçten, samimi ve ülkemizdeki yapılanmış yanlışlıkları, çarpıklıkları düzeltmeye dönük olduğu zaman, durum bütün eleştirilerin haklılığı noktasında herkeslerin kabulüdür zaten.. Kimsenin itirazı olamaz.. Askerin de, ordunun da, vesayetin de… Son tutuklamalar mı(?) dediniz.. Ses gelmiyor, ses.. Zaten görüntü de yok.. Yok yok; bozuk değil.. Yok… Zaten İnegöl köftesi üzerine, Dörtyol portakalı gelince, herkesin, her şeyleri anlaması gerekmektedir diye düşünmekteyim, ister istemez!.. 

            ** TTO yine harikalar yaratıyor: Damgamızı Vurduk!.. Torbalı Ticaret Odası diyorum, yine hayallerde.. Zaten Torbalı’nın makus talihi budur; yıllar yılıdır böyle sürüp gelmektedir, o durum.. Bir hayalden girer, öbür hayalden çıkar gideriz.. Sonuçta yine Torbalı, şinanay aynasına talim eder.. Daha sonra da gelsin yakınmalar.. Kaldı ki onların alayları bile hayali fenerdir… Yani aslı astarı yoktur.. Örnek: Çok vergi toplanmış vergi dairesinin, bir ilçe için bir hiç olduğunu bu ilçeyi yönettiğini sanan takım, bir türlü anlayamamıştır.. (Tabii bu işler KKK’cılık işi değildir.. KKK, Kara Kuvvetleri Komutanlığı demek değil, Kompleksli Kasaba Kifayetsizliği demektir…) İşte bakın; çok özetle sunmaya çalışayım. Bir yerde gördüm; Torbalı SORUNLAR LİSTESİYMİŞ.. Hızlı trenden sokak köklerine kadar uzanan birçok sorun başlıkları var.. 20 başlık.. Evet olabilir.. Olamayacak olan bu başlık anlamlarının yerine oturmaması ve bu başlıklarla nasıl ilgilenileceğinin bilinmemesidir.. Siz bu başlıkları bütün dünyanız yapar ve onların içine sıkışırsanız hiçbirini çözemeden ömrünüz geçer… VE DÜNYAYI O SANIRSINIZ.. Ancak bilmiyorsanız gider burnunuzun dibindeki ÜNİVERSİTELERDEN BİRİNE ve de bir MASTER PLAN ÇİZİMLERSİNİZ.. Torbalı nedir, neredir, neler yaşamaktadır-yaşayacaktır; Torbalının gelirini nelerden/nerelerden elde edilecektir; onu nasıl toplumla/mesleklerle (insanla) buluşturacağız.. Bugünün yaşadığımız Torbalısı ile geleceğin net Torbalısını nasıl kurumlaştıracağız/düzenleyeceğiz… Bunların düzenlenmesine dönük tedbirler nelerdir ve nasıl yapılandırılacaktır… Yürüyün artık onlarla birlikte; bilimle birlikte.. Bilin ki sizi yanlışlıkların oluştuğu yerlerin tümünden uzaklaştıracaktır, bu temel yapı.. Ve çözümler de çıkacaktır sorunlara, o arada.. Sizleri, çözümler üretilen bir zeminde tutacaktır, sürekli olarak, o temel yapı.. Deneyin bakın; göreceksiniz bunlar tümüyle gerçeklerdir; hemen siz bile anlayacaksınız… (TURİZM ve GOLF NE DEMEKTİR.. METROPOLİS NEREDİR ve KİMLERİNDİR… Nasıl ele alınacaktır.. O konularla ilgili neler- ne zaman yapılmalıdır, gibi noktalar kendiliğinden gündeme düşecektir… KABACKIRI’NA O KEPAZE OSB, NE ANLAMA GELMEKTEDİR ve NE ANLAMDA GİTMEKTEDİR… İŞTE O ZAMAN İYİCE ANLAŞILACAKTIR…) 

** Gerçekten şu İsmail Uygur senin çırağın, senin yetiştirmen muhabbetini artık bir sonlandırın.. Çünkü bunun bana büyük bir saygısızlık ve hatta hakaret olduğunu artık anlama zamanınız geldi çattı.Zaten çocuk bir defasında bile “Ben onun çırağıyım; yetiştirmesiyim” demedi ki.. Çünkü bunun böyle olmadığını; olamadığını/olamayacağını da en iyi kendisi bilir… Vaziyet böyleyken, düzeltilmediği için, bakın konu nerelere gidiyor: Geçenlerde Hamit’in lokantasında bir yemek yenmiş; SIKI DURUN.. BU YEMEKTE BEN DE VARMIŞIM.. GÜRSEL KARACA DİYE BİRİ BİZİM TAKSİCİ MEVLÜT’E, ORADAYMIŞ GİBİ SÖYLEMİŞ.. Bunda bir kasıt olamaz; sanmam.. Yanlışlık vardır.. Havaların şu son sıcaklarındandır, olsa olsa.. Yaa, arkadaş böyle şeylere beni karıştırmayın.. Ben bir defa, “Benden ırak oralara direk” deyip, çekip gitmişim aralarından ve her türlü yıpranmayı,-hatta bazılarına göre yıkılmayı bile- göze almışım; karıştırmayın beni şu çıraklıklara, yetiştirmelere, falan.. Bakın dalganıza.. Zaten sizler için, İSMAİL’İ GECE YATIRIP SABAHA PROJE İLE UYANDIRAN, MALZEMELERİ VERİP DURUYORLAR; ayrıca DAHA BİRÇOK MALZEME SERGİLİYORLAR; ONLARLA İDARE EDİN… Yalnız şunu söyleyeyim; İsmail Uygur değil iki bin konuta imza atmak; yirmi konutluk projenin çantasını taşımakta bile her zaman yetersiz kaldı ve bunu da en iyi kendisi bilir.. Bırakın bu kapsoldan işleri, konuları iyice sarpa sardırmayın.. Sahte imzaları ve de yürü yavrum yürüleri çaldırmayın…  

** İŞİ BİTMİŞ TORBALI: Bunu ben söylemiyorum, gelişmeler anlatıyor, kendi dillerince.. Tabii ki de anlayana, anlamasını bilene.. Ben yalnız bir şeyi vurguluyorum: Artık bu işi ben bile düzeltemem; yani o ünlü deyişle “ARTIK SİZİ BEN BİLE KURTARAMAM” !.. Neyleyeyim ki gerçek bu; elimden bir şey gelmez..  

            ** (BURADAKİ KÖŞELİ ve SİVRİ USLUP, ÖZEL BİR AMAÇTAN KAYNAKLANMAKTADIR.. O AMAÇ GEREKEN ETKİYİ YARATMAYA; KONULARA GEREKEN DİKKAT, VURGU ve İLGİYİ ÇEKMEYE DÖNÜKTÜR.. İNCİTME, ÜZME ve de RENCİDE ETME, AMAÇLAR ARASINDA ASLA BULUNMAMAKTADIR…)

TORBALI Ertan UNVER

TORBALI Ertan UNVER 2

 

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2