Bölümler
- TORBALI GUNDEM
- GASTE
- Eğitim, Kültür ve Sanat
- Spor, Sağlık, Teknoloji, Araç, Vize, Sigorta, Trafik
- GENEL
- İzmir Gündem
- POLITIKA
- EKONOMI
- Aliağa
- Balçova
- Bayındır
- Bayraklı
- Bergama
- Beydağ
- Bornova
- Buca
- Çeşme
- Çiğli
- Dikili
- Foça
- Gaziemir
- Güzelbahçe
- Karabağlar
- Karaburun
- Karşıyaka
- Kemalpaşa
- Kınık
- Kiraz
- Konak
- Menderes
- Menemen
- Narlıdere
- Ödemiş
- Seferihisar
- Selçuk
- Tire
- Torbalı
- Urla
- İzmir Beldeler
-
YAZARLAR Genelden
- > Ali KÜLEBİ
- > Ali SİRMEN
- > Ataol BEHRAMOĞLU
- > Bekir ÇOŞKUN
- > Cüneyt ARCAYÜREK
- > Deniz SOM
- > Emin ÇÖLAŞAN
- > Emre KONGAR
- > Gani MÜJDE
- > Güray ÖZ
- > Hikmet ÇETİNKAYA
- > Hulki CEVİZOĞLU
- > İlhan SELÇUK
- > Mümtaz SOYSAL
- > Oktay AKBAL
- > Oktay EKINCI
- > Özdemir İNCE
- > Ruhat MENGİ
- > Süheyl BATUM
- > Ümit ZİLELİ
- > Yılmaz ÖZDİL
Tatil ve Dinlenmek
Ramazan öncesi de böyleydi, vatandaşın tatile ayıracak artık parası yok
SAHİL yolundan, kıvrıla kıvrıla Özde-re’ye oradan da yeşilliklerle boyalı Gü-müldür Beldesine geldik. Torbalı’da açıkçası sıcaklara dayanamadım üç gün-lük bir kaçamak yaptık. Sahil sitesindeki 09 Çoban pansiyona yerleştik. Apart Otel, kendin pişir kendin ye. Okuyucu-larım belki üç günlük Apart otel para-sının merak etmiş olabilirler, söyleyim, 100 TL. Açıkçası bizimkisi gariban işi.
Pansiyon sahibi Mustafa Yılmaz Ço-ban’la konuşuyorum. “Mustafa Bey, işler nasıl?” Hocam bu yıl tatile gelen yok, odaların çoğu da boş”, diyor. “Ra-mazan ve referandum mu işlerinizi boz-du?” “Hayır, hiç alakası yok. Ramazan öncesi de böyleydi, vatandaşın tatile ayıracak artık parası yok.” Mustafa Bey bu işten usanmış bıkmış, satılık levhasını da otelin duvarına asmış.
“Hasan Hoca, Türkiye referandum diye yanıp tutuşuyor, sen kalkmışsın deniz kenarında keyif çatıyorsun” diyeniniz olabilir. Denizin kenarını görünceye ka-dar üç gün geldi geçti. Tatil ve dinlenme deyince, insanın en doğal hakkı, akla gelmeli. Yaşamak, beslenmek, eğitim, sağlık, cinsellik, iş ve aş insanın en te-mel hakkıysa, tatil ve dinlenme de bu haklar arasında olmalı ve korunmalıdır, diye düşünüyorum. Bir kaç gün tatil, insanı yeniliyor ve rahatlatıyor.
Ertesi gün erkenden kalktım. Sahili dolaşmak ve rutin yürüyüşümü yapmak için deniz kenarına indim. “Deniz o kadar durgun, o kadar durgundu ki karıncalar su içerdi. (Yaşar Kemal, Bir Ada hikayesi) Deniz, aynen böyle, karıncalar su içer gibi sakindi. Mimik minik dalgalar kıyıya vuruyordu. Bu yıl Menderes Belediyesi, sahile sosyal bir çalışma yapmış. Yolları genişletmiş. Sa-hilin kenarına, “soyunma odaları, tu-valetler ve duşlar ücretsizdir,” levhasını asmış. Gerçekten tuvaletler tertemiz, beş yıldızlı otellerin tuvaletleri gibi insan kullanmaya kıyamıyor. Ne güzel değil mi? Küçük bir hizmet ama sahile gelen tüm yurttaşların ihtiyaçlarını karşılıyor. Belediyelerin görevleri buna benzer hizmetler olmalı. Menderes Be-lediyesinden bu yazıyı okuyan olur mu, bilemem ama sahile inerken duvarın dibinde birkaç tane demir betonun dışın-da duruyor, acilen kesilmesi gerekir. O gün iki kişi görmezde sahildeydi. Sonra sahilden doğuya doğru yürüyorum, kar-şıma büyük oteller çıkıyor, hemen sınıf farkı görülüyor. “Şenglozlar ve şemsi-yeler Ali, Veli oteline ve sitesine aittir. Yabancılar giremez ve kullanamaz,” yazılı levhalar var. Sanki sahil babala-rının tapulu malı. Deniz kenarlarını göz göre göre kapatmışlar. Biraz daha yürü-düğümde, duvarlarda, duş 2 TL, WC 1 TL. Buraya gelen kalabalık aile ise yan-dı. 50 kuruşa su iç, 1TL’ye tuvalete gir. Deli Ömer çayının kavuştuğu yere de-mir köprü yapılmış, fırça ve yağlı boya getirilerek demirlere, “sensiz hayat yeri dibine batsın, seni sana bıraktım çıl-gına dönüyorum,” yazmış aşığın biri. Geriye dönüyorum, uluslar arası mavi bayrağın önünden geçiyorum, yine sahil zapdedilmiş, “özel mülktür girilemez,” levhası kapitalizmin özünü, gözler önüne seriyor.
Arkadaşım, Maytur Otel işleticisi, Ga-lip Yazgan ile sohbet ediyoruz. Koca otelde 10 kişinin olduğunu ve sahildeki esnafın durumunun hiç de iyi olmadığını söylüyor. “İnsanlar sabah kahvaltı yapa-caklar, bizim belediyenin çöpçüleri şan-gır şungur, ortalığı kokuya vererek çöp topluyorlar. Olacak şey mi şu?” diyerek yetkilileri uyarıyor, galip arkadaş. Sahile pek fazla referandum uğramamış.
Herkes işinde gücünde. Aman ne referandummuş, milleti bölüp parçala-dı!.. Ne kadar kirli çamaşır varsa ortaya atıldı. 12 Eylül gelse de kurtulsak, an-lamsız nutuklardan. Zaten sokaktaki va-tandaşın umurunda bile değil.
Geçen sene, epeyce iğde ağaçları vardı sahilde. Hepsini de kesmişler. Ağaçların altını restore edin gelen vatandaş gölge-de otursun. İğde çiçek açtığında çok şa-hane kokusu vardır. Doğaya verdiği o kokuyu trilyon verseniz yaratamazsınız. Maalesef çevremize ve doğaya sahip ç-ıkamıyoruz. Sahil yolunun duvarında ki yazıda anlamlıydı.
“Damlayaya damlaya göl olur kirlene kirlene çöl olur.”
“En güzel deniz henüz gidilmemiş ola-nıdır. En güzel çocuk henüz büyümedi.” (N.HİKMET RAN)
Denizlerimizi özgürce kullandığımız zaman güzel günler göreceğiz.



del.icio.us
Digg
Yorum gönder