Anasayfa | TORBALI GUNDEM | Burası Türkiye

Burası Türkiye

Yazı ebatı: Decrease font Enlarge font
image

Olup biteni gözlemleyen geçici görevle gelmiş kömür dağıtıcısı memur ertesi gün yanına kafa dengi bir arkadaşını da alıp





Burası Türkiye -I

            Bu olay gerçektir. Hikayesine bakıp da acaba diyip şaşırmayın. Bana da Mevzuat Mustafa anlattı. (Mevzuat Mustafa; Subaşı’ndaki trafik teşkilatının da kurucusu olan, benim büyüğüm, aile dostum, Emekli Başkomiser Mustafa BAYSAL) hikaye 2001 yılında Haldun TANER ödül yarışmasına gönderilmiş, bir örneği de “Cumhuriyet Dergi” de yayınlanmış. Hikaye; İstanbul’daki Küçükpazar Karakolu’nun kuruluş hikayesi;

            Yıl 1980 Mevzuat Mustafa arkadaşları ile birlikte komiserlik kursundadır, görgü ve deneyimlerini artırmak için semt karakollarını da geziyorlar. O hafta Eminönü Emniyeti havalesini gezecekler. Arkadaşı ile ona Unkapanı Karakolu’nu ziyaret düşer. O zamanlar Unkapanı’nda sebze hali vardır. Hal olması nedeniyle halin içerisinde de karakol vardır. Geçerken bu ufak tefek daracık karakola da uğrarlar. Buradan ayrılırlar Unkapanı Karakoluna doğru yürümeye başlarlar. Unkapanı Karakolu Haliç’in iki yanını birbirine bağlayan Unkapanı Köprüsünün hemen başında tek katlı temiz, güzel görünümlü büyükçe bir yerdir. Burada uzunca bir zaman kalırlar. Oradan çıkıp Sirkeci yönüne giderken daha 100m ya yürürler ya yürümezler iki katlı ahşap, oldukça bakımsız bir binanın üzerinde “Küçükpazar Karakolu” yazdığını görürler. Karakolun bu kadar yakında bir karakol daha olamaz. Şaşırırlar, neyse buraya da bir girelim derler. Girerler karakoldan içeri. İçeride üç polis bir de komiser karşılıklı oturuyorlar.  Hoş-beş hasbıhal, çaylar söylenir. Çaylar içilirken; Mevzuat Mustafa bu ya;  “-Karakollar 100m mesafe ile üçgen biçiminde küçük bir alanda kurulmuşlar, bu durum mevzuata uygun değil diye düşünür- Unkapanı Karakolu gerekli bir karakol bu tamam. Hal içerisinde de bir tane o yerin özelliği gereği kurulmuş bu da tamam, kanuna uygun. Fakat içinde bulundukları bu karakol da ne oluyor, 100m mesafede bir karakol daha olur mu? Mevzuata aykırı.”  Bu durumun sebebini karakol komiserine sorar. Genç amir hafif gülümser, yaşlı polis memurunun yüzüne bakar. Belli ki sen anlat demektedir. İstanbul’daki Küçükpazar Karakolu’nun kuruluş hikâyesini anlatır yaşlı polis Kanun Mustafa’ya;

            Yıl 1954-1955 az ilerideki hal karakolu var o zaman. Unkapanı Karakolunda köprü yapıldığı zaman köprünün güvenliğini sağlamak için yapılmış. Hani sabotaj falan olursa diye… Küçükpazar karakolunun kuruluşu tam o zamanlara rastlıyor.

            1950’li yıllarda Sirkeci Emniyet Amirliğinden emekli olan üç polis geçimlerini sağlamakta zorlanırlar. Yaşları henüz gençtir. Bir şeyler yapmaları da gerekiyor. Kafa kafaya verirler şu işi yapalım, bu işi yapalım, şöyle yapalım, böyle yapalım derler ama nafile hiçbir iş tutturamazlar. İş yapabilme düşünceleri içerisinde boğuşurken bir gün birisi “karakol kuralım” der. Bu düşünceyi diğer ikisi de kabul ederler. En iyi bildikleri ve geçmişte de yaptıkları iş bu işti. Neden olmasın !

            Neticede; üç kafadar Karakolun bulunduğu bu ahşap binayı kiralarlar. Görev yaptıkları dönemde bu bölgede tanındıkları için de bu bölgeyi seçmişlerdir. Küçükpazar Karakolu diye bir tabela yazdırır, binanın kapısına asarlar. Polisler önceden de tecrübeli oldukları için bir karakol için ne gerekiyorsa alır, kısa zamanda karakolu döşer, hizmete açar, işe başlarlar.

            Başlar başlamaz da kaldıkları yerden avantaları toplamaya devam ederler. O sıralarda da Sirkeci Emniyet Amiri değiştiğinden yeni gelen amir de burada böyle bir karakolun gerçekte var olup olmadığını doğal olarak bilmemektedir.

            Bu arada normal bir karakolun ne görevi varsa hepsini de yerine getirirler. Vukuat işlemlerini bile yaparlar. Uygun bir zaman kollayıp, yeni gelen Sirkeci Karakol Amirine çikolatalarla hoş geldin’e dahi giderler. Amire memur azlığından yakınırlar. Amir de “bende memur çok, birkaçını size görevlendirelim” der ve Küçükpazar Karakoluna üç memurunu verir. Böylece bir karakolun tüm düzeneği kurulmuş olur. Evraklar gelir, evraklar gider, suçüstüler yapılır, suçlular adliyeye götürülür, yazışmalar dosyalanır. Normal bir karakol ne yapıyorsa Küçükpazar Karakolunda da o işlemler yapılmaktadır. (Devamını haftaya bıraktık)

 

        Burası Türkiye -II

           

            İşler öylesine aksamasız ve mevzuata uygun yapılmaktadır ki, izin programları bile uygulanmaktadır. Kurucu iki polisten ikisi birden izine çıksa dahi işler karışmasın diye birisi kesinlikle karakolda kalır. İki kurucu polis yıllık izinli olduğu bir zaman, üçüncünün de bir yakını vefat edince zorunlu olarak o da üç günlüğüne memleketine gitmek zorunda kalır. 

            Aksilik bu ya, aynı günlerde Sirkeci Emniyet Amirliğinden bir memur Küçükpazar karakoluna geçici olarak görevlendirilir. Bu memur daha önce İl Emniyet Müdürlüğü’nde karakolların kömür dağıtım işlerini yaptığından hemen hemen tüm karakolları ezbere bilmektedir. Küçükpazar Karakolu diye bir karakol bilmemektedir. Böyle bir karakolla karşılaşınca şaşırır. Karakoldaki diğer memurların da pek bir şey bildikleri yoktur.

            Kış dönemi gelmiş, tüm karakollara kömür dağıtılmış, dağıtma işi bitmiştir. Oysa Küçükpazar Karakolu’na henüz kömür mömür gelmemiştir. Bir gün kendine iş edinir, “herkesin karakoluna kömür geldi de bizimkine niye gelmiyor” diye meraklanıp, Emniyet Müdürlüğü kömür dağıtım işlerinin yapıldığı bölüme, eski çalışma arkadaşlarının yanına gider. Tüm karakollara kömür verildiği halde kendi karakollarına neden kömür verilmediğini sorar arkadaşlarına. Onlar da öyle bir karakol bilmediklerini söylerler. Nasıl olur der. Binası var, memurları var, ben dahi orada çalışıyorum der. Listeler çıkartılır araştırılır ama böyle bir karakol adı yoktur. Yine de kömür dağıtımından sorumlu olan arkadaşları onu eli boş göndermezler, 2 ton kadar kömürü arkasından karakola gönderirler. Kömürün geldiği gün karakolun kurucusu üç memur da ekmek kapıları Küçükpazar’a dönmüşlerdir. Geçen bu zaman içerisinde arkadaşlarından neler olduğunu öğrenmeye çalışırlar. Onlar da karakola gönderilmeyen kömürü aldıklarını öğünerek anlatırlar.

            Üç bitirim kafadar karakolun elektrik, su parasını kendileri ödediklerinden kömürü de kendi paralarıyla almaktadırlar. Bu duruma çok bozulurlar. İşler karışmıştır. Üçü de şaşkın, şaşırmış bir yüzle, konuşmayı bir süre keser yüz yüze bakışırlar. Ama yapacakları bir şeyleri de yoktur. Kömürü de geri gönderemezler.

            Olup biteni gözlemleyen geçici görevle gelmiş kömür dağıtıcısı memur ertesi gün yanına kafa dengi bir arkadaşını da alıp Sirkeci Emniyet Amirliğinin yolunu tutar. Olayı amire anlatırlar. Sirkeci Emniyet Amiri memurları yanına alır, doğruca İstanbul Emniyet Müdürü’nün yanına giderler. Her şeyi müdüre anlatırlar. Zamanın Emniyet Müdürü güngörmüş, uyanık bir adamdır. Sel oldu, su bastı gibisinden bir yazı yazdırıp Ankara’dan, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden Küçükpazar Karakolu’nun dökümünü ister. Kısa bir süre sonra genel müdürlükten “böyle bir karakol yoktur” diye yanıt gelir. Emniyet Müdürü, ildeki şube müdürlerinin tümünü çağırtır, olayı özetle anlatır ve birlikte Küçükpazar Karakoluna doğru yola çıkarlar. Karakoldaki tüm memurlar da haberdar edilmiştir. Müdür, karakoldaki memurları şube müdürlerinin önünde sorguya çeker. Her birine kaç yıldır karakolda çalıştığını, kaç yıldır görev yaptığını, ne zaman geldiğini sorar. Neticede üç eski memuru tespit eder ve onları alıkoyar. Sıkıştırmalar sonucu bir iki ufak tefek kemkümden sonra üçü de konuşur. Emekli olduklarını, emeklilikten sonra iş bulamadıklarını, başkaca bir iş kuramadıklarını… anlatır, suçlarını itiraf ederler. İşi birinci ağızlardan dinledikten sonra Müdür tamam der. Bu olayı hiçbir yerde, hiçbir zaman anlatmayacaksınız. “Hemen İstanbul’u terk edip bilinmez bir yerlere çoluğunuzu çocuğunuzu da alıp gideceksiniz.” der. Şube Müdürlerine de “bu karakol bugünden itibaren yasal hale gelecek. Ankara’ya bir yazı yazın; sel, su baskını filan diye gerekçeler sıralayın… talimatını verir.

            İşte Küçükpazar Karakolu’nun kuruluş hikayesi böyle olmuş. Ne dersiniz, böyle şeyler olur mu? Ne de olsa burası Türkiye…          

Sosyal sitelere ekle: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Subscribe to comments feed Yorumlar (1 gönderilen):

champelton pack 20/02/2011 09:13:11
avatar
güzel bir hikaye ve acı bir Türkiye gerçeği teşekürler bu paylaşım için...
Thumbs Up Thumbs Down
0

Yorum gönder comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu girin:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Sayfayı yazdır
  • Plain text Düz metin
Etiketler
Bu yazı için etiket yok
Bu yazıyı oyla
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.1.2