Anasayfa | TORBALI GUNDEM | RAHAT MISIN?

RAHAT MISIN?

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Hayat mı çok hızlı akıyordu yoksa biz mi çok uzun yaşayacağımızı zannediyorduk bilemiyorum.

 

 

 

İŞYERİME çıkarken veya dönerken çoğu zaman karşılaşırdık. O, belediyenin altındaki kahvenin önünde çayını içer, gazete okurdu. Birbirimizi gördükçe karşılıklı saygıyla selamlaşırdık. Son 4-5 aydır ilişkimiz bu şekilde uzaktan uzağa sürmüştü. Birbirimizi sevdiğimizi her ikimiz de biliyorduk. Ama ilişkimiz yalnızca bu boyutta kalmıştı. Zaman bulup da bir iki bardak çay içip sohbet etme fırsatımız olmamıştı.

 

Hayat mı çok hızlı akıyordu yoksa biz mi çok uzun yaşayacağımızı zannediyorduk bilemiyorum.

Şimdi düşünüyorum da keşke bir iki laf edip de o uzaktan saygıyla selamlaştığım sevdiceği bir dinleme – sohbet etme fırsatı yaratsaymışım. Ancak son pişmanlık hiç de fayda vermiyor.

Daha bu ayın ikisinde köşemdeki yazıda “Ne Yapıldı Acaba?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Orada intihar olaylarına değinmiş “Zaman zaman oluşunca telaşlanırız. Daha sonra unutulup gider. Anlaşılan zamanı yaklaştı, kısa bir süre sonra yine bir olay olacak. Ha bugün, ha yarın! Eli kulağında, artık ne zaman olacağını Allah bilir. Torbalı Kaymakamlığı 26.02.2008 tarihinde Torbalı İlçesine bağlı Subaşı Beldesi’nde;  2007 yılında meydana gelen 2 intihar vakası ve 2008 yılında meydana gelen 4 intihara teşebbüs olayı hakkında, İzmir Aile Danışma Merkezi Müdürlüğünden mesleki çalışma yapılmasını talep etmiş. Bunun üzerine ilgili müdürlük; 26 Mart 2008 tarihinde bir rapor hazırlamış. Bu rapor; internette bir araştırma yaparken tesadüfen karşıma çıktı. Rapordan kamuoyunun ne kadar bilgisi oldu bilemiyorum.  Buradan sizlere birkaç tespit aktarmak istiyorum, tespitler şöyle;” demiş o rapordaki tespitlerden birkaç tanesini sıralamıştım.

Sonuç paragrafında da “Geçen üç sene içerisinde rapor doğrultusunda acaba koordineli neler yapıldı? Hangi çalışmalar yapıldı ve hangi sonuçlar alındı? Daha neler, ne zaman yapılacak? Kamuoyuna bu konuda hangi tür hizmetler düşüyor? Yaşadığımız toplumda hayati öneme sahip bu konularda biz de bilgi sahibi olmak ve sürece katkıda bulunmak istiyoruz.” diyerek yazıyı bitirmiştim.

O günden bu güne görev beklenen kurumların hiçbirisinden ses çıkmadı. Her zaman olduğu gibi nasıl olsa unutulur gider. Türk milleti ne de olsa balık hafızalıdır mı dediler ne dedilerse bilemiyorum. Belki de haklılar, ne diyebilirim ki!

O dostumun yani rahmetli Ergün Caner’in musalla taşı üzerindeki tabutunu ve tabutun hemen arkasındaki cemaati gazetede görünce tarifi mümkün olmayan ve buraya aktarmakta güçlük çekeceğim duygulara kapıldım.

Ne demiştir imam oradaki cemaate?

Birçok nasihat ve temenniden sonra cemaate dönüp; merhuma hakkınızı helal ediyor musunuz? Cevaben; Helal olsun. Helal ediyor musunuz? Helal olsun. Helal ediyor musunuz? Helal olsun demiştir cemaat. O sıralar Ankara da olmasaydım muhtemelen ben de katılıp, ben de helal olsun diyecektim. Evet; tekrar edeyim kendi adıma (ne hakkım geçmiş olabilir bilemiyorum ama) helal olsun.

Bu kısım tamam, burada herhangi bir problem yok. O bizden helallik aldı, almasına da bir de aklıma gelen şu ki acaba rahmetli hakkını bize helal etti mi? Böyle bir soru ona da soruluyor mu? Örneğin bana hakkını helal etmiş midir acaba?

Ne bileyim; yani kendisini intihara sürükleyen sisteme, bankaya, yanı başındaki yöneticilere…

Giderek uzakta kendi yaşamını yönlendiren yöneticilere, arkadaşlarına, eşine dostuna, ilişkide olduğu veya olmadığı hayatının akışına şu veya bu şekilde yön verilmesine veya verilmemesine neden olan o insanlara yani bizlere acaba hakkını helal etti mi?

Önce tek tek, sonra çiftleşen daha sonra yârin kaç kişilik olacağı meçhul olan bu intihar olaylarında bizlerin suçu yok mu?

Bunun hesabını nasıl veriyoruz veya vereceğiz?

Bakın ey dostlar, yakınlar… Uzaklar… Her neyseniz ve kimseniz lütfen bu konuya bir el atın. İnceletiyor musunuz? İnceliyor musunuz? Bir sonuç mu çıkartıyorsunuz ne yapıyorsanız bir an önce yapın ve bu insanlık suçu olayların önüne geçin lütfen.

Ne yani bir de “İntihar Edenler Derneği veya İntihar Edecekler Derneği kurulmasını mı bekliyorsunuz? Böyle bir dernek kurulabilir ve bu merhumlar kendi haklarını savunabilirler mi acaba ne dersiniz? Bu mümkün mü? Mümkün olmayacağına göre iş kimlere düşüyor. Elbette ki bizlere…

Bu saatten sonra bir de İntihar Edenlerin Haklarını Koruma Derneği mi kuralım. İntihar olaylarının oluşumunda hepimizin sorumluluğu var kanaatindeyim. Bu nedenlerledir ki ben kendi adıma tanıdığım tanımadığım tüm intihar olayını gerçekleştiren veya girişimde bulunup da beceremeyen insanlardan kendi adıma özür diliyorum.

Devekuşu gibi kafamızı kuma gömdüğümüzde bizi görmüyorlar zannediyoruz. Sanki Torbalı da hemen hemen ayda en az bir intihar vakası olduğunu kimse bilmiyor.  Keşke olaylara sessiz kalınmayıp da ortaklaşa bir şeyler yapılsa ve biz de üzerimize düşenleri yapabilsek. Her iki merhuma Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 gönderilen):

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2