Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Yüce IMF bizi affet!
Bizi toplum olarak, kavim olarak helak eyleme, başımıza taş (pardon faiz ve kredi notu düşürümü) yağdırma! Sana muhtacız, sen olmasan halimiz nice olurdu?
Sen ki affedicisin, bugüne kadar yaptığımız nice hataları affettin, ne olur bu sefer toplantıların sırasında gerçekleşen; gerek güvenlik kuvvetleri, gerek halk, gerekse de gösterici olarak çuvalladığımız taşkınlıkları da affet..."
“Ey esirgeyen ve bağışlayan IMF, geçtiğimiz hafta Dünya Bankası ile birlikte yıllık toplantılarının yapıldığı bir zamanda, senin bizlere yol gösterici olarak gönderdiğin direktörün sayın Strauss Kahn’a Bilgi Üniversitesinde yaptığı bir konuşma sırasında ayakkabı atılmıştır. Ne yazık ki bu talihsiz olay; merhamet ettiğin, sınırsız nimetlerinle bezediğin ve rızkını verdiğin Türkiye topraklarında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı tarafından gerçekleştirilmiştir, sana karşı mahcubuz. Bizi toplum olarak, kavim olarak helak eyleme, başımıza taş (pardon faiz ve kredi notu düşürümü) yağdırma! Sana muhtacız, sen olmasan halimiz nice olurdu?
Sen ki affedicisin, bugüne kadar yaptığımız nice hataları affettin, ne olur bu sefer toplantıların sırasında gerçekleşen; gerek güvenlik kuvvetleri, gerek halk, gerekse de gösterici olarak çuvalladığımız taşkınlıkları da affet. Kapına gelmeye yüzümüz olmasa da, bizim hatırımız olmasa bile bugüne kadar sana ödediğimiz faizlerin ve diğer menkul kıymet iratlarının yüzü suyu hürmetine sana sığınıyoruz, bizi affına müesser eyle, 45 milyar doları kasamıza nasip eyle ya IMF.”
***
Yukarıda IMF’ye yaptığımız münacat aslında şu zamanki koşullarda hiç de yapmayacağımız birşey. Bizati, Başbakanın gösteri ve eylemler hakkında yaptığı neredeyse destekleyici açıklamalar bunu açık şekilde anlatıyor. Çünkü bu sefer nasıl olduysa IMF’ye hiç de ihtiyaç duymadığımız bir ekonomik daralma, bir kriz dönemi yaşıyoruz. IMF’den gelecek parasal yardıma ihtiyacımız hakikaten yok ve bu da zaten artık yedinci kez dillenen “IMF ile anlaştık” spekülasyonlarına neden oluyor. Ayrıca gerek Başbakanımızın gerekse diğer ekonomi kurmaylarımızın, IMF’ye karşı umursamaz tavrı bunu anlatıyor.
***
Madem ki IMF’ye ihtiyacımız yok, peki neden yazdın böyle bir münacatı diyorsunuz değil mi?
Karşılaştırma için...Bu münacat 2001 koşullarını yaşayan Türkiye’nin yaptığı ve yine aynı koşullarda olsa yapacağı bir münacattır. Şimdi yani 2009 da ise durum tam tersi: “Sen bilirsin IMF” der gibi konuşabilmektedir Başbakanın ya da ekonomi bakanın. Çünkü artık dünya düzeni değişmiştir ve son zamanların meşhur tabiriyle krizden çıkış sürecinde ipler tamamen olmasa da birazcık daha bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin eline geçmiştir.
Hatırlarsanız önceki yazılarımızda Türkiye’nin krizden kazanımlarının da olduğunu söylemiştik. Tarihi düşük seviyelerdeki enflasyon, faizler ve küçülen cari açığımızın eğer koruyabilirsek kriz sonrasında bizi yepyeni bir Türkiye yapacağından bahsetmiştik.
***
Diyelim ki IMF’den 45 milyar dolar geldi ne olacak?
Kabaca yüzde 2 gibi düşük bir maliyetle gelecek olan para eğer IMF’nin de istediği gibi Merkez Bankasında rezerv olarak kullanılırsa çok bir değişiklik olmayacak. Sadece dış dünyaya biz IMF’yle anlaştık, yani artık sıkı bir bütçemiz ve düşük maaşlı çalışanlarımız, hatta işsizlerimiz var izlenimi verilecek. Kısılan sağlık harcamaları ve daha az eğitim hizmetleri de yeni bir stand by’ın cabası. Sıkı bütçeye ve artan rezervlere ödül olarak belki bir kredi notu artırımı ve buyrun sıcak paraya...
Peki müstakbel 45 milyarı devlet harcamalarını artırmak için kullanırsak ne olur, yüzde 3 değil de 7 büyürüz belki, işsizlik ilk etapta birazcık azalır ama bütçe patlar. Bütçe patlarsa faizler yükselebilir. Ayrıca her iki durumda da kur aşağı gider ithalat fırlar. İthalat fırlarsa zamanla cari açık yine alır başını gider ve Türk firmaları üretmek yerine düşük kurla ucuza ithal etmeyi seçerler. Üretmezlerse de istihdam düşer. Kısacası yukarıda saydığımız tüm kazanımlarımız bir bir çöpe gider.
Bize göre mümkünse (!) IMF parası gelmesin. Biz kendi yağımızda kavrulmaya devam edelim. Kısa vadeli yüksek büyüme yerine uzun vadeye yayılmış sürdürülebilir bir büyüme ve istihdamdan yana olalım.
Sağlıcakla Kalın.



del.icio.us
Digg
Yorum gönder