Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
RTÜK numara 178
HİÇ istemesek de, bazen, “Ben dememiş miydim”in eteğine yapışırız. Gerçi artık ‘demiş’ olmak, yahut ‘dememiş’ olmanın önemi harbiyesi kalmadı.
Kimsenin ders çıkarmak, kimsenin bellek kartının kapasitesini artırmak gibi bir endişesi yok… Onun için lafı, öyle lastik gibi sündürmenin de hiçbir anlamı yok…
Ne kadar kolay değil mi?..
Can Dündar’ın ‘Mustafa’sındaki Atatürk’ün içki, kadın ve dans kompozisyonları için…
“Keh keh keh”… “Hepimiz beşeriz, elbette ki vardır bazı zaaflarımız” pisiko analizleri.
Sıra ‘Muhteşem Süleyman’ın haremine gelince…
“Ecdadımız ayaklar altına alınıyor” yaygarası… Ne kadar ucuz değil mi?..
Ben ‘dizi’ özürlüyüm. Dizi seyretmem. Seyre değer film bulursam mutlaka giderim. ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisini seyretmedim. Can Dündar’ın ‘Mustafa’sını seyretmedim. ‘Hür Adam’ filmini de seyretmeyeceğim.
Yukarda sıraladığım üç film de birer tarihi belgesel değil. Üçü de senaristlerinin ve yönetmenlerinin bazı tarihi kaynaklardan yola çıkarak, kendi yorum ve anlayışlarına göre kurguladıkları özgün yapıtlardır.
Üçü de sinema, üçü de sanat…
Bin tane ‘Mustafa’ filmi çekilse; Atatürk’ün bendeki kaydı değişmez. Bin tane ‘Harem’ filmi ya da dizisi yapılsa; kimse ‘Kanuni Sultan Süleyman’ı gönlümdeki o soylu tahtından aşağıya indiremez. Bin tane ‘Hür Adam’ filmi kurgulansa; kimse beni, ‘Saidi Nursi’nin ‘Cumhuriyet ve bağımsızlık mücadelemizin’ önemli bir aktörü olduğuna inandıramaz.
Ta ki… Yeni bir belgeyle, yeni bir kaynakla, bilimsel olarak ikna edilinceye kadar. O zaman inanırım.
Bu filmleri de, eğer seyredersem; içeriklerinde ki kaynak zenginliğinin sanatsal yorumlarına bakarım, fesine şapkasına dikkat ederim, müziği güzelse gözlerimi kapatıp, koltuğa kaykılarak dinlemek isterim… O kadar…
***
“Muhteşem Yüzyıl” dizisinin tarihimizi yanlış yansıttığını savunan bir konuşmacı: “Halkımız okumuyor, tarihi bilmiyor, filimler de ki her şeyi “tarihi gerçekler” olarak sanıyor” ifadesini kullandı.
İşte benim aradığım cevap… Çok doğru…
Eğer Fransız kral ve kraliçeleri, ya da İngiliz dük ve düşeşleri için yapılan o ‘rezaletin son perdesi’ türünden filmlere inanılıp tarih yorumlansaydı, Paris ve Londra da her gün gösteri yapılırdı…
Cehaletin nemalandığı bizim gibi ‘beşinci kalite’ ülkelerde, ne yazık ki bu bir realite. En üst düzeyde bakanların sert tepkilerini, hatta gözdağı veren demeçlerini, sanat yapıtlarına karşı siyasilerin sahip oldukları bakış açılarına alışamasak da, artık yadırgamıyoruz.
Onlardan farklı bir şey beklemek yanlış olur.
Beklentinin hüsrana uğradığı yer, Torbalı…
Bu büyük ilçenin ‘Büyük Torbalı’ gazetesinde, bizim yazılarını beğenerek okuduğumuz bir köşe yazarı; yazısının bir bölümünde, diziyi eleştirdikten sonra o bölümünün sonuna bir not düşüyor:
İhtiyaç olursa RTÜK Telefonu : 178……..
Bunun mealen Türkçesi: “Ben beğenmedim, siz de beğenmediyseniz RTÜK’e şikayet edip, dizinin yayından kaldırılmasına katkıda bulunun.”
İşte bu acı… Bu çok vahim…
Bir köşe yazarı, beğenmediği bir diziyi eleştirebilir, katılırız veya katılmayız, o konu okuyucusuyla onun arasında ki bir şey…
Ancak…
Bir eleştiri yazısı böyle bir ‘adres göstermeyle’ bitiriliyorsa, o yazı artık eleştiri boyutlarında çıkarılıp, başka amaçlara hizmet etmek için kaleme alınmış sayılır.
Yazık olan bu…
O hiçbir zaman seyretmeyeceğim “Muhteşem Yüzyıl” dizisi yayından kaldırılırsa, bu mütevazi katkıyı ömrümce hep anımsayacağım.
Bu, sistematik ‘tek üniformalı’ düzene gidiş yolundaki; ‘çok seslilik’, ‘özgürlük’, ‘demokrasi’, ‘yüzde kırk ikiyi anlama’ palavralarını, o kadar yazı o kadar demece rağmen birer ‘paravana’ olduğunun gerçeği gün gibi, hem Türkiye’yi, hem de Torbalı’yı aydınlatmaktadır.
Tabi ki “İhtiyaç duyana…”
Tabi ki, kafasını kaldırıp, gökyüzüne bakabilene…



del.icio.us
Digg
Yorum gönder